Yazar Hasan Sağlam’ın Dérsim soykırımının “kıyım” günlerinde yedi kişilik bir ailenin payına düşen “tertele, sürgün ve sürgün dönüşü” yaşadıkları ve bu ailenin dilsiz kızı “Sultan”ın yaşam öyküsünü anlattığı ‘Yasak Mıntıkanın Çocukları-Tertele-i Dérsim’ adlı kitabı çıktı.  Sağlam’ın “Dilsiz ve sağır birinin alın çizgilerinde dolanan tertelenin; uzun, sancılı acımasız kokusunu Sultan’ın göz bebeklerinde ve hayata tutunma çabasında görmeye çalıştım” dediği kitabı Totem Yayınlarında çıktı. Müzikle uğraşan, yayınlanmış bir şiir kitabı da bulunan Sağlam, Dérsim’li. Yasak Mıntıkanın Çocukları yazarın ilk romanı.


Katliamdan geriye kalanlar

Hasan Sağlam’ın romanında anlattığı Dérsimlilerin, tertele olarak adlandırdığı katliamdan geriye; acılarla birlikte, insansızlaştırılmış bir bölge kalır. Yıllarca burası ‘yasak mıntıka’ olarak adlandırılır ve bu bölgeye kimse giremez. Dérsimlilerin bu mıntıkaya girmesi çok sonra, özel kararlarla olur. İşte  Sağlam bu dönemi, Yasak Mıntıkanın Çocukları romanıyla yedi kişilik bir ailenin başından geçenleri, sağır ve dilsiz kızları Sultan’ın mucize dolu hayatta kalış mücadelesini eksen alarak anlatıyor. “Tertele, sürgün ve dönüş” bağlamında düşünülen Yasak Mıntıkanın Çocukları, insanın çaresizliği üzerinden sürgüne uzanan ve parçalanıp dağıldıktan sonra, şifayı topraklarında arayan, sonrasında yangından arta kalan küle uzananların hikayesidir.


‘Anlatmaya hiçbiri yetmedi’

Hasan Sağlam yıllarıma serpilen bu çalışmayı büyük umutlarla okura sunmaya çalıştım dediği romanı için “ Dérsim üzerine yazılmış yüzlerce yazı, kitap, belgesel, resim, fotoğraf gibi dökümanlar var. Elbette bir soykırımı anlatmaya bunların hiçbiri yeterli olamaz. Daha çok yazmalı, filmini çekmeli belgeselini yapmalıyız. Elbette Dérsim soykırımını bir romana sığdırmama imkan yok. Bu sebeple “kıyım” günlerinde yedi kişilik bir ailenin payına düşen “tertele, sürgün ve sürgün dönüşü” yaşanılanları, ve bu ailenin dilsiz kızı “Sultan” ın yaşam öyküsünü anlatmaya çalıştım” diyor.


Ela Luké’nin sadakati ve direnci

Romanında Dérsim’de yaşananları tertelenin; uzun, sancılı acımasız kokusunu Sultan’ın göz bebeklerinde ve hayata tutunma çabasında görmeye çalıştığını anlatan Sağlam, bu dönemi yazma sorumluluğunu “Her şeye rağmen topraklarını terk etmeyen Ela Luké’nin sadakati ve direnciydi bana sorumluluğu veren. Beni alıp, uçsuz bucaksız hançer yalımı zamanlarda hayatın ırmağında koşturdu. Ali Haydar’ın bir nehir sesinde babasının avuçlarından su olup akmasının ciğer kesen çığlığında eridim” sözleriyle aktarıyor. 



KÜLTÜR SERVİSİ