Üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen katliama ait toplu mezarlar ortaya çıkmaya devam ederken, Av. Reyhan Helin Bulut, bugüne kadar Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne bireysel başvurular yapıldığını belirterek, "Artık Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapılabilinir" dedi.
Katliama giden süreç, 4 Mayıs 1937'de Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nda alınan ve başında "gayet gizlidir" ibaresi bulunan kararla başladı. "Tunceli Tenkil Harekatına Dair Bakanlar Kurulu Kararı" adı altında, resmi rakamlara göre 16 bin resmi olmayan rakamlara göre ise 70 bin Kürt Alevinin katledilmesi kararı alındı. 1937 yılına ait olan Dersim Katliamı kararı öncesinde, 1926 ile 1931 tarihleri arasında Dersim bölgesine gönderilen Cumhuriyet dönemi Mülkiye Müfettişleri, sosyal ve kültürel yapısına ilişkin gözlemlerini raporlar haline hükümete sundu. 1926'da Dersim'e gönderilen ilk Mülkiye Müfettişlerinden Hamdi Bey hükümete sunmak için hazırladığı raporda, "Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbanbaşıdır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak, memleketin selameti için mutlaka lazımdır" ifadelerini kullanırken, dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'a sunulan bir başka raporda ise, "Dersimli okşanmakla kazanılmaz. Silahlı kuvvetlerin müdahalesi Dersim'e daha çok tesir yapar ve ıslahının esasını teşkil eder. Dersim evvela koloni gibi itibara alınmalı, Türk camiası içinde Kürtlük eritilmeli" denildi.
Yıllar sonra yayınlanan Genelkurmay belgelerinde, katliam kararının alındığı Bakanlar Kurulu kararında, harekâtın Nazimiye, Keçikezen (Aşağı Bor), Sin ve Sin hattında yapılacağına dair ifadelerin bulunduğu bilgiler; aynı belgelerde katliamın yönetimine dair ayrıntılara yer verildiği de ortaya çıktı.
1926'da başlayan süreç, 1934 İskan Kanunu ve 25 Aralık 1935'de çıkarılan "Tunceli Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Kanun" ile Dersim adının Tunceli olarak değiştirilmesiyle devam etti. Dersim bölgesinde 1936 yılında kurulan Umumi Müfettişliğin başına getirilen Korgeneral Abdullah Alpdoğan'a "gerekli" gördüğü takdirde Dersim bölgesinde yaşayan aileleri başka yere gönderme yetkisi verildi. Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1936'da yaptığı TBMM konuşmasında, Dersim'deki aşiretlerin varlığını Türkiye'nin en önemli iç sorunu olarak tanımladı.

6 bin köy yakıldı, binlerce kişi sürgün edildi

1936'da Dersim'in en stratejik noktaları olarak gösterilen Amutka, Pulur, Karaoğlan, Sin, Haydaran, Danzik ve Burnak bölgelerine karakol yapımlarıyla başlayan yeniden işgal süreci, 11 Haziran 1938'de başlayan katliamlarla devam etti. 1938'de "yasaklı bölge" ilan edilen Kutudere, Kırmızıdağ, Sin, Halvori, Aliboğazı, Laç bölgelerinde gelişen halk direnişi, toplu katliamlar yapılarak bastırıldı. Katliam sonucunda resmi rakamlara göre 16 bin, resmi olmayan rakamlara göre ise 70 bin kişi yaşamını yitirdi. 6 bine yakın köyün boşaltıldığı katliamın ardından binlerce kişi Türk illerine sürgün edildi.

Katliama 'zamanaşımı' gerekçesi

Yapılan araştırmalara göre; 1938 Dersim Katliamı'nda yaşamını yitirenlere ait 30'a yakın toplu mezar ile 100 katliam noktası olduğu belirtilirken, günümüze kadar ulaşılan toplu mezarların açılması talepleri ise "zamanaşımı" engelline takıldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve katliamda yaşamını yitirenlerin yakınlarının yeri tespit edilen toplu mezarların açılması ve katledilenlerin kimliklendirilmesi için Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları başvurular, "zamanaşımı" gerekçesiyle reddedildi.

Katliam UCM'ye taşındı

İHD eski Temsilcisi Av. Barış Yıldırım'ın, Dersim merkeze bağlı Alacık (Roşnek) köyünde bulunan ve 1938 katliamında yaşamını yitirenlere ait olduğu belirtilen toplu mezarın açılması için 2011 yılında Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuru "zamanaşımı" gerekçesiyle reddedildi. Yıldırım'ın geçtiğimiz yıl Laç deresinde bulunan ve katliamda yaşamını yitirenlere ait olduğu belirtilen kemiklerin kültürel pratiklere göre definlerinin sağlanması ve kimliklendirme işleminin yapılması için yaptığı başvuru hakkında da "zamanaşımı" gerekçe gösterilerek takipsizlik kararı verildi.
24 Kasım 2010'da ise Berlin'de yapılan Dersim Konferansı'nda katliamın Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) taşınması kararı alındı. Avukat Erdal Doğan, Dersim Katliamı'na ilişkin hazırladığı 225 sayfalık dilekçe ile 23 Kasım 2012'de Hollanda'nın Lahey Şehrinde bulunan UCM'ye başvurdu.

AYM yolu açık

Katliama ait toplu mezarların açılması için yapılan başvurulara ilişkin bilgi veren Av. Reyhan Helin Bulut, günümüze kadar yapılan bireysel başvuruların tamamının reddedildiğini söyledi. Bulut, "Konuyla ilgili UCM'ye yapılan başvurular var. Ancak Türkiye soykırım suçunu tanımıyor. Soykırım suçuyla ilgili yaptırım uygulanabilmesi için Türkiye'nin taraf olması gerekiyor" dedi. Bugüne kadar katliamla ilgili Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) yapılan herhangi bir başvurunu olmadığını söyleyen Bulut, konuyla ilgili AYM'ye başvurulabileceğine işaret etti.

Resmi özür dilenmedi

Resmi tarih anlayışı ve Türkiye, katliam gerçeğini "isyan bastırma" adı altında reddetse de, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın 23 Kasım 2011'de, partisinin genişletilmiş il başkaları toplantısında, katliama ait raporları göstererek, "Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa; böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum" sözleri yeni bir tartışmaya yol açtı. Konuyu sadece Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı istismar eden Başbakan, bununla yetindi. Geçen süre zarfında Bakanlar Kurulu kararıyla resmi özür dilenmedi. Dersim adının iadesi konusundaki tartışmalar sürerken, katliamda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması ve toplu mezarların açılması yönündeki talepler de reddedildi.

DTK: Devlet yüzleşmeli

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) katliamın başlama kararının yıldönümüne ilişkin yazılı açıklama yayımladı. İnsanlık tarihinde birçok felaket, soykırım, yıkım, katliam, acı ve direnişlerle dolu olduğu belirtilen açıklamada, "Bu acıları yaşayan halklardan biri de Ortadoğu'nun en kadim halklarından Kürt halkıdır. Kürt halkı, en büyük yıkım ve felaketlerden birini de Dersim'de yaşamıştır" denildi. Dersim'de yaşanan vahşet Hitler'in ve Saddam'ın uygulamalarından farklı olmadığı vurgulanan açıklamada, on binlerce canın katledildiği ve işkencelerden geçirildiğini ifade edildi. Açıklamada, "Dersimde yaşananlar, yaşatılanlar tam anlamıyla bir soykırımdır. Bir insanlık suçudur. Dersim'de Kürt kimliği, Alevi kimliği yok edilmek istendi. Yaşananların, yaşatılanların bilinmesi istenilmedi. Bu vahşet bütün dünyadan, insanlıktan saklandı, gizlendi. Bu insanlık suçunun üstü örtülmek istendi" diye kaydedildi.

'Vicdanlarda mahkum oldu'

Katliamın üzerinden 77 yıl geçtiği hatırlatılan açıklamada, faillerin halen açıklanmadığı ve katliamların tüm detaylarıyla açığa çıkarılmadığı ifade edildi. Katliamcıların vicdanlarda ve insanlık tarihinde mahkum edildiği belirtilen açıklamada, yok edilmek istenen Dersim halkının Kürtlüğü ve Aleviliği ile demokratik, eşit, özgür yaşam yürüyüşüyle yoluna devam ettiğine vurgu yapıldı. Devletin, cumhuriyet tarihi boyunca yaptıklarıyla ilgili yüzleşmesi gerektiği vurgulanan açıklamada şunlara yer verildi: "Dersimde yaşatılar soykırım olarak kabul edilmelidir. Herkesi ve her kesimi bu toplumsal görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyor, Dersim katliamında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, katliamcıları lanetliyor ve nefretle kınıyoruz."

KONGRAGEL: Hesabı sorulacaktır

KONGRAGEL Eşbaşkanlığı da Türk devletinin Dersim’de soykırım kararının 77’inci yıldönümü vesilesiyle açıklamada bulundu.
Dersim Tertelesi’nin tüm sorumlularının nefretle lanetlendiği açıklamada, Türk devletinin bu soykırımla yüzleşmek suretiyle bunun hesabını vermek zorunda olduğu, mücadele olarak geldikleri aşamada çözümü yaratarak bunun hesabının sorulacağından hiç kimsenin kuşkusun olmaması gerektiği vurgulandı. 1.Dünya savaşında Kürdistan’ın parçalanması ve paylaşılması üzerinde ittifak eden uluslararası güçlerin, Türk devletinin Dersim'de yaptığı soykırımı görmezden geldiği belirtilen açıklamada, “Kürt katliamına sessiz kalma ittifakı bir biçimde günümüze kadar hala devam etmektedir. ABD ve Avrupa’nın temsil ettiği Batılı güçler ve onların etkisi altında olan mekanizmalar sessizliklerini sürdürüyorlar” denildi.
Kürdistan halkının yürüttüğü Özgürlük Mücadelesinin, bu sessizliğin devam etmesine izin vermeyeceği ifade edilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi:
“Dersim halkı 1937-38’lerde devlet tarafından çembere alınıp yok edilirken, Kürdistan’ın diğer bölgelerinden Dersim’in hawarına gidecek bir bilinç ve güç kalmamıştı. Kürdistan işgal edilmiş ve devletin hâkimiyeti tam sağlanmıştı. Şimdi ise başta Dersim olmak üzere Kürdistan’ın her bölgesinde Kürt halkı mücadelesini yürütmekte ve artık çözümü dayatmaktadır. Gelinen aşamada devlet Kürdistan da hâkimiyetini yitirmenin paniği içindedir.
Halkımız sömürgeci politikaları ve onun zihniyetini her geçen gün daha iyi tanımaktadır. Bugün AKP Hükümeti'nin Kürdistan'da yürüttüğü politikalar, aslında 1937-38 de CHP hükümetinin Dersim’de yaptığı Kürt soykırımının günümüz dünya ve Kürdistan koşullarına uyarlanmış maskeli bir formatıdır. AKP Hükümeti, 77 yıl önce Dersim soykırım kararını alan Kemalist hükümetin günümüzdeki İslami versiyonudur. Kürt sorununda Türk devletinin zihniyetinde köklü bir değişim yoktur. AKP bir taraftan 1937-38 Dersim katliamından bahsederken, diğer yandan hak ve hukuk isteyen ve bunun mücadelesini veren özgür Kürdün iradesini kabul etmiyor, yapabilirse de bu iradeyi her türlü hile ve oyun ile kırmak istiyor. Ancak Türk devletinin ve AKP’nin başarma şansı yoktur. Artık Dersim eski Dersim değildir. Devletin katliam ve soykırım ile bitirdiğini ve mezara gömdüğünü söylediği Kürt, Önder Apo ve şehitlerimizin yarattığı özgürlük ruhu ile mezardan çıkarılarak özgür insan ve özgür kimlik temelinde yeniden yaratıldı.
77. yıldönümünde halk olarak yaşadığımız büyük acılar ile doğru hesaplaşmak, hala devam eden insanlık trajedisine son vermek, soykırımın amaçlarını boşa çıkarmak, Dersim halkının kimliği ve inancı ile özgür yaşamasını sağlamak için, halkımız büyük fedekarlıkla bu günlere getirdiği mücadelesini demokratik ulus temelinde daha da yükselterek çözümü dayatmalıdır. Ancak bu temelde soykırım şehitlerinin anılarına sahip çıkabilir ve halkımızın geleceğine yönelik taleplerine yanıt olabiliriz.”

Tertele hakikatlarına ulaşmak şart

HDP Eşbaşkan Yardımcısı Hatice Altınışık, yaraların hala kanadığını belirterek, "Dersim Tertelesi'nin hakikatlerine ulaşmak ve gerçeklerle yüzleşmek, toplumsal barış için şarttır" dedi.
HDP Eşbaşkan Yardımcısı Hatice Altınışık, Dersim Katliamı'nın yıldönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Altınışık, "1937-38 tarihlerinde, Dersim'de Kürt kimliği ve Kızılbaş inancına sahip olanlara soykırım yapılmıştır. Üzerinden 76 yıl geçmiş olmasına rağmen, açılan yaralar hala kanıyor ve kanatılıyor" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın 2011 yılında sarf ettiği ''Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa, ben özür diliyorum" sözlerini hatırlatan Altınışık, Başbakan'ın siyasi arenada Dersim gibi kanayan bir yarayı malzeme etmediğini göstermek zorunda olduğunu söyledi. Altınışık, net olan taleplerini şöyle sıraladı: "Katliamla özdeşleşen Tunceli adı değiştirilmeli, Dersim adı iade edilmeli, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalı, 1937-38 döneminde sürgün edilen Dersimlilerin zararları tazmin edilmeli, ailelerinden alınarak başkalarına verilen Dersim'in kayıp kızlarının akıbetleri ortaya çıkarılmalı, Genelkurmay arşivleri açılmalıdır. Hem AKP hükümeti, hem de devlet özrün gereklerini yapmalıdır. Dersim Tertelesi'nin hakikatlerine ulaşmak ve gerçeklerle yüzleşmek, toplumsal barış için şarttır."

38 Kayalıkları’nda anma

Dersim Katliamı'nda çok sayıda kişinin uçurumdan atılarak katledildiği yer olan "38 Kayalıkları"nda düzenlenen anma etkinliğine yüzlerce kişi katıldı.
Dersim Belediyesi ve Devrimci Güç Birliği bileşenleri tarafından Halbori bölgesinde yüzlerce kişinin atılarak katledildiği yer olan "38 Kayalıkları"nda anma etkinliği gerçekleştirildi. Anmaya Dersim Belediye Eşbaşkanları Mehmet Ali Bul ile Nurhayat Altun, Dersim eski Belediye Başkanı Edibe Şahin, Erzincan Dersimliler Kültür Derneği üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. "Ma celade xo naskeme","Kerbeladan Dersim 38'e, Maraş'tan Sivas'a unutma" yazılı pankartların açıldığı anmada 1937 yılında idam edilen Seyit Rıza'nın fotoğraflarının olduğu dövizler taşındı. Katliamda yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan anmada, EMEP Dersim İl Başkanı Mustafa Taşkale,  BDP Dersim İl Eşbaşkanı Ergin Doğru birer konuşma yaptılar.  Katliamın üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen katliamın sonuçlarının ortadan kalkmadığını vurgulayan Doğru ,"77 yıl geçse de Dersim soykırımı biz Dersimliler için kapanmamış bir yara, görülmemiş bir hesaptır" dedi. "38 Kayalıkları Dersim soykırımının en barbarca uygulamalarının yaşandığı noktadır" diyen Doğru, "Kadın, çocuk, erkek demeden kurşuna dizilen, kurşunun pahalı olduğunu düşünüp meşe odunlarıyla dövülerek katledilen insanlarımız buradaki uçurumdan atılarak katledildi. Öyle bir vahşetti ki, Munzur kan akıyordu. Böyle bir vahşetin unutulması insanın kendine ihanetidir. Bundan kaynaklı bizler bu vahşeti unutmadık unutmayacağız" diye konuştu.

'Biz cellatları iyi tanıyoruz'

Dersim'de yapımı devam eden kalekol ve barajları "ikinci 38" olarak nitelendiren Doğru, toplumsal barışın sağlanmasının tek yolunun geçmişle yüzleşmek oluğunun altını çizerek, "Bu zihniyet değişmedikçe, inkar politikaları devam ettikçe bu coğrafyaya barış nasıl gelecek?" diye sordu. AKP ve CHP'nin Dersim katliamını siyasi malzeme yaparak, katliam üzeriden rant elde etmeye çalıştığını vurgulayan Doğru, "Biz bu soykırımı gerçekleştiren katilleri de cellatları da iyi tanıyoruz. Mevcut AKP gericiliği ve Kemalizm'in bu politikalar üzerinden katliamdan siyasi rant sağlamaya çalışmasına izin vermeyeceğiz" şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından kayalıklardan atılarak katledilenler için Munzur'a kırmızı karanfiller bırakıldı. Anma katliamda yaşamını yitirenler için yakılan Zazaca ağıtlarla son buldu.

İstanbul'da eylem

Aralarında Dersim Pertekliler Derneği, Munzur Çevre Derneği, Kurmeşliler Derneği, Dersim Gazetesi, Alibeyköy Dersimliler Derneği'nin de olduğu sivil toplum örgütleri ve dernekler, 4 Mayıs 1937'de "Tunceli Tenkil Harekatı" kararıyla başlayan Dersim Katliamı'nın yıldönümünde, yaşamını yitirenleri anmak amacıyla Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi gerçekleştirdi. Oturma eylemine, BDP İstanbul il Eşbaşkanları Emrullah Bingül ve Arife Çınar, İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri de destek verdi.


ROJDA KORKMAZ/DİHA/DERSİM