
Kürt sorunu konusunda bugüne kadar denenmiş yöntemlerin bir kez daha denendiğin fakat Türkiye kamuoyunda da buna dönük bir sessizliğin hâkim olduğunun altını çizen Tuncel, AKP’nin korku salarak insanların tepki göstermesine dahi engel olduğu bir ortam içerisinde bulunduklarını söyledi. Tuncel, AKP’nin bu yeni ortam içerisinde projesinin tasfiye, askeri ve siyasi operasyonlarla Kürt halkını ve taleplerini tanımama olduğunu ifade etti.
Bu zamana kadar görüldüğü gibi süren savaş koşulları içerisinde Türkiye’nin „savaş suçu işleyen bir ülke“ olduğunu dile getiren Tuncel, „30 yıldır her yöntem denendi ama Kürtler mücadelelerinden vazgeçmedi vazgeçmeyecek“ dedi.
Tuncel, bu terörize etme girişimlerine örnek olarak ta partilerinin Siyaset Akademileri’ne yönelik „KCK“ adı altında gerçekleştirilen operasyonlar ve bu operasyonlarda tutuklanan Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu gibi isimlere de dikkat çekti.
Tuncel, Başbakan Erdoğan’ın KCK’yi „paralel devlet“ olarak göstermesine de cevap verdi. Başbakanı dersine iyi çalışmamakla suçlayan Tuncel, Kürtlerin uzun süredir devletsiz bir yaşam inşa etmeye çalıştığını vurgulayarak Başbakan’a „Zerdüştlüğü araştıracağına biraz da bunu araştır“ diye seslendi.
Konuşmasının devamında Ersanlı ve Zarakolu’nun tutuklanması aracılığı ile Türkiye’deki aydınlara „ya taraf olursunuz ya da bertaraf“ mesajı verilmek istendiğini kaydeden Tuncel, Başbakan’a sert tepki gösterdi: „Senden taraf olmaktansa bertaraf olmayı yeğleriz. Pir Sultan ve Seyit Rıza, darağacına giderken bile teslim olmadı. Biz de bu sistemlerin ve zalimlerin karsında baş eğmedik, bundan sonra da eğmeyiz. Yapmadığınız işkence kalmadı eskiden Çiller’in cebinde ölüm listesi vardı, şimdi Başbakanın cebinde tutuklama listesi var. Bizi Dersim’de, Zilan’da katledenler bir daha Kürtler tarih sahnesine çıkmayacak zannetti. Ama bakın Mesud Barzani son Türkiye ziyaretinde ne dedi: ‘Saddam bile kimyasal silahla bitiremedi. Bundan vazgeçin.’ İşte Kürtlerin geldiği düzey bu. Ama tüm denenmiş yöntemlerde ısrar ediliyor.“
İSTANBUL