
Deniyorki “Devlet silah bırakır mı?” Devlet, toplumun üstünde tanrı-hükümdar pozisyonunda, tüm eylemlerinin sonuçlarından muaf, kutsal, dokunulmaz, buyurgan ve zalim ise onun elindeki silah, kendi vatandaşı için ciddi bir tehlike ise bu silahın bir an önce alınması gerekir. Böyle bir devletin silah bırakması lazım hem de bir an önce…
Devlet tüm çağlarda ve tüm coğrafyalarda toplumun değil, egemenlerin ve iktidarın çıkarını koruyan büyük bir mekanizma... Türkiye’de daha da böyledir. AKP devleti de zorba, zalim ve silahı elinden alınası bir devlettir. “Devlet halktır, hepimiziz, devlet biziz” tanımlamaları uyuklamak üzere olan çocuklara bayat bir masal… Söz konusu Türk devleti ise bu masal masal olmaktan çıkar, ete kemiğe bürünür.
Devlet, herkesin olamaz.
Devlet ve toplum birbiri ile uyum içinde yürüyebilen iki kategori değildir.
Devlet, toplumu denetlemek, kontrol altında tutmak, sömürü ve talan düzeni zorla sürdürmeye yarayan zorbalıktır. Devlet ne kadar güçlü ve etkili ise toplum o kadar güçsüz, iradesiz, inisiyatifsiz ve zavallıdır. Hem devlet hem toplum, ikisi aynı anda paralel bir gelişme gösteremezler.
Devlet büyüdükçe birey ve toplum küçülür.
Devletin ve iktidarın her şey olduğu ülkelerde toplum da hiçbir şeydir.
Devlet, “Hepimiz biriz, ayrımız gayrımız yok” dedikten sonra her türlü ayrımcılığı, bölücülüğü, ırkçılığı yapan riyakarlıktır.
Alevilerin evlerine saldıran, BDP binalarını taşlayanların sırtını pışpışlayan alçaklıktır.
Devlet, özelleştirmelere karşı grev yapan işçilere, parasız eğitim isteyen öğrencilere, kayıp yakınlarına, HES’lere karşı çıkan köylülere gaz bombası, cop, kurşun, tekme tokat saldıran hayvanileşmiş güçtür.
Devlet, gözaltına alınan onlarca tutsağı işkenceden geçiren, onlarcasına tecavüz eden canileri baba şefkati ile ödüllendiren mekanizmadır.
Pozantı Cezaevi’ndeki Kürt çocuklarına tecavüz eden müdür, gardiyan ve askerdir.
Devlet yoksulun, emekçinin çocuklarını savaşa sürerken kendi çocuklarına çürük raporu alan vicdansızlar topluluğudur.
Devlet, yoksul tabutlara sarılan ve ateş düşmüş gecekondulara asılan bayraktır.
Otuz yıllık savaşta yaşamını yitiren kırk bin can içinde, bir tek evladı olmayan savaş sektörünün sahibi iktidardır.
Devlet, Kürt milletvekillerini, belediye başkanlarını, meclis üyelerini 10 bin Kürt yurseveri ile birlikte üst üste cezaevlerine istifleyen firavundur.
Emniyet Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı yaptığı dönemde binlerce ocağı söndüren, onbinlerce insanı işkenceden geçiren azılı bir katile Yenipazar’da özel cezaevi tahsis eden “iyilik”tir.
Devlet sıradan bir vatandaş, normal bir memur iken, iktidara geldikten sonraki 10 yıl içinde dünyanın en zengin politikacıları listesinde 13. Sıraya yükselen paragözdür.
Her şehirde onlarca evi, deniz kenarlarında onlarca villası olduğu halde hala gözü doymayan ve yoksulun başına gecekondusunu yıkan vicdansızdır.
Devlet, toplum gerçekleri öğrenmesin diye doğru haber yapan, gerçeğin fotoğrafını çeken, toplum adına eleştiri yapan gazetecileri vatan hainliği ile suçlayan büyük yalancıdır.
Kendi vatandaşı 34 kişiyi öldürdükten sonra, büyük bir utanmazlıkla “Ben yaptım, kişi başı parasını vereyim unutun” diyen ahlaksızlıktır.
Hala gazetelerde zaman zaman haberler çıkar: “Falan köyde falan kişi, öküzünü yemlerken saldırıya uğradı. Öküzün sahibi, boynuz darbeleri sonucu hayatını kaybetti.”
Türk devleti tam da böyle bir varlık, sahibini boynuzları ile öldüren öküzdür.
Sabana çekilemeyen, arabaya koşulamayan, habire yiyen, karnı şiş, boynuzları sahibini tehdit eden öküz…
Deniyorki devlet silah bırakır mı?
Evet bırakır. Böyle bir devletin derhal silahlarını bırakması lazım.
Lümpen, zorba, yalancı, riyakar, düzenbaz, madrabaz, hırsız ve vicdanı olmayan böyle bir devlet silah bırakmayacaksa kim bırakacak?