Türkiye’de eğitim öğretim birliğinin sağlanması için 3 Mart 1924 tarihinde 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu kabul edildi ve bu kanun kapsamında Dâru’l-Kurrâ’ların yerini Kur’an kursları aldı. Açılması, işleyişi ve denetimi neredeyse tamamen kuralsız olan Dâru’l-Kurrâ’ların yerine getirilen Kur’an kurslarıyla din ve din eğitiminin devlet gözetiminde yapılması amaçlanmaktaydı.
Günümüzde din öğretimi zorunlu din dersleri ile Milli Eğitim Bakanlığı, Kur’an kursları ise başta camiler olmak üzere tüm dini hizmetleri bünyesinde toplayan anayasal bir kurum da olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okumayı öğretmek, İslam dini ibadetleri için gerekli sûre, ayet ve duaları ezberletmek, hafızlık yaptırmak, İslam dininin ibadet ve ahlâk esaslarını öğretmek amacıyla düzenlenen yaygın din eğitimi yerleri olan Kur’an kursları Diyanet’e bağlı olarak açılmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) da 7 Nisan 2012 tarihine kadar bu kurumların denetiminden sorumlu bir kamu kurumu iken, bu tarihte Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, MEB’in denetim yetkisine son verildi, denetim konusu da Diyanet’in uhdesine alındı. Aynı düzenlemeyle kış Kuran kurslarında “ilköğretimi bitirmiş olma”, yaz Kuran kurslarında da “ilköğretim 5. sınıfı tamamlamış olma” şartı da kaldırıldı.
Bu değişikliğin ardından Kur’an kursu sayısı ve katılan kursiyer sayısı arttı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son verilerine göre 15 bin 457 merkezde 40 bin 432 derslikte 36 bin 576 personelle 1 milyon 116 bin 509 öğrenciye kurs verilmektedir. Kurs veren personelin 17 bin 425’i geçici görevlidir. Bu personelin çoğunun eğitim ve bilgi seviyeleri, Kur’an kursunda eğitim vermeye yeterli değildir.
Okula ara veriliyor
6287 sayılı kanunla ‘8 Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim’in, 4+4+4 şeklinde 12 yıllık kesintili zorunlu şekle dönüştürülmesinin ardından 2014 yılının 26 Temmuz tarihinde yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’ndeki değişiklikle de ilköğretim çağındaki çocukların, ilk 4 yılın ardından hafızlık eğitimi gerekçe gösterilerek okula bir yıl ara vermelerinin yolu açıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın gözetim, denetim yetkisi ile yaş sınırının kaldırılması, ardından da hafızlık eğitimi için eğitime bir yıl ara verilmesinin sağlanmasıyla izinsiz kaçak okulların sayısı hızla arttı, müfredatı belli olmayan eğitim modelleri uygulanmaya başlandı. 3-18 yaş grubundaki çocukların bazıları örgün eğitim kurumları yerine bu merkezlerde denetimsiz bir şekilde eğitim almaktadır. İzinli ve izinsiz açılmış olan merkezlerde çocukların yaş çağına uygun olmayan eğitim verilmektedir.