Türk sömürgeciliği 2000’lerde kendisini yeniden tanımladı ve inkar yerine inceltilmiş özel savaş politikaları ve entegre askeri strateji ile kendisini devam ettiriyor. Dolayısı ile Türk devletinin AKP eliyle siyasal sömürge politikaları ile tanımlandığını ve buna da “entegre siyaset” adı verildiğini biliyoruz. Dış güçlerin katkısı ile Kürdistan’da ayakta kalan sömürgeciliğin siyasal uzantısı sahte din maskesi ile HÜDA Par ile sürdürülüyor. Fethullahçılar ise İslam maskesi ile Kürt toplumunu devlete entegre de yeni asimilasyon aracıydı. Siyasi sömürgeciliğin işbirlikçi karakteri köy koruculuğu ile paramiliter devlet gücü yanında bazı tipler özel savaş araçları dönemsel olarak devreye koyuldu. Sömürgeciliğin “sol ve Kemalist” maskesi ise CHP’deki Kürt-Alevi temsili ile kendisini gösterdi. Kemal Kılıçdaroğlu ve Hüseyin Aygün’le ifadelendirilebilecek bu yapı Kürt-Alevileri devlete entegre edecekti.
Ancak Dêrsim’de Türk sömürgeciliğinin ‘sol’/Kemalist temsiliyeti olan CHP yenildi. Bu önemli bir deneyimdi. Çünkü Dêrsim’de seçimler BDP ile CHP arasındaki mücadeleyi sembolize ediyordu. Yani sömürgeciliğin sol maskeli statükocu Kemalizm söz konusuydu. Bingöl’de ise BDP ile AKP arasında geçti. Dêrsim’de BDP kazandı. Bingöl’de AKP.
Dêrsim’in yapısı Alevi Kürt ağırlıklı. Bingöl ise Sünni Kürt ağırlıklı bir kent. 2011 genel seçimlerinde Dêrsim’de BDP geleneği milletvekili çıkaramadı. Bingöl’de ise bir milletvekili çıkardı. Ama yerel seçimlerde BDP, CHP’yi ezip geçti. Bingöl’de ise AKP’nin –hilesi hurdası bir yana- kazanması söz konusu.
Peki BDP, Dêrsim’de neden kazandı? İşte bu sorunun yanıtı BDP’nin devlet partilerine karşı mücadelesindeki başarının da temeli olacak. BDP, Dêrsim’i kazandı çünkü sadece “gösteri ve çağrı siyaseti”nin ötesine geçti. 2011 genel seçimlerinin sonuçlarına bakarak “olmuyor, işte gerçeklik bu, ancak bu kadar oluyor” sözlerinin arkasına girmedi. BDP; Devletle ve dolayısıyla CHP’yle ideolojik bir hesaplaşmaya girdi. Dêrsim mekanında ve Dêrsimlilerin olduğu her yerde bu mücadeleyi sürdürdü. Halkı örgütlemek ve etkilemek için çaba gösterdi. Dêrsim’de sahada kaldı BDP’liler. Zorlandılar. Yoruldular. Ayak oyunlarına, dedikodulara, kötümser havayı yaymaya çalışanların psikolojisine göre değil; kazanmayı esas alan bir yaklaşım geliştirdiler.
Sonuçta Dêrsim’de devletin en büyük ideolojik aygıtı olan CHP’yi, onun yüzüne takılı olan Kemal Kılıçdaroğlu ve Hüseyin Aygün maskesini yırttılar. Dêrsim’de CHP’nin AKP ile aynı işlevi gördüğünü halka anlattılar. Bu ikilinin “bizden olmadığını” halka anlattılar. Ve Dêrsim’de Kemalist Türkçü devletin sömürgeci gerçeğini halka büyük ölçüde kavrattılar. Dêrsim’in gerçek halk değerlerini, tarihsel bilincini, ulusal gerçeğini yeterli düzeyde olmasa da ortaya koydular. Ve böylelikle Dêrsim merkezini ezici bir biçimde kazandılar. Ama ilçelerde aynı performansı gösteremediler. Merkeze hapsolup sadece Dêrsim merkezini kazandılar. Sembolik olarak önemli. Tarihi olarak da bir başlangıç sayılır Dêrsim’de BDP’nin ve Devrimci Güç Birliği’nin kazanması. Dêrsim bu seçimlerle kendi tarihsel ve toplumsal kökleri üzerinden yeniden şekillenecek. Gerçek karakterini siyasette ifade edecek.
Peki Bingöl’de BDP neden kaybetti? Bu sorunun yanıtı ise Türk sömürgeciliğinin İslam maskeli yapısı ile ilgilidir. Bu maske Bingöl’de yeterince teşhir edilemedi. Ayrıca işbirlikçi siyaset sınıfının etkisini gösterdiği bir alan olarak Bingöl yeterince analiz edilemedi. Oysa Bingöl de Dêrsim gibi Kürdistani karakteri olan, inancını özlü yaşayan ve bu kimliğini ulusal varlığını korumak için çok büyük bedeller ödeyen bir Kürdistan kentidir. Ama demokratik Kürt siyaseti Bingöl’de derinlikli bir örgütlenme ve bilinç yaratma yerine biraz elit bir siyaset yürüttü.
Bingöl’e arada bir uğramak ve gövde gösterisi ile varlığını hissettiren Kürt demokratik siyaseti daha etkili olabilirdi. Sadece kendisini göstermek yerine orada olmak ve halkı bilinçlendirip örgütlemek gerekiyordu. Ancak bu tam başarılamadı. Devletin siyasal İslam maskesi düşürülemedi. Ekonomik rant ve din kullanılarak entegre devlet politikası yeterince teşhir edilemedi. Bu nedenle Bingöl yerel yönetim seçimlerinde kaybedildi. Ama halkın bilinç düzeyi, mücadeleci yapısı Bingöl’de kendisini daha radikal bir karakter olarak dışa vuracaktır. Bunun için biraz emek, biraz çaba ve kesintisiz örgütlenme şart. Yoksa Bingöl’süz bir Kürdistan bir ayağı eksilmiş masa gibi olur. Yani her an dengesi bozulup bir yana düşebilir. Bu yüzden kesintisiz örgütlenme ve halkla daha fazla iç içe olmak şart.
Dêrsim’i kazanmanın Bingöl’ü kaybetmenin anlamı
Kürdistan’da Türk devletinin sömürgeci politikalarını yeniden tanımlamakla başlayalım. Türk sömürgeciliği Cumhuriyet Türkiye’sinin kuruluşu ile başladı. İnkar-imha politikalarını zor’a dayalı olarak sürdürdü. Ta ki 1970’lerin sonunda PKK’nin ortaya çıkışına kadar. 1990’larda doruk noktasına varan inkar ve imha siyaseti PKK’nin askeri ve siyasi direnişi ile boşa çıkarıldı.