Amed Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi, devletin sözleşme ve yasalara riayet etmediği gibi cinayetlere zemin hazırlayıp katilleri koruduğunu söyledi.
Amed Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi Tahir Elçi Konferans Salonu’nda “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele” kapsamında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Amed Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi üyesi Avukat Çiğdem Sevimli okudu. Çiğdem, 2019’un ilk 10 ayında en az 284 kadının katledildiğine dikkat çekerken çok sayıda dosyanın yargı eliyle sürüncemede bırakıldığını ve davalarda haksız tahrik ya da iyi hal indirimlerinin failleri cesaretlendirici şekilde uygulandığını kaydetti.
Kanun var ama kağıt üstünde
Çiğdem, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi’nin dört temel başlıktan oluştuğunu söyledi. Çiğdem, şunları ifade etti: “Bu sözleşme etkin soruşturma, önleme, koruma ve mağdur destek mekanizmaları oluşturmadan meydana geliyor. Kadınların her türlü şiddetten korunması, şiddetin faillerinin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması için titizlikle hazırlanmış uluslararası bir sözleşmedir. İstanbul Sözleşmesinin iç hukuktaki yansıması olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Engellenmesine dair Kanunun uygulanması bakımından karşılaşılan sorunlar hala mevcudiyetini korumaktadır. Kadınlar kanun kapsamında alınan koruma kararlarına, tedbirlere rağmen şiddete uğramaya, öldürülmeye devam etmektedir. 6284 sayılı kanun, uygulayıcılarının pasif ve özensizliği ile işlevsiz ve kâğıt üstü bir kanun haline getirilmek istenmektedir.”
Mevcut kazanımlara da saldırı
İktidarın kadın kazanımlarına saldırdığını kaydeden Çiğdem, kayyum ve savaş politikalarıyla desteklendiğini söyledi. 2016’da belediyelere atanan kayyumların ilk icraatının kadın kurumlarını kapatmak olduğuna vurgu yapan Çiğdem, “2019’da yine belediyelere kayyum atanmış ve tesadüftür ki kayyum atama gerekçelerinden biri de eşbaşkanlık sistemi olmuştur. Kadına yaşam alanı tanımayan irade gaspına zemin hazırlayan bu uygulamalar kabul edilemezdir” diye konuştu.
Kadın itirazı sürecek
Çiğdem, şöyle devam etti: “Militarizme, savaşa, sömürüye, cinsiyetçiliğe, homofobiye, bifobiye, transfobiye, devlet şiddetine, erkek şiddetine, tacize, tecavüze itiraz ediyoruz. Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi olarak, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Gününde, her gün olduğu gibi, mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımları ihlal edecek ve ortadan kaldıracak düzenleme ve değişikliklerin karşısında olmaya devam edeceğimizi, kadına karşı şiddetin ortadan kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”