Destanlar, halkların en eski dramatik yapılı anlatılarıdır. Halkların tarihinde yer almış savaş, göç, doğal afetler, yurt edinme, anayurdu savunma gibi önemli olayların merkezinde yer aldığı bu anlatı türü o halkın ortak toplumsal hafızasıdır aynı zamanda. Bu destanlar, sözlü aktarım yoluyla nesilden nesile aktarılır, böylece toplumsal hafıza geçmişte yaşanan ve toplumu derinden sarsan olayların unutulmasını engelleyerek gelecek kurgusunu bu deneyim ışığında şekillendirir.
Modernizmin teknolojik gelişmelerle yarattığı yapay hafızanın biyolojik ve toplumsal hafızanın yerini almaya başlaması ile birlikte insan türü ne artık destan anlatır oldu, ne de toplumsal hafızayı diri tutacak şekilde bunları sonraki nesile aktarır oldu. Ama en önemlisi insan türü artık destan yaratamaz, destansı yaşayışlar üretemez oldu. Toplumsallığı parçalanan, hafızası dağıtılan insanın zaten destansı bir yaşayış yaratması ve bunu bir anlatıya dönüştürebilmesi olanaksızdır.
Destansı yaşayışlar yaratmak ve bunları büyük edebi-sanatsal anlatılara dönüştürmek toplumun kendini, yani toplumsallığını korumasının etkili bir öz savunma mekanizmasıdır. Batı toplumlarında bu mekanizma neredeyse tamamen yok edilmiş ve buna bağlı olarak da insan toplumsal bir yaşayışın tamamen dışına itilerek makineleştirilmiş ve kapitalist çarkın bir dişlisine dönüştürülmüştür. Fakat tüm çıkmazlarına, tüm çelişkilerine ve kapitalist uygarlığın tüm saldırılarına karşın Ortadoğu toplumları hala destansı yaşayışın ve destansı anlatının etkilerini toplumsal hafızalarının derinliklerinde taşımaktadırlar. Pozitivist, pragmatist, aşırı karcı uygarlığın, dünyanın sonunu getirmesini engelleyecek ve yeni insanlığı inşa edecek yegane güç bu destansı yaşayışın hafızalarda eski canlılığına kavuşmasında yatmaktadır.
İşte Kobanê bu destansı yaşayışın, insanlığın dirilişinin ve yeniden inşasının adı oluyor uygarlığın yirmi birinci yüzyıl sürümü canavarı IŞİD karşısında verdiği büyük onurlu mücadeleyle. Bütün dünya Ortadoğu’nun birkaç yüz bin nüfuslu bu küçük parçasında dünyanın en eşitsiz savaşlarından birini bir bilgisayar oyununu izler gibi izliyorlar. Tanklar, toplar, füzelerle teçhiz edilmiş bin bir başlı canavarlar karşısında insanların küçücük bedenleriyle verdikleri büyük mücadele o kadar sahicileşiyor, o kadar destanlaşıyor ki bilgisayar ekranlarından taşarak dünyanın dört bir yanındaki halkların vicdan sofralarına iniyor. Tüm halklar, destanlar çağından kalma ahlaki ve vicdani değerlerini bilinç altlarından kurtarıp yüzlerini Kobanê direnişine dönüyorlar. Canavarlık büyüdükçe Kobanê destanlaşıyor. Kobanê destanlaştıkça tüm Ortadoğu ve dünya halklarının gelecek umudunun ve halkların ortak geleceğinin yaratılacağı destanlar çağının şarkları kulaklarda çınlamaya başlıyor.
Nergiz Oramar’ın söylediği "Ax Kobanê" şarkısından dinliyoruz destanlar çağının ilk büyülü anlatısını, ilk ruhları dağlayan ezgisini. Nergiz Oramar, Kobanê direnişindeki bir YPJ savaşçısı. Çatışmada yaralanan ayağı ameliyat edilirken narkoz yerine dudaklarından süzülen bu şarkıyı sürüyor acıyan yerlerine. Halkların, insanlığın yüreği ağrımasın; insan, insan kalabilsin diye yeniden katılıyor direnişin destansı cephesine ve ölümsüzler kervanına katılıyor ardında "Ax Kobanê" destanının ateşten ezgisini bırakarak. Destanlar çağı Ortadoğu’nun Kürt Kobanê’sinde yeniden başlıyor, toplumsal hafıza yeniden inşa ediliyor.