Devlet aklının yarattıkları
Forum Haberleri —

Hakan Fidan
- Sürecin sağlıklı ilerlemediği ortada. Bir yandan barıştan, kardeşlikten bahsedilirken, diğer yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, arka planda farklı oyunlar kurmanın peşine takılıyor.
RUŞEN TUTKU
Türkiyedeki mevcut hükümet iktidara geldiğinden bu yana var olan toplumsal sorunları demokratik katılımcı yöntemleri esas alıp köklü çözüm arayışları içine girmedi. Erdoğan'ın daha çok taktiksel olarak sorunları dile getirme yaklaşımları oldu. Seçimleri üst üste kazanma olunca iktidar sarhoşluğundan olacak ki giderek sertleşen, antidemokratik yaklaşımlarla sol, sosyalist, demokrat çevrelere yönelerek susturma stratejisini seçtiler. Bu yönetimler sonucunda tek adam rejimi ile iktidarlarını korumayı esas aldı. Günümüzde ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında amaçlarının ne olduğu daha iyi anlaşılıyor. Zihniyetlerinin labirentlerinde söylenenler ve yapılanlar hep iktidar olma hesapları çerçevesindeydi. Var olan sorunları gündemleştirme ve kendi çıkarları çerçevesinde tartıştırıp ona göre pozisyon alma kurnazlığı ile iktidarlarını sürdürme istemleri ön plana çıktı. Tüccar mantığı, bir siyaset biçimi haline getirildi.
Kürt halkının temel talep ve haklarını sorun olmaktan çıkartma girişimleri zaman zaman olsa da mesele, tarihsel ve demokratik işleyiş çerçevesinde ele alınmadığı için çözüm odaklı bir gerçeklik ortaya çıkmadı. Her defasında sorunu çözme girişimleri boşa çıktı. Çıkar amaçlı ve hesaplı bir arayış olunca hep başa dönme durumu yaşandı. Niyetlerinde samimi olmayınca sorun çözülmedi ve daha şiddetli çatışmalara neden oldu. Siyaset, toplumsal problemleri çözmezse kangrenleşir, çürümeyi beraberinde getirir. Bu yaklaşım Türk toplumunda karşılığı ekonomik olarak gerileme, ahlaken çürüme, psikolojik anlamda savrulmayı getirdi. Zaten politik bir toplum gerçekliğinden bahsedilemez. Türk toplumunun tüm kodları, ulus-devlet refleksleriyle hareket etme gerçeği, antidemokratik ortamın devam etmesine neden oluyor. Devlet, öyle bir toplum yaratmış ki adeta “kuzuların sessizliği” yaşanıyor. Ahlak ve politikadan uzaklaştırılan bir toplum, belleksiz, günü kurtaran kitle olmaktan kurtulamaz.
Dini hassasiyet, zamanla çıkar ilişkisi, yalan dolan karmaşasına döndü. Bu beraberinde baştan aşağıya kadar çürüme ve yozlaşan bir sistemi yaratmaya neden oldu. Hiçbir şeyi sorgulamayan, 'devlet bilir' anlayışına götürdü. Türkiye gerçekliği ve tarihselliği, her zaman içeride ve dışarıda düşman üretme hayaletiyle bugüne kadar geldi. Çürümüşlük, kendini beğenmişlik, abartılı zihniyet topluma böylece enjekte edildi, bu mantık devam ediyor.
Sürecin sağlıklı ilerlemediği ortada. Bir yandan barıştan, kardeşlikten bahsedilirken, diğer yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, arka planda farklı oyunlar kurmanın peşine takılıyor. Yine kimi hükümet sözcüleri ve bakanlar adeta oyun bozanlık yapıyorlar. Kullanılan dil ve üslup tahrik edici, hatta bozguncu olabiliyor. Kendinde ısrar, barışı ısrarla isteyenleri zorluyor, provoke ediyor. Demokratik sistem ve toplum, bu dil ve anlayışla oluşmaz. Anlaşılan devlet ve hatta ezici Türk çoğunluğun ne kadar demokrasi istedikleri tartışma konusu. Devletin oyalayıcı ve zamana yayma niyetlerini, Önder Apo ve Hareket, çeşitli uyarılarla kamuoyuna aktardı.







