Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) Yeni Kadın Bileşenleri tarafından organize edilen panalde Korur Fincancı izlenimlerini anlattı. 

Şebnem Korur Fincancı “7 Haziran seçimlerinde HDP’nin seçim başarısı ile devletin kolluk güçleri Kürdistan’da adeta bir soykırıma girişti. Sadece altı ay içerisinde 222 sivil ve savunmasız insan devletin kolluk güçleri tarafından katledildi. Bu ciddi bir artış ve hak ihlalidir. Tabii rakamlar bununla sınırlı degil. Rakamların binleri bulmasına rağmen bu devlet tarafından gizleniliyor. JÖH ve PÖH elemanlarının devlet ile olan sözleşmeleri sonucu bunların kayıpları devlet tarafından bilinçli bir şekilde gizleniyor. Bölgede Kürt halkına karşı etnik temizlik yaparak katliam işliyor.  İnsanlar devlet tarafından öldürülmemek için hendekler kazarak kendilerini korumaya çalıştılar. Bundan daha doğal ve insanı bir şey olamaz. Ama devlet 2023 yılına kadar 250 bin tane muhalifi cezaevlerine atmak için habire yeni cezaevleri inşaa ediyor. Sadece Haziran 2015’te 1600 Kürt siyasetçinin tutuklanması bu vehameti gösteriyor. Bu da demektir ki tutuklanmalar devam edecek.”


Acı yeniden yaşatıldı 

Şebnem Korur Fincancı, Türk devletinin saldırı ve tutuklamaları büyük bir intikam duygusuyla gerçekleştirildiğini belirterek “Tüm bu baskılar, toplumda ciddi ayrıştırmaları da beraberinde getirdi. Halkların bir arada yaşaması için son köprüler havaya uçuruldu. Kürdistan aylarca evlerinde hapis hayatı yaşadı. Kürdistan, adeta açık bir cezaevine dönüştürüldü. Ermeni Katliamı’nda 1 milyon insanın trajedisi konuşulurken sokağa çıkma yasakları ile 2 milyon Kürt aylarca evlerinde mahsur kaldı” ifadesini kullandı.  

Hacı Lokman Birlik’in öldürülmesi olayına değinen Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Birlik’in sağ olarak panzerin arkasına bağlandığını belirterek şunları ifade etti, “Hacı Lokman Birlik sağ olarak yakalandıktan sonra askeri aracın arkasına bağlanmış. Güvenlik gerekçesi ya da üzerinde bomba olabilir ihtimali koca bir yalandan ibarettir. Otopsi raporlarını bizzat kendim inceledim. Daha aracın arkasına bağlı iken 4 adet havan mermisi ile kendisini katletmişler. Havan mermileri yanı sıra cenazede en az yirmi adet kurşun deliği mevcuttu. Tüm bu bulgulardan hareket ettiğimizde canlı canlı yakalandıktan sonra bu vahşete maruz kalarak katledilmiş. Hacı Lokman Birlik cinayeti bölgede faşizmin en görünür yüzüdür.” 

Prof. Dr. Fincancı son olarak da, “Cizre’ye gittiğimde insanların katledildiği vahşet bodrumlarına götürdüler beni. Bu bodrumlar direniş abideleri olduğu için kutsalık atfedilerek adeta ziyaretgahlara çevrilmiş halk tarafından. Bu karanlık bodrumlarda ışık yoktu. Cep telefonları ile çektiğim fotoğraflarda 8-10 yaş arası bir çocuğun çene kemiği ve gözlük buldum. Bu da devlet güçlerinin içerde teröristler vardı tezini çürütüyordu. İçeride belki de 8-10 yaşlarında çocuklarda vardı.  Vahşeti tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyordu. Enkaz yığını haline gelmiş bu bodrumlarda ilerde kazıldığı zaman bir çok insanın daha cenazesi çıkacağından eminim. Tüm bu vahşetle yüzleşmek için Ermeni Katliamı ve Dersim ile yüzleşmemiz gerekiyor. Bizlerinde sessiz kalan insanlara sorumluluklarını hatırlatma gibi bir görevimiz var” dedi. 


M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG