Türk devletinin tüm askeri gücünü yığmasına rağmen direnişin 101. gününe girdiği Sur’da operasyonların ‘tamamlandığı’ açıklansa da, mahallelere yönelik bombardıman ve saldırılar dün de devam etti. 

İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın ardından Türk Genelkurmayı da Sur’daki işgal operasyonuna dahil olduğu 18 Aralık’tan bu yana devam eden operasyonların “tamamlandığını”, 206 barikatın ve 7 hendeğin kapatıldığını ileri sürdü. 

İlçede 4 gün önce en az 50 sivilin yaralandığı mahallelerden dün de haber alınamazken askeri sevkıyat devam etti, ilçeden patlama sesleri yükseldi. 

HDP’li Sibel Yiğitalp’in verdiği bilgiye göre, önceki gün itibariyle son bir hafta içinde ilçeden 23’ü çocuk 64 sivil çıktı. Çıkan sivillerden biri katledildi. Aralarında epilepsi hastaları, adli dengesini kaybetmiş bir çocuk, 2 yaşındaki Beritan, yaşlıların da bulunduğu 21 kişi tutuklandı. 


18 saat sonra gözaltı kaydı

İlçeden 3 gün önce çıkan 1’i çocuk 13 kişi ise gözaltına alınarak Diyarbakır Adliyesi’ne götürüldü. Sivillerin gözaltına alınma saati Emniyet kayıtlarına 18 saat sonra işlendi. 4 yaşındaki R.Ö adlı çocuk, daha önceki çocuklar gibi Esirgeme Kurumu’na gönderildi. 

Gözaltına alınan sivillerin isimleri şöyle: Osman Paslı (60), Mehmet Yakoğlu (26), Mehmet Şirin Kaya (19), Sedat Nurioğlu (21), Mahsun Saruhan (20), Ahmet Karatay (30), Ferit Özbek (36), Yunus Özak (28), Baran Aslan (18), Ferhat Yurttepe (16), Aynur Öztürk (39), Ömer Atalay (27).

R.Ö’yle birlikte Esirgeme Kurumu’na verilen çocukların sayısı 9’a yükseldi. Tutuklanan Remziye Tosun’un 9 yaşındaki kızı Beritan Tosun, 11 yaşındaki Kadir Şahin, 7 yaşındaki Talat Abiş ve ismi öğrenilemeyen bir çocuk daha ailelerinin izni olmadan Çocuk Esirgeme’ye götürüldü. Gülistan Arslan (10), Rojda Arslan (7), Muaz Arslan (6), Özgür Arslan (4) kardeşler ise anne ve babası gözaltına alınıp serbest bırakılmalarına rağmen hala ailelerine verilmedi. 


Mevzuatı bir kenara bıraktı

Mevzuata göre ya ailenin isteği ile ya da çocuğun aile ortamında zarar görmesi durumunda yurda veriliyor. Ancak Sur’daki ailelerin durumu, bu mevzuatın dışında. Yasaya uygun olmayan bir durum yaşanıyor. İHD’li Gamze Yalçin, yasal dayanağı olmayan bu uygulamayla çocuklara dönük farklı bir politikanın devreye konulduğuna dikkat çekerek, bunun çocuklarda büyük bir travma yaratacağını belirtti. 


Zihniyet aynı araçlar değişti

Dersim soykırımı üzerine araştırmalar yapan, “İki Tutam Saç: Dersim’in Kayıp Kızları“ belgeselinin yönetmeni Nezahat Gündoğan, Sur’dan çıkarılan çocukların Esirgeme Kurumu’na verilmesini soykırım zihniyetinin bir uygulaması olarak tanımladı. ANF’ye konuşan Gündoğan, özyönetim ilan edilen kentlerde yaşananların tamamının Dersim soykırımını çağrıştırdığına dikkat çekti ve ekledi: “Zihniyet, mantık aynı. Sadece araç ve biçimler bakımından sürece uygun hale getirilmiş durumda.”


Asimile etmek için

Ailesinin rızası olmadan çocukların bir devlet kurumunda alıkonulmasının ne yasal ne de ahlaki hiçbir dayanağı olmadığını vurgulayan Gündoğan, “Dersim’deki zihniyet aynen uygulanıyor. Çocukları ailelerinden koparmak asimilasyonun bir parçası. Çocuklar bu şekilde kendilerine yabancılaştırılmak, kendi kültürüne yabancılaştırılmak isteniyor” dedi. 

Söz konusu uygulamanın bölgenin kültür ve aile yapısına da aykırı olduğunun altını çizen Gündoğan, “Bir çocuğun anne ve babası olmasa bile o çocuğa batacak akrabaları, yakınları vardır. Toplumuzun gelenekleri ve kültürü bakımından çocuklar ortada bırakılmaz. Bu Dersim için de böyleydi. Bugün hala kayıp yakınlarını arayan akrabalar var. Çünkü sağlam bir akrabalık ilişkisi mevcut” dedi.


Travma derinleşir

Çocukların yaşadığı ve tanık olduğu vahşetin derin travmalara yol açacağına dikkat çeken Gündoğan, Dersim soykırımına tanık olan ve bugün yaşları 80’leri aşan kişilerle yaptığı görüşmeleri anımsattı ve ekledi: “O insanlarda bile çocukluğun izlerinin ne kadar derin olduğunu, travmanın giderilemediğini gördük. Bu çocuklar bakımından aynı durum söz konusu olacak. Onlar o çocuk hallerine rağmen asker ve polisin şiddetine gördüler. Ve şimdi yine resmi bir kuruma gidecekler ve aynı travmayı yaşamaya devam edecekler.” 


AMED




Vali suç işliyor


Diyarbakır Valiliği, Amed’de “hendek kazılabileceği” iddiasıyla DBP’li belediyelerin yol ve kaldırım çalışmalarını ‘ikinci bir emre kadar’ yasakladı. Valiliğin kararına tepki gösteren Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, kararın yasal dayağı olmadığına dikkat çekti. Kışanak, “Yürüttükleri algıyı yeterli görmeyip bu defa çalışmaları engellemeye yönelik bir girişim içindeler.  Valilik, vali yardımcısı imzasıyla Büyükşehir Belediyesi ve 17 ilçenin yol kaldırım ve fen işlerini durduramaz. Böyle bir yetkisi olmadığı gibi yasal bir dayanağı da yok. Kamu hizmetlerini durdurmak suçtur. Bütün çalışmalarımız, kaldırım, yol çalışmalarımız devam ediyor, devam edecek. Bu yazının fiiliyata bir karşılığı yok. Uygulanması da mümkün değil” diye konuştu. 

Sur’un sit alanı olduğunu hatırlatan Kışanak, ilçeden çıkan molozların Dicle Üniversitesi arazisine dökülmesine de tepki göstererek yapılanların UNESCO kriterlerine ve Türkiye’nin yasalarına aykırı olduğunu kaydetti.