Dêrsim bir kez daha Türkiye’nin gündemi oldu. Başbakan Davutoğlu ve Bahçeli’nin ziyaretleri ile Türkiye’nin gündemi olan Dêrsim, açık bir provokasyon ve karanlık bir senaryonun parçası haline getirilmeye çalışıldı.
Başbakan Davutoğlu’nun Dêrsim üzerinden başlattığı tartışma ve sonrasında medya üzerinden yarattığı algı ile Dêrsim tartışmaları temel gündem oldu. Başbakanın algı operasyonun iki temel hedefi vardı. Öncelikli olarak siyasal sıkışmışlığı geri plana atacak ve gündem değiştirmek açısından Dêrsim etnik, inançsal ve ideolojik kimliği ile biçilmiş kaftan olarak görüldü. Dêrsim üzerinden yaratılacak tartışma ile hem CHP sıkıştırılacak hem de ziyaret ile Kürt Alevilere ve devrimcilere mesaj verilecekti. Bu, ''benim çizgime gelmezseniz, Dêrsim üzerinden yaratacağım kışkırtma ile toplumsal kutuplaştırma yaratıp, yeniden çatışma çıkarırım'' mesajıydı.
AKP toplumsal kutuplaşma ve çatıştırma ile beslenen gerici pozisyonu ile hem milliyetçilere oynayacak hem seçime yatırım yapacaktı. Dêrsim üzerinden Kürt Özgürlük Hareketi'ne de ''çözüm süreci için gerekirse kanlı provokasyonlara imza atarım'' mesajı verilmek istendi.
Diğer yandan AKP, Alevilik başta olmak üzere Dêrsim'in muhalif kimliği üzerinden milliyetçi kesimlere ''devleti en iyi ben temsil ediyorum'' mesajı vermek istedi. Davutoğlu’nun ziyareti sırasında Alevilik noktasındaki Türk İslam Alevi çizgisi ve tek millet anlayışı bunun tipik örneğiydi. Alevilere ise kullandığı yerel değerler üzerinden, ''benim tanım ve istemlerim ile hareket ederseniz, asimilasyona boyun eğerseniz sizi kabul ederim'' denildi.
AKP çizgisinin bu çok yönlü mesajlar içeren algı operasyonuna uygun olan tetikçi ise her zamanki gibi faşist MHP oldu. Yapılan kışkırtma ile Dêrsim'e adeta sömürge komutanı gibi gelen MHP, 80 öncesi uğursuz rolü oynamaktan çekinmedi.
Dêrsim'e ve değerlerine hakaret eden ve büyük bir provokasyon tertibi olarak Dêrsime gelen Bahçeli, nefret suçuyla dolu ırkçı hezeyanlarını Dêrsim’de tekrar etme cüreti gösterdi. Bu cüret aslında MHP’nin tetikçilikten vazgeçmediğinin de göstergesiydi.
Çevre illerden topladığı ülkücüleri ile adeta Dêrsim’i işgal etmek isteyen Bahçeli, Dêrsimlilerin büyük direnişi ile karşılaşınca bir provokasyon boşa çıkarılmış oldu.
Dêrsimliler provokasyonu halk direnişi ile boşa çıkardı. Bir yandan değerlerini savundu, öte yandan bu coğrafyanın gerçek sahiplerini ve değerlerini gösterdi. Bu halk direnişi ile AKP ve MHP'nin ortak senaryosu hüsranla sonuçlandı.
Tüm bu yaşananlardan AKP’nin yaratmak istediği Kürt Türk- Alevi Sünni çatışması boşa düşürüldü. AKP'nin bir taşla birkaç kuş vurarak, halklar arası çatışma üzerinden gayri ahlaki faydacı yaklaşımı boşa çıkarıldı.
Dêrsim direnişinin açığa çıkardığı diğer bir gerçek ise “Bahçeli’ye gereken konukseverliğin gösterileceğini ve Bahçeli’nin ne kadar iyi bir adam olduğunu” söyleme gafletine düşen CHP Tunceli vekillerinin hicap verici yaklaşımlarıydı. Ankara’da oturup konukseverlik gösteren bu zatı muhteremler Bahçeli’nin hakaretlerinden gocunmamışlar ama Dêrsimliler bu zatı muhteremleri iyi tanıdı.
Dêrsim bir kez daha kendine yakışanı yaparak Dêrsimî bir duruşu gösterdi. Bu yönüyle de Dêrsim üzerinden karanlık senaryolar çizenlere anlamlı bir yanıt verdi "aslanlar yurdudur, tilkiler giremez".