Türk hükümetinin Kuzey Kürdistan’daki uygulamalarına “Bu suça ortak olmayacağız” diyerek karşı çıkmaları üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nefret dolu suçlamalar eşliğinde tehdit ve hedef gösterip devlet kurumları ile çetelerini göreve davet etmesi ardından ölüm tehdidi alan, gözaltına alınıp sorgulanan, çalıştıkları üniversitelerden kovulan, kapılarına çarpı işareti konulan akademisyenler, biat etmiyor. Sayıları giderek artan akamedisyenlere destek de çoğalıyor. 

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, 4 maddelik bir bildiriyle akademisyenlere destek verdi. Prof. Dr. Baskın Oran’ın duyurduğu bildiride 12 Eylül hatırlatması üzerinden Erdoğan’a sert tepki gösterildi:

*  Erdoğan rejimi bizzat yarattığı kargaşayı bahane ederek resmi ideoloji dışındaki farklı düşüncelerini ifade eden akademisyenler başta olmak üzere Türk halkına 12 Eylül’ü aratacak bir baskıyı asla uygulayamaz.

*  Hendekler ve barikatlar denilen olay bugünkü kargaşanın sebebi değildir. Kürtlere 1919’dan bu yana verilip tutulmayan sözlerin, son olarak da müzakere masasının devrilmesinin yarattığı hayal kırıklığının ve Kürtlere uygulanagelmiş boğucu baskının günümüzdeki koşulları sonucudur.

* Erdoğan rejimi bunları bahane yaparak kendi Kürt vatandaşlarını öldüremez, zulmedemez, onurlarını ayaklar altına alamaz, cenazelerini zırhlı araçlar arkasında sürükleyemez, kentlerini harabeye çeviremez.

* PKK ise Kürtlerin imha edilmesi politikası ile mücadele ederken kör teröre kayarak sivillere zarar veremez, kendi halkını çaresiz bırakamaz, iktidara daha büyük baskı uygulama fırsatı yaratamaz.”

Adnan Menderes’in akademisyenler için “Karacübbeliler” benzetmesini, Kenan Evren’in ise “Hain” suçlamasında bulunmasını hatırlatan Oran, “Bütün baskıcı rejimler aynı hakaretleri, aynı şablonları konuşurlar, kem söz sahibini yansıtır” dedi.

Cumhurbaşkanı’nın ‘Çınar’da ölen Mevlüde İrem Çiftçi’yi nereye koyacaksınız’ sorusuna ise Oran, şu sözlerle yanıt verdi: “Sayın Cumhurbaşkanı nereye koyuyor şimdiye kadar öldürülen 160 sivili, duvarlara yazılan yazıları nereye koyuyor, onlar Erdoğan’dan habersiz mi yazıldı duvarlara. Zırhlı arabanın ardından cenazenin sürüklenmesi, bunları nereye koyuyor Cumhurbaşkanı?”


Doğruyu söylemekten korkmuyoruz

Gözaltına alınıp saçma sapan bir sorgulamanın ardından serbest bırakılan Kocaeli Üniversitesi öğretim üyeleri adına açıklama yapan Prof. Dr. Ümit Biçer, barış taleplerini her fırsatta dile getirmeye devam edeceklerini vurguladı. Yaptıkları çağrının her kesim tarafından yinelenmesi ve yükseltilmesi gerektiğinin altını çizen Biçer, “Herkesin tek savunması gereken şey var o da barış. Biran önce çatışmasızlık haline dönülmesi gerekir” dedi. 

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu da “Çatışmaların durmasını, barışın sağlanmasını talep etmek doğrudan doğruya yurttaşların devlete karşı olan ödevini yerine getirmesidir” dedi. Barış taleplerini dile getirmeye devam edeceklerini söyleyen Hamzaoğlu, “Korku hiçbir şeyin ilacı değil. Korkmuyoruz. Doğruyu söylemekten korkmuyoruz. Doğruyu söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu. 

Prof Dr. Nilay Etiler ise “İmzaladığımız bildirgenin arkasındayız ve barış taleplerimizi yükseltmeye devam edeceğiz” diyerek, herkesi barış talebini yükseltmeye çağırdı.


Bir destek de yayınevlerinden

Barış için Akademisyenlere bir destek de yayınevlerinden geldi. Kendilerini “Barış için Yayıncılar” olarak adlandıran oluşum, yaptıkları açıklamada, Barıştan yana tavır alan akademisyenlerin, yazarların yayıncısı olmaktan gurur duyduğumuzu, asla boyun eğmeyeceğimizi beyan ediyoruz” dedi. Destek veren yayınevleri: Agora, Alef, Aram, Aras, Avesta, Ayizi, Aykırı, Ayrıntı, Barış İlhan, Belge, bgst, Bulut, Can, Cem, Ceylan, Dedalus, Dipnot, Encore, Epos, Epsilon, Evrensel Basım Yayın, Güldünya, Habitus, Herdem, Hit, Islık, İletişim, İthaki, Kalkedon, Kıbrıs Khora, Kolektif, Kök, Literatür, Metis, Morışık, Norgunk, NotaBene, Notos, Omega, Otonom, Paloma, Pan, Pencere, Sanatatak, Say, Sel, Siren, Sorun, Varlık, Verita, Versus ve Yordam.


Britanya’dan 565 bilim insanı

Barış İçin Akademisyenler’e uluslararası akademisyenlerden destek gelmeye de devam ediyor. Britanya’da Oxford, Cambridge, London School of Economics (LSE), SOAS, Londra üniversitesi gibi birçok üniversitede çalışan 565 bilim insanı, Barış İçin Akademisyenler Grubu’na destek bildirisi yayınladı. 

“İngiltere üniversitelerine bağlı bilim insanları olarak, Türk devletinin Kürtlere uyguladığı zulme karşı ses çıkaran akademisyenlere yönelik tavrı son derece rahatsız edici bulmaktayız” diyen Britanyalı akademisyenlerin, yayınladığı bildiride “Bu haksız uygulamalar, Kürtlere yönelik devam eden devlet şiddeti kapsamında kendini göstermektedir. Türk devletinin yürüttüğü askeri operasyonlar neticesinde sadece 2015 Aralık ayında 100 Kürt vatandaş hayatını kaybetti” ifadelerine yer verildi. 

Ağustos 2015’ten beri Kürdistan’da yaşayan bir milyondan fazla insanı etkileyen, süresiz ve aralıksız sokağa çıkma yasağı uygulandığının hatırlatıldığı bildiri, şöyle devam etti: “Böyle bir kapsam dahilinde akademik özgürlüğün üzerine gidilerek kısıtlanması, Türk devletinin büyüyen otoriterliğinin başka bir parçasını oluşturmakta. Akademisyenlere yönelik saldırıların yanı sıra, gazeteciler, avukatlar ve aktivistlerin sürekli bir şekilde hapsedilmesi ve öldürülmesi de bu kapsamda gerçekleştiriliyor.” 

Akademisyenlere dair kovuşturmaların geri çekmesinin istendiği bildiride akademisyenlerin, akademik özgürlük ve özgür ifadeye bağlı kalınması gerektiğine dikkat çekilerek, “Türk hükümetinin Kürtlere yönelik düşmanlıklarına son vermesini isteyen ‘Barış için Akademisyenlerin çağrısını’ bir kez daha sahiplendiğimizi belirtiyoruz” denildi.  


 HABER MERKEZİ