En bilinen Kürt söylencesidir Newroz.  Çoğumuzun ilk dinlediği destan. 

Sonu güzel biten mitolojik öykümüz.

Efsanenin yeniden yazılacağını belki bilemeden ama "umutla" anlatırlardı büyüklerimiz.  

Newroz’a konu olan olayın Milattan Önce 612’de gerçekleştiğini yazar tarih kitapları. 2627 yıl önce Yukarı Mezopotamya’da geçen öykü, "Demirci Kawa Efsanesi" olarak adlandırılır. 

Efsane; Demir ustası Kawa’nın, insan kellelerinden kaleler yapmakla nam salan zalim Asur Kralı Dehak’ın beynini demirci çekiciyle parçalamasını anlatır. 

Öykü, bir kurtuluş destanıdır aslında. Çünkü zalim Dehak, halkların başına bela olmuş bir despottur. 

Zerdüşti gelenek, insan yiyen mitolojik varlık olan devlere benzeterek Asur krallarına "dev" anlamına gelen "Dehak" demiştir.

Söylence, hasta Kral Dehak’ın gençlerin beynini yiyerek beslendiğini rivayet eder.  

Bu elbette ki bir metafor. Efsanede geçen "beyin yeme" olayı, düşünceyi yok ederek kendisini ayakta tutan "zalim bir iktidar"ı sembolize ediyor. 

Dehak’ın "gençlerin beynini yiyerek beslenmesi" geleceğe ipotek koymak anlamına da gelir. Söylencede Dehak, "toplumun geleceğini tehdit eden" bir figür olarak tasvir edilir.  

Zalim bir sistem, geleceğimiz olan çocuklarımızın beynini yiyen bir canavar, toplumu inim inim inleten bir zorba…

İşte bu zalim sistem, bir Kürdün darbesiyle yıkılır; "başkanı" da alaşağı edilir. 

Kurtuluş, özgürlük, barış, huzur…

Öykü, bir sistemin yıkılmasının, bir devrimin inşasının mitolojik tarzda dile gelmesidir. Devrimle birlikte Dehak’ın zulmünden kuytuluklara sığınanlar, dağlarda direnenler şehirlere döner. O gün, yeni gün anlamında "New-roz" olarak adlandırılır. 

Asur zulmünden zarar gören herkes, Dehak’ın öldürüldüğünü duyar duymaz sevinçten ateşler yakar. Onun için Newroz Ortadoğu’nun kadim halklarının bayramı olarak kabul edilir.  

O günden bugüne Newroz sadece bir bayram değil, zulme karşı direnişin, kurtuluşun ve başarmanın sembolü olmuştur.

Newroz, aynı zamanda zulüm altında olan topluluklar için "devrim" umududur da. 

Mutlu günlerin, baharın, özgürlüğün, barışın ve kardeşliğin sembolüdür Newroz. 

Kürdistan’da Newroz ruhu hep diri kalmış; dağlara sığınanları çağırmanın işareti olan ateşler, Newroz günleri daha gür harlanır olmuştur.  

O günden bu güne, Kürdistan’da Dehakların sonu gelmediği gibi elbette ki Kawalar da hiç eksik olmadı.  

Ve 2626 yıl sonra, Newroz Destanı yeniden yazılıyor. 

Kürtler; bugün bir değil birçok Dehak’a karşı mücadele ediyorlar. Öncüleri ise bu sefer devrimci kızları ve oğulları. 

Newroz çocukları her gün Dehakların kafalarına öldürücü darbeler indiriyor. Serekani’de, Kobane’de, Cizir’de, Şengal’de, Kerkük’te, Gever’de, Cizre’de… 

Zulmün çemberini kırmak için direnen genç savaşçılar, çağdaş Kawalar, "devrimci" Kawalar; Dehak’ın soyundan gelen DAİŞ çetelerinin kafasına her gün balyozlar indiriyor. 

Dehakları Kürdistan topraklarından adım adım süpürüyorlar.  

Bundan 2627 yıl önce nasıl ki Kürtler bir belayı halkların başından def ettiyse; bugün de Kürdistan toprakları böylesi bir kavgaya sahne oluyor.

Tarih tekerrür ediyor. 

Destan yeniden yazılıyor. 

Hem de bütün dünyanın gözünün önünde.   

Kürt gençleri, Newrozun kızları ve oğulları; torunları oldukları Demirci Kawa’ya ve çağdaş Kawa Mazlum Doğan’a yaraşır bir şekilde Newroz’u kutluyor; zulme karşı direnerek…

2627. "Newroz yılınız" kutlu olsun.