Resmi rakamlara göre 13 bin 806 insanın, canlı tanıkların anlatımlarına göre en az 50 bin insanın katledildiği 1937-1938 yılları arasında yaşanan Dêrsim soykırımı, Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke olarak düşmesinden bugüne, Aleviler için kanayan bir yara durumunda. Kundaktaki bebeklerin süngülenerek öldürüldüğü, kadınların tecavüze uğradığı bu kanlı soykırım yarasının hiç dinmeyen sızısı ise Dêrsim’in kayıp kızları oldu.

Tarihten bu yana kadını doğurganlığından dolayı etkin bir asimilasyon aracı olarak hedef alan sistem, Dêrsim’de kız çocuklarını kaçırarak asimilasyona tabi tuttu. Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın “Ulus birliğini yaratmak aileden geçer. Ailede de kadın çok önemlidir; kadını dönüştürüp Türk kültürüne dahil ettiğiniz sürece, yeni kuşakları da dahil ederek ulus birliğimizi yaratırız” sözleri ise bunun göstergesiydi.
Türkleştirilmek ve Sünnileştirilmek üzere ailelerinden koparılıp Elezîz ve Erzîngan’da bulunan toplama kampına götürülen kız çocuklarından güzel ve sağlıklı olanlar subaylarca evlatlık alınırken, geriye kalanlar ise kara trenlere bindirilerek her istasyonda indirilip eşrafa ve bürokratlara veriliyordu.
Kayıp kızların bir kısmı kendi çabalarıyla kaçarak ailelerine dönmeyi başarırken, birçoğu herkes gibi kendilerinden saklanan hikayeleriyle büyütüldü. Yine birçok anne evlatlarına hasret bir şekilde yaşamını yitirirken, birçok kız çocuğu ise hafızası silinip asimile edildi.

Dün Dêrsim bugün Şengal

Kitap ve belgesellere konu olup, panel ve konferanslarda tartışılıp, akıbetleri soruşturulan Dêrsim’in kayıp kızlarının yaşadığı vahşetle 76 yıl sonra bugün Êzîdî halkı yüzyüze kaldı.
Binlerce yıldır yaşadıkları Şengal’de tıpkı Dêrsimliler gibi inançları yüzünden IŞİD çetelerinin saldırına maruz kalan Êzîdîler, yine tıpkı onlar gibi katliamdan kurtulmak için dağlara sığınıp, aç ve susuz kaldı. Tam sayıları bilinmemekle birlikte sayıları 600’ün üzerinde olduğu belirtilen Êzîdî kadın, tıpkı Dêrsim’de olduğu gibi IŞİD çetelerince alıkonulup 20-30 Dolar karşılığında Musul’da pazarlarda satıldı.
69 yaşındaki Gewrî Hesen’in 4 torunu IŞİD çetelerince kaçırıldı. Şengal’in işgal edilmesi sonrası Til Hezara’ya kaçtıklarını belirten Hesen, buraya da saldıran çetelerin erkekleri öldürdüklerini, kadınları ve kız çocuklarını ise kaçırdığını anlattı. Zeytûn Xelîl Çeto (24), Xewla Xelîl Çeto (20), Xalîda Xelîl Çeto (18) ve Wehîda Xelhil Çeto (15) isimli dört torunu kaçırılan yaşlı kadın, bir daha da kendilerinden haber alamadı.

Ailesinden 24 kişi IŞİD’in elinde

Emîra Cemîl’in (24) ise 15 yaşındaki kızkardeşi Henan Cemîl ve eltisi Zerê Xidir IŞİD çeteleri tarafından kaçırıldı.
Cemîl’in “Şengal’in etrafını sarmışlardı. Kadın ve erkekleri ayrı ayrı yerlere koyduktan sonra erkekleri öldürdüler. Kardeşim ve yengemi de götürüp yakacaklardı, ama bir telefon geldi ve oradan uzaklaştılar” dediği IŞİD çeteleri, kızkardeşi ile yengesinin yanısıra ailesinden 24 kişiyi daha kaçırdı.
Anlatılanlar, yaşananların sadece birkaçı. Şengal’de kaçırılan kadın sayısı halen aydınlanmayı bekliyor.

DİHA/AMED