Yıllar önce tanıdığım “Filo"yu vizyonda olsa bile yeniden gördüm.
Kafasını omuzlarının üstünde, ama sola eğilmiş tutuyordu.
Onu ikinci kez gördüğümde, “daha da cesur yaz" demişti.
Kendisine, yapılan eleştirilerin, sert yazmamla ilgili olduğunu ilettiğimde:
“Heval, sert yazıyorsun, ama dikine yaz diyorum" dediğinde, hala ne demek istediğini anlamadığımı belli etmemek için, teşekkür edip, önerisine kafa yoracağımı ilettim.
O yaşamını dağlara adamış adam.
Benim kategorime giren ve Gramsci’ye göre sınıf ve organik aydın dışında kalanların “Filo"nun yanında söyleyecekleri ne olabilirdi ki?
Ancak, onun “dikine yaz"ını tercüme etmeyi unutmadım: “dolaysız yaz"mı diyor du?
Bu kez görüştüğümüzde, “darbeden darbeye" programını sunar gibi yaptım.
“Darbeden darbeye" son Türkiye görüntüsüdür. Neler söyleyecek, diye merak ettim.
Aktarıyorum: Devlet çatladı.
Meclis’e havadan saldırı yapıldı. Meclis savaşta, son işgal edilen yer olarak tahayyül edilir.
Önce kırlarda kazanılır savaş, sonra başkente doğru yürünür, sonra da, 1959’de Küba’da Batista sarayını bırakıp kaçtığı gibi, Türkiye’de Başbakan/Cumhurbaşkanı kaçar, ve meclis sembolik olarak kurşunlanır.
Bunları bilmediğimi, askeri alanda vasat bir bilgim olduğunu aktardım, kabul etmedi.
Ve ordular yenilmeden, Genelkurmay’a silahlı saldırıyı da, “vücuda beyinden hükmetmek" olarak betimledi.
Bu darbeden sonraki darbeye geçiş için dipnotu şu oldu:
Tayyip, Marmaris’den: “Cumhur’un Başkanı’yım!" demişti.
Aslında danışmanları bunu haftalık olağan konuşmalarında, ilan etmesini rica etmişlerdi.
Ancak Tayyip, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı gibi yapmak istedi.
Ve de Başkan olduğunu, başkan seçilmeden önce ilan etti.
Cumhur’un kelimesini itin bir tarafa. Başkan’ım dedi.
İkinci bir Mustafa Kemal gibi oynadı, Başkomutan’ım dedi.
Başkomutan, “Laik" Mustafa’nın ipleri eline geçirdiğinden 97 yıl sonra “islami" biçimiyle hortladı.
Mustafa İstanbul’daki Halife’ye karşı koydu. Halife’den daha yüksek bir makama oturdu.
Tayyip, elini eteğini öptüğü “gaipteki" Halife’ye karşı, darbeden sonra ikinci Halife’liğini ilan etme fırsatı yakaladı.
Sonuçta dedi “Filo", “anti-Kürt" anti-komünist" devlet erki çatladı.
Fethullah’ın dalgası dipten;
Tayyip’in dalgası üstten geldi.
Tayyip dipten gelen dalgaya üstten müdahale etti, şimdi köküne inmek için bir taarruz başlattı. Ancak kökte kendisi de var.
Bu işin kökünde, 30 yıldır Kürdistan’a karşı yürütülen fiili savaşın yarattığı tahribat var.
Yakılan Kürdistan ile Türkiye kentlerinde, apartman katlarında infaz edilen Türk militanları’nı katledenlerin adresi: “Gülen/Tayyip“ ortaklığıydı.
Temizlik yapılırken bile, bazen kimin kimden taraf olduğunun anlaşılmayacağı tablolar şaşırtıcı değil. Bu egemenler arasındaki dalaşta, günün birinde, şimdi yargılanacak Generallerin, kahraman ilan edileceği, şimdilerde temizlik harekatı başlatanların “vatan haini" ilan edilecekleri, günler gelebilir.
“Filo"ya göre sakin olmak ve bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmek gerekiyordu.
Erk’in iki gücü de kaybedecek dedi. Tayyip, Fethullah’ın portresine “faça" çaldı. Sonra da Fethullah, Tayyip’e daha da etkili bir “faça" çaldı. İkisi de kaybettiler.
Açılacak yeni bir gedik, Kürdistan’da onyılların tecrübesine sahip Hareket için, başarı şansı yüksek bir çıkış imkanı yaratabilir, diyerek uzun yürüyüşüne devam etti, "Filo“.