Devletin yetkili kurumları tarafından Türkiye’deki çocuk gelinlerin oranı düşük gösterilirken, KAMER Vakfı’nın çocuk gelinlere ilişkin hazırladığı rapora göre, özellikle Kürdistan illerinde çocuk yaşta zorla evlilik oranı yüzde 33.  Gündem Çocuk Derneği ise, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tüm toplumda yaygınlaşmasını ve benimsenmesinin sağlanması, evrensel bir insan hakları kültürünü geliştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla 2005 yılından beri çocuk hakları için Türkiye’de çalışmalar yürütüyor. Gündem Çocuk Derneği Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü ve Çocuk Gelişimi Eğitimcisi Ezgi Koman ve Gündem Çocuk Derneği İdari Koordinatörü ve Sosyal Hizmet Uzmanı Emrah Kırımsoy, “çocuk gelinler” olgusu üzerinden Türkiye’de çocukların içinde bulunduğu durumu, toplumdaki algıyı ve devlet yetkililerinin yapmadığı ve yapması gerekenleri değerlendirdi.


Çok boyutlu hak ihlali

“Çocuk gelin konusu çok boyutlu bir hak ihlalidir” diyen Ezgi Koman, “Çocuk gelin dediğimiz şey, bir çocuğun gelin olması değil, bir çocuğun bütün haklarından mahrum olmasıdır. Çocuk gelin, cinsel istismar demek, cinsel şiddet demek, sağlık hakkının ihlali demek, eğitim hakkının ihlali demek” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumsal cinsiyet algısı ve dini öğelerin çocuk gelin olgusunu beslediğini belirten Koman, 12 yaşındaki bir çocuğun çok doğurmasının her anlamda o çocuk için çok fazla bir şey olduğunu dile getirdi. Koman, “Evli çocuğun bedeni bir evliliğin sorumluğunu almaya, cinsel ilişkiye girmeye, hamile kalmaya hiçbir şekilde hazır değil. Bütün bunlar onların psikolojisini de çok ciddi şekilde etkiliyor. Yasalar ve uluslararası sözleşmelerde 0-18 arasındakilere çocuk diyoruz. Türkiye’de bu yasal olarak kabul edildi ama henüz toplumda benimsenmiş değil. Çocuk 12 yaşında bir erişkin olarak görülebiliyor” diye belirtti.

Devlet niyet etse çözülebilir

Toplumdaki geleneksel durumlarla baş etmenin yollarının var olduğuna işaret eden Koman, şunları ifade etti: “Devlet hakikaten buna niyet etse bir şekilde bu çözülebilir bir durum. Bir kere 18 yaşın altındaki evliliklerin hepsinin yasaklanması gerekiyor. Ama bugüne kadar hiçbir hükümet bunu gerçekleştirmedi. Bu çocukların o adamlarla yaşayabilmesinin yolu, imam nikahı. İmamlar bu nikahı kıymasalar ve devlet bunun önüne geçse çocuk evlilikleri konusunda çok büyük adımlar atılmış olur. Ama bu yapılmıyor. Bu da  devletin çocuk gelin meselesini çözmeye yatkın olmadığını gösteriyor.”

O imam hakkında mutlaka işlem yapılmalı ki…

Bütün çocukların Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre devletin koruması altında olduğunu hatırlatan Koman, “Kader’in başına gelenleri engelleyebilecek tek şey devlet. O imam hakkında mutlaka işlem yapılmalı ki, bundan sonra bir başka imam 12 yaşındaki çocuğun evliliğine onay vermesin. Bütün hak ihlallerinde çocukların rahatlıkla ulaşabilecekleri hak arama mekanizmaları zaten çok yok. Hali hazırdakilere çocukların ulaşmaları çok zor. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı, imamlara yönelik çocuk evliliklerine son verilmesi yönünde bir bildirimde bulunabilir. Çift başlı bir durum var. Bir yandan çocuğu 18 yaşına kadar koruyacağız diyoruz, diğer yandan dini inançlara göre hareket ediyoruz. Böyle bir ikilem içerisinde sıkışıp kalmak, olması gereken bir durum değil” diye belirtti.

Kız çocuklar baştan yok sayılıyor

Özellikle erken yaşta evlendirilen çocukların nasıl özneden nesneye dönüştürüldüklerini gördüklerini belirten Sosyal Hizmet Uzmanı Emrah Kırımsoy ise, “Türkiye 1995 yılında Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzaladı ve çocukların hakların korunması, haklarına saygı duyulması ve geliştirilmesi konusunda birçok taahhütte bulunmuştur. Ama tablonun ne kadar üzücü olduğunu görüyoruz. Kader ilk değil, son olması için keşke hepimiz ayağa kalkabilsek ve bununla ilgili bütün sistemleri etkileyebilsek. Ama şöyle bir durum var ki; özellikle kız çocukları Türkiye’de baştan itibaren yok sayılıyorlar” dedi.

Aynı kısır döngü devam ediyor

“Zorunlu eğitimin olduğu bir ülkede kız çocukları neden sisteme dahil olamıyor?” sorusunu soran Kırımsoy, “Bunun yarattığı bir sonuç da aynı zamanda çocuk gelin olgusu. Çok fazla boyutu olan nedenlerden dolayı kız çocuklarının okula gönderilmesine gerek duyulmadığı ve zaten bu nedenle de anneliğe hazırlandığını görüyoruz. Ev işlerini yapmak konusunda yardımcı olunuyor. Ve daha sonrasında da aynı kısır döngü devam ediyor. Bir başka boyutta ise, Türkiye’nin toplumsal cinsiyet yapısında namus kavramı var. Korumacı yaklaşımla çocuğu bir fanusun içine koyup, genel ahlak, namus gibi kavramlarla özgürlüğünü kısıtlıyoruz. Bu da benden sorumluluğu çıksın, kocası baksın anlayışına karşılık geliyor” diye belirtti.

Cezasızlığa karşı mücadele

Çocuk gelinliği, çocuğun cinsel ve ticari sömürüsü olarak tanımlamak gerektiğine dikkat çeken Kırımsoy, “Hem bir mal gibi alınıp satılıyor hem de cinsel olarak sömürülüyor. Her bir kamu personeli suça iştirak ediyor. Çocuk Koruma Kanunu’nun 6. maddesinde korunma durumu olan çocukla ilgili bir bildirim hükümlülüğü var. Kamu görevlileri bunu yapmadığında yaptırımları daha da yükseliyor. Bunların aydınlatılması ve cezasızlıkla mücadelenin başlatılması gerekiyor. Cezasız kaldığı anda hak ihlali yeniden yaşanmaya devam ediyor. Eğer Kader’in durumunda bir cezasızlık olursa, bir süre sonra başka bir çocuk için aynı şeyleri konuşmayı sürdüreceğiz. Sadece kız çocuğunun değil erkek tarafının ailesi hakkında da işlem yapılması gerekiyor” diye konuştu.

Çocuk gelinlere dini nikah yasaklanmalı

En acil talebin çocuk yaşta evliliğin tamamen yasaklanması ile ilgili karar vericilerin irade gösterip, bunu yazılı mevzuat haline getirmeleri olması gerektiğini ifade eden Kırımsoy, şunları dile getirdi: “Erken yaşta çocukların evlenmesi ile ilgili yasal düzenlemenin bir an evvel gündeme alınması gerekiyor. İlk yapılması gereken; imamların çocuk gelinlere ilişkin nikah kıymasının yasaklanması olmalıdır.”


İBRAHİM ASLAN/DİHA/ANKARA