Urfa'nın Eyyübiye semtindeki Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi'nde, adli tutuklu ve hükümlülerin kaldığı C-15 koğuşunda çıkan yangında biri hükümlü 12'si tutuklu 13 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı. 
Kapasitesi 245 olan ama bin 57 tutuklu ve hükümlünün bulunduğu Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi'nde, devletin hazırladığı ve yine devlet kontrolünde bir vahşet yaşandı. Gasp, hırsızlık ve yaralama gibi suçlardan tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu 8 kişilik C-15 koğuşunda 18 kişinin tutulduğu bildirildi. Kapasitesinin 3 katı tutuklu ve hükümlünün bulunduğu ve sık sık koğuşta yatak nedeniyle kavga ve tartışmalar çıktığı belirtildi. Yataklarda yer olmadığı gerekçesiyle bazı tutuklu ve hükümlülerin yerde yattığı öğrenildi. C-15 koğuşundaki facia, iddiaya göre yatak ve vantilatörün hangi tarafını serinleteceği anlaşmazlığından çıktı. Koğuşta kalan 18 kişinin, tartışma sonrası önce koğuş kapısının arkasına ranza ve diğer eşyaları koyarak girişi engelledikleri, ardından çarşaf ve yatakları ateşe verdiği iddia edildi.

13 kişi yanarak can verdi

Yangında hayatını yitiren 13 kişinin isimleri şöyle: İmam Bakır Tek, Mustafa Kemal Kılıç, Mehmet Arslantay, Hüseyin Kıskanç, Kamer Şimşek, Yunus Eşkili, İbrahim Halil Kaya, Mehmet Satış, Şükrü Üldez, Mehmet Emin Gerçek, Fuat Yıldız, Sinan Özalp ve Suphi Köksal.
13 kişinin cenazesi otopsi için Antep Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.

Yaralılar kelepçeli götürüldü

Koğuşun tuvalet bölümünde bulunan Cevat Yılmaz, Yusuf Aydemir, Vedat Taştan, Abit Aytekin ve Mustafa Demir ise hastaneye kaldırıldı. Bu arada yaralılardan bazılarının sedyeyle taşınırken kelepçeli olması, yakınlarının tepkisine neden oldu. Bu tutuklulardan biri hariç dördünün tedavilerinin ardından taburcu edildiği, bir tutuklunun ise halen tedavi gördüğü açıklandı.

İlk açıklamayı Vali yaptı
Ajanslardaki ilk haberler, olayın sloganlar atarak isyan başlatan tutuklularca çıkarıldığı yönündeydi. Ancak cezaevinde inceleme yapan Vali Celalettin Güvenç, yaşananın isyan değil, adli mahkumların kaldığı koğuşta çıkan bir kavga olduğunu açıkladı. Olayın siyasi bir boyutunun olmadığını kaydeden Güvenç, şunları söyledi: "18 kişinin kaldığı C-15 koğuşunda mahkumlar kendi aralarında tartışarak kavga çıkarıyorlar. Kavga sonucunda yatakları yakıyorlar. Bu koğuş tamamen adli suçluların kaldığı bir koğuş. Kendi aralarında çıkan tartışma sonrası yatakları yakıyorlar. Cezaevi yönetimi ve gardiyanlarla ilgili bir sorun yok. Maalesef kapıların açılmasına kadar geçen sürede böyle bir olay yaşadık. Savcı gerekli otopsi ve inceleme çalışmalarına başladı. 13 ölümüz var."

Yakınlarına polis müdahalesi
Olayın duyulmasının ardından yaklaşık 500 hükümlü ve tutuklu yakını hapishane önüne geldi. Ancak polis hapishane çevresini abluka altına aldı, yakınlarının hayatından endişe edenler, gaz bombasıyla civardan uzaklaştırılmak istendi. Vali'nin açıklamalarıyla yetinmeyen ve yakınlarından haber almak isteyenler cezaevinin kapısının yumrukladı, kadınlar ise ağıt yakıp gözyaşı döktü. Cezaevine girmek isteyenler ile kendilerine engel olan polisler arasında arbede çıktı. Polisler, ailelere biber gazı ve basınçlı suyla müdahele etti.

Ayhan: Hak ihlallerinin sonucu
Cezaevinin siyasi tutuklular koğuşunda bulunan BDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan'ın eşi, avukatları ve yakınları da cezaevine akın etti. Burada olaya ilişkin bilgi alan ve daha sonra Ayhan ile görüşen avukatlarından Bekir Benek, cezaevi çıkışında gazetecilere açıklama yaptı. Meydana gelen olayın hizmet kusuru olduğunu söyleyen Benek, cezaevi kapasitesine ilişkin şikayetlerin daha önce bir çok kez gündeme gelmesine rağmen çözülmediğini söyledi. Benek, açıklamada İbrahim Ayhan'ın kendisine söylediklerini şöyle aktardı: "Altı kişilik koğuşlarda 12, 16 hatta 30 tutuklu bile kalıyor. Bu şartlarda Urfa gibi sıcak bir yerde yaşanan bu hak ihlalleri ciddi bir birikim yarattı. C-15 koğuşundaki mevcut durum bunun sonucu oldu. Sonuç itibariyle bu bir katliamdır."

Vahşeti gördük

Cezaevindeki izlenimini de aktaran Benek, "İtfaiye girmiş, tüm koğuşlarda yoğun önlemler vardı. Herhangi bir yangın yoktu. Vahşet vardı, ceset torbaları içine konulmuş insan cenazeleri vardı. İnsanlık adına insanın içini acıtan bir şeydi" dedi.

Adalet Bakanı: Ölümlerin nedeni barikatlar
Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik dün sabah cezaevinde inceleme yaptı. Ergin, daha sonra bir basın toplantısıyla izlenimlerini ve son bilgileri paylaştı. C-15 koğuşundan duman sızdığı tespit edilmesiyle derhal müdahale edildiğini savunan Ergin, mahkumların kapının önüne yatak süngerlerinden barikat oluşturarak bunları ateşe verildiğini açıkladı. Koğuşta bulunan 18 mahkumdan sağ kurtulan beşinin bu ilk müdahale sırasında kurtarıldığını açıklayan Adalet Bakanı, üst kattaki mahkumlara ise ranzalardan barikat kurulması nedeniyle ulaşılamadığını savundu. Sadullah Ergin olayla ilgili geniş çaplı bir tahkikat başlatıldığını ve tüm karanlık noktaların aydınlatılacağını belirtti.
Ergin, cezaevinin kapasite sorunun gündeme geldiğinin hatırlatılması üzerine, sorunun yeni cezaevleri inşa edilerek çözüleceğini belirtti. 12 kişilik odalarda 18 kişinin kaldığını da doğrulayan Ergin, şöyle konuştu: “Cezaevi kapasitesi konusunda Türkiye’de genel bir problem var. Bu sorun alınan tedbirlerle makul bir düzeye geldi aslında ama bölgeler arasında farklar var. Şu an Batı’da bu daha rahat iken Doğu illerinde doluluk oranı daha fazla. Bu problemi aşmak üzere bir eylem planımızı yürütmeye devam ediyoruz. Toplam 196 infaz kurumunun yapımı planlanmış durumda."

Erdoğan itiraf etti

Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, Meksika gezisi öncesinde dün Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, cezaevinde çıkan olaylarla ilgili olarak inceleme başlatacağını belirterek, şunları söyledi: "Şanlıurfa Cezaevi'nde istenmeyen bir olayla, çıkarılan yangınla 13 vatandaşımız öldü. Kendilerine rahmet diliyorum. Konuyla ilgili Olarak Gerek Adalet Bakanım, Şanlıurfa Millletvekilim ve aynı zamanda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımla, Şanlıurfa Valimiz ile de görüştüm. Valimiz zaten şu anda cezaevinin odluğu bölgede ve yangının çıktığı koğuşu gezmiş incelemiş. Kendisinden detaylı bilgiler aldım. Fakat asıl bizim detay bilgiler bu konu ile ilgili yapılacak teftişten sonra ortaya çıkacak. Bunu içinde ciddi bir teftişin yapılmasını istedik. Yalnız sağ kalanlardan bir tanesi ile valimizin yaptığı bir görüşme var. Valimizin yaptığı görüşmeye göre; önce arkadaşla arasında bir kavga çıktı ve kavgayı müteakiben ateşe verdiler. Ben kendimi dışarıya atarak, kurtardım' diyor. Ama 13 kişi maalesef bu yangın neticesinde öldü. Bir de tabi ki koğuşun 18 kişiye uygun olmadığına dair Vali Bey'in söylemi var. Bunların hepsinin incelenmesi adalet bakanımızdan isteyeceğim."

Dün tansiyon tekrar yükseldi
Cezaevindeki yüzlerce mahkum dün eylem yapmaya başladı. 2 bakanın incelemelerde bulunduğu cezaevindeki mahkumların protestoları, dışardan da net bir şekilde duyuldu. Beraberce yüksek sesle slogan atan mahkumlar, cezaevindeki ranza ve duvarlara vurarak protestoda bulundu. Cezaevinin çevresinde bekleyen mahkum yakınları da içerideki protestoya destek verdi.

Daha önce de isyan çıktı
Kapasitesinin üzerinde tutuklu ve hükümlünün bulunduğu Urfa Cezaevi'nde, geçmiş yıllarda zaman zaman isyanlar çıktı. 22 Temmuz 2010 tarihinde siyasi tutukluların çıkardığı isyanlarda, tutuklu ve hükümlüler yatacak yer bulamadıklarından ve cezaevi koşullarından şikayet edip koğuşları ateşe vermişti. Fırat Dağıtım çalışanı Erkan Gümüştaş, uygulamaları protesto için kendisini ateşe vermiş, ağır yaralı olarak götürüldüğü hastanede kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti.
Yine bu cezaevindeki 13 PKK'li tutsak ise 6 Eylül 2011'de koğuşlarında bulunan yataklarını yakarak, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmişti. Eylem gerçekleştiren 13 tutsak ile toplam 75 tutuklu Mardin, Antep, Adıyaman, Samsun ve Amasya'da bulunan cezaevlerine sürgün edilmişti. 

URFA




STÖ'ler uyarmıştı


Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi'nde 13 kişinin yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan vahşet, "geliyorum" diyordu. İHD ve MAZLUMDER'in 9 Ocak 2012 tarihinde ortaklaşa hazırladıkları rapor Meclis'e taşınmış ve yaşanan bütün sorunlara tek tek değinilmişti.
Raporda, cezaevi kapasitesinin tam 3 kat fazladan doldurulmuş olduğuna işaret edilerek, ihlaller şöyle sıralanmıştı: "Gereken sağlık hizmetleri verilmediği bulaşıcı ve devamlı bakım isteyen hastalıklar konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmediği, cezaevlerinde görevli doktorların mahpusları tam anlamıyla muayene etmeden ilaç verdikleri ve bu durumun daha ciddi hastalıklara yol açtığı, hakların mahkemelerce verilmiş toplatma ve yasaklama kararının olmamasına rağmen Türkçe dışında bazı gazeteler ve muhalif yayınlara cezaevi idaresince keyfi olarak el konulduğu ve mahpuslara iletilmediği, yine idarenin keyfine göre mahpusların el emekleriyle yaptıkları eserlerin renklerinden ve çizgilerinden dolayı el konulduğu ve bir daha geri verilmediği, yeterli ısıtma sistemi bulunmaması nedeniyle kışın içeride durulmayacak şekilde donma tehlikesi ile karşı karşıya kalındığı, koğuşlar arası görüşmelerin engellendiği, siyasi tutukluların cezaevine ilk getirildiğinde ve mahkeme dönüşlerinde güvenlik görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığı, tutukluların bazı demokratik taleplerde bulunması halinde hücre cezası ile cezalandırıldıkları tespit edilmiştir."

Urfa Barosu: Hayvan bile yaşamaz!

Urfa Baro Başkanı Avukat İrfan Güven, "Urfa Cezaevi'nde işkence sayılabilecek insanlık dışı koşullar söz konusudur" dedi. Güven, yetkilileri daha önce defalarca uyardıklarını, çözüm adına hiç bir gelişme sağlanamadığını vurguladı. İrfan Güven, "Olayda ağır hizmet kusuru söz konusudur. Son yaşanan olayla ilgili detaylı açıklamayı ileride yapacağız. Ancak sıcağı sıcağına kamuoyuyla şunu paylaşmayı görev olarak kabul ediyoruz. Bu cezaevinde Şanlıurfa sıcağında hayvan bile yaşamaz" dedi.

1 yıl önce rapor açıklanmıştı

Urfa Barosu 13 Nisan 2011 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, 13 kişinin yanarak hayatının kaybettiği Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi'nde koşulların insani olmadığı yönünde uyarı yapmıştı.

Baro basın açıklamasında Cezaevi, Çocuk Hakları, Kadın Hakları ve İnsan Hakları Komisyonları ile Cezaevi İzleme Kurulundaki Şanlırfa Barosu temsilcisinin yaptığı görüşme ve tespitlersi Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı'na sunulduğu belirtiliyordu. Bu tespitlerin bazıları şöyle sıralanmıştı:
- Konferans salonu gibi ortak alanlar koğuş sistemi odalara çevrilmiş.
- Cezaevinin kapasitesi 300 kişi.
- Cezaevinde kapasitenin 3–4 katı oranda yaklaşık bini aşan insanın kalıyor. Aşırı yoğunluk dayanılmaz durumda. Bu da izdihama neden olmuş.
- 10 kişilik koğuşlarda 30 tutuklu ve mahkum kalıyor. Yerlerde dahi yatacak bir alan yok.
- Mahkumlar yerde yatmak için bile sıraya giriyor.
- Koğuşlarda 1 tuvalet bulunuyor ve su günde 4 kez 1'er saat veriliyor.
- Her mahkuma sadece 2 dakika ihtiyaç süresi düşüyor.
- Bunun sonucu olarak başta sağlık ve güvenlik olmak üzere birçok sorun yaşanıyor.
- Cezaevinde tek aile hekimi bulunuyor. Yoğunluk nedeniyle hekimlik hizmeti yetersiz.
- Yakın tarihte çocuk koğuşlarından birinde kalan çocuklar olumsuz koşullara tepki olarak 1 günlük açlık grevi yapmış.
- Yoğunluk nedeniyle açık görüş sürelerinin 30 dakika, kapalı görüş sürelerinin 10 dakikaya düşürüldüğü, bu sürelerin az olduğu dile getirildi.
- Tutuklu ve hükümlülere yakınları tarafından elden getirilen kitaplar ve gazeteler kabul edilmiyor.
- Bazı mahkumların eğitim, bilgisayar kursu gibi sosyal ve eğitici aktiviteleri karşılanmıyor.
-  Merkezi sistem sınavlarına giren mahkumlar sınav harçlarını karşılamakta zorlanıyor.
- Özellikle yoğun cezaevi potansiyeli dikkate alındığında görevli infaz koruma memurlarının yaptıkları iş göz önüne alınarak dinlendirilmesi ve uzman desteği sağlanarak rahatlatıcı kurs ve seminerler almaları gerektiği tespit ve gözlenmiştir.
Açıklama "Tüm bu tespitler ışığında sorunun çözüme kavuşturulması için cehennemi sıcakların yaşandığı Urfa'da Sayın Adalet Bakanımızdan katlanılamaz koşullara acil çözüm bulmasını umuyoruz" şeklinde sona eriyordu.

BDP: Açık vahşettir

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Urfa Cezaevi'nde 13 tutuklu ve hükümlünün hayatını kaybettiği olayın sorumluları kimse bir an önce açığa çıkarılmasını istedi.
Olaya ilişkin başsağlığı yayımlayan BDP, cezaevinde yaşanan olayda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve sabırlar diledi. Olayın "vahşet" olarak nitelendiği mesajda, "Urfa Cezaevi'nde 13 tutuklunun ölümüyle sonuçlanan bu olay çok açık bir vahşettir. Bu olay, uzun tutukluluk, tecrit ve sağlık sorunları başta olmak üzere yaşanan insanlık dışı ağır sorunlar nedeniyle adeta patlama noktasına gelen cezaevleri gerçeğini bir kez daha gündeme taşımış bulunmaktadır. Hükümet vakit kaybetmeden, yeni can kayıpları yaşanmadan cezaevlerinde yaşanan sorunları bir an önce gündemine almalı ve en kısa zamanda adil bir çözüme kavuşturmalıdır. Başta tutuklu ve hükümlü aileleri olmak üzere tüm demokratik kamuoyunun beklentisi bu yöndedir. Urfa'da gerçekleşen bu vahşet de bütün boyutlarıyla araştırılıp aydınlatılmalı ve yaşam koşullarını ağırlaştırarak cezaevinin vahşet evine dönüşmesine neden olan yetkililer ve sorumlular kimse, bir an önce açığa çıkarılmalıdır. Bir kez daha acılı ailelere başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. BDP olarak bu olayın takipçisi olacağımızı belirtiyoruz" ifadeleri kullanıldı.
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile milletvekillerinden oluşan bir heyet de Urfa'ya gitti.
DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, tüm kamuoyuna yaşananlar karşısında sessiz kalınmaması çağrısı yaptı.
Tuğluk, ailelere baş sağlığı dileklerinde bulunarak, “Bu vahşeti lanetliyoruz” dedi. “Bu sıradan bir olay değil, bir katliamdır” diyen Tuğluk, “Bu katliamın sorumlusu AKP iktidarıdır. Başka bir ülkede olsa hükümetler istifa eder ama bu ülkede katliam yapanlar ödüllendiriliyor. Cezaevleri katliamları bu devletin tarihinde vardır. Bugün de bu tarihi uyguluyorlar. Buna sessiz kalınmaması gerekir. Bu olup bitenlere artık yeter demek gerekiyor. Hergün bu kadar acı, bu kadar ölüm katlanılabilir değildir” dedi.
Tüm kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapan Tuğluk, DTK olarak Urfa’ya giderek incelemelerde bulunacaklarını ifade etti.