- HDP Amed Kriz Koordinasyon Merkezi, deprem sonrası ortaya çıkan yıkıma çözüm bulmak istemeyen iktidarın demografik yapıyı değiştirecek bir şekilde halkı Antalya ve Muğla gibi illere göçertmeye çalıştığına dikkat çekti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Kriz Koordinasyon Merkezi, Peyas (Kayapınar) ilçe binasında basın toplantısı düzenledi. HDP İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy, depremin 14. gününe dikkat çekerek, “Depremin ilk gününden itibaren çok sayıda eksiklik yaşandı, bunlar iktidarın merkeziyetçi ve tekçi anlayışından kaynaklandı ama halkın dayanışması umut vadetti. Devletçi militarist anlayışa karşı kolektif dayanışmanın temel ihtiyaç olduğu anlaşıldı. Amed’de sadece 6 enkaz olmasına rağmen eksikliklerden kaynaklı 13 günde 409 cana mal oldu. HDP Kriz Koordinasyonu olarak ilk andan itibaren kayyumlara rağmen kurumlarımızla çalışmalar yürüttük. Olabildiğince halkımızın yanında olmaya çalıştık. Sadece Amed’de değil diğer kentlerle de dayanışma içerisinde olduk” dedi.
Amed Kriz Koordinasyon Merkezi adına açıklama yapan Yeşil Sol Parti İl Eşsözcüsü Abbas Şahin, önceki gün itibarıyla şehrin yüzde 40’ındaki taramada 38 bin 226 binanın hasar tespiti yapıldığını belirtti. Şahin, “Hasarlı olan 655 bina, 838 orta hasarlı bina, 8 bin 831 az hasarlı ve 27 bin 902 hasarsız bina kaydı sunulmuştur. Acil yıkılması gereken bina sayısı ise 50 olarak hesaplanmıştır. Bu veriler on binlerce nüfusa tekabül eden yurttaşın acil barınma sorunu ile karşı karşıya kalması anlamına gelmektedir. Bu durum karşısında iktidarın tavrı Amed için Antalya’yı adres göstermek olmuştur. Barınma sorununu Antalya’ya taşımak gibi göç politikasıyla çözmeye çalışmaları aslında cumhuriyetin kuruluşundan beri uygulanmak istenen iskan politikalarıyla ilintili olduğunu aklımıza getirmektedir. Devlet kalıcı çözümler yerine halkımızı çadırlara mahkum ederek bilinçli bir şekilde bıktırıp göç ettirme politikalarının bir parçası haline getirmeye çalışmaktadır” dedi.
HDP İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan ise şunları söyledi: "İnsanlarımızı göçe zorluyorlar. ‘Muğla’ya gidin’ diyorlar. Ne alakası var. Çağrımız vardır, coğrafyanın demografik yapısıyla oynamayın. Ne olursa olsun kendi topraklarımızda yaşamımızı sürdürmeliyiz. Her zaman yerinde yaşamı savunacağız. Halen yüzlerce insanımız enkaz altında, dışarıda, evsizler, birbirimize sahip çıkalım. Dayanışma elimizi halkımıza uzatalım.” AMED
*****
Depremi de kullanıyor
HDP’li Mahmut Toğrul, demografik yapının değiştirilmesi için depremin kullanıldığını söyledi.
Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde evleri yıkılan ya da ağır hasar gören yurttaşlar, zorlu koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Depremin ilk günlerinde derme çatma barakalar ya da araçlarında sabahlamak zorunda kalan yurttaşlar, daha sonra AFAD tarafından kentin bazı noktalarına kurulan çadırlara yerleşmeye başladı. Çadır kentlere yerleşmek istemeyen yurttaşlar, halen yıkılan evlerin yakınlarında bulunan alanlarda kurdukları çadır ya da barakalarda yaşıyor. Kırsal mahallelerde yaşayan yurttaşların birçoğu ise halen çadırlara ulaşmış değil.
MA'dan Azad Altay ve Abdurrahman Gök'ün kent merkezi ve kırsal mahallelerde görüştüğü yurttaşlar, daha ne kadar çadırlarda kalacaklarını merak ediyor. Yurttaşlar, termometrelerin yer yer eksi 8 dereceyi gösterdiği kentte çadırlarda yaşamanın zorluklarına dikkat çekerek, geçici de olsa konteynerlara yerleşmek istediklerini belirtiyor. Yurttaşların talebi olan konteyner kentin kurulup kurulmayacağı ise bilinmiyor. Yukarı Pazarcık olarak bilinen ve Devlet Hastanesi’nin karşısında bulunan yerleşim yerinde bir konteyner kentin kurulacağı ifade ediliyor. Söz konusu yer, MHP ve AKP’lilerin yoğunluklu yaşadığı bir yer olarak biliniyor. Bu durum da Alevi olan Kürtleri endişelendiriyor. Geçmiş yıllarda kendilerine yönelik katliamlara dikkat çeken Alevi Kürtler, konteyner kentin Yukarı Pazarcık’ta kurulması halinde yeni bir göç dalgasının yaşanabileceği uyarasında bulunuyor.
Günlerdir bölgede depremzedelerin yaralarını sarmaya çalışan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Dîlok Milletvekili Mahmut Toğrul da aynı endişeyi taşıyor. Hem deprem bölgesinde yaşananları hem de söz konusu iddialara dair MA'ya konuşan HDP’li Toğrul, “İlk dört gün devlet buraya ulaşmadı. Devlet ve AKP yoktu. Böylesi bir deprem bekleniyor olmasına rağmen hiçbir hazırlıkları yoktu. Çok ciddi kayıplar var” dedi.
Toğrul, Alevi Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı mahallelerde demografik yapının değiştirilmesi için depremin fırsat bilindiğini belirterek, “Öteden beri Kürt Alevi coğrafyasını demografisinin değiştirilmesine yönelik devletin uzun vadeli ve yıllar öncesine dayanan bir çalışması var. Narlı Ovası birinci sınıf tarım arazisi olmasına rağmen hemen yanı başına Türkiye’nin iki büyük çimento şirketinin fabrikası yapıldı. Maraş’ın çöplüğünün buraya taşınması gündeme geldi. Yine şu anda Çiğli köyünün hemen alt tarafından, birinci sınıf tarım arazisine Maraş Organize Sanayi Bölgesi yapılma çabası var. Burada Maraş ve Pazarcık olayları yaşanmış. İnsanlar korkutulmaya çalışılıyor. Bizim önerimiz insanların olduğu yerlerde kalması” diye konuştu.
Deprem sonrası konteyner kentin Yukarı Pazarcık’a yapılmak istenmesinin gündemde olduğunu ve bu durumun beraberinde göçü tetikleyeceği uyarısında bulunan Toğrul, şöyle devam etti: “Son dönemlerde gördüğümüz bir diğer şey; iktidar ısrarla Yukarı Pazarcık denen yere konteyner kenti yapmak istiyor. Aşağı Pazarcık’ta yaşayan Kürt Alevi nüfus oraya gitmek istemiyor. Bu durum, yurt dışına gitmeyi ve topraklarını terk etme talebini arttırıyor. İnsanların nerede ihtiyaçları varsa oraya konteyner kent kurulmalı. Yukarı Pazarcık’ta bir konteyner kent kurulabilir ama Aşağı Pazarcık’ta da bir konteyner kent yapılmalı. İnsanların yurt dışında gitmesi özendiriliyor. Çok az bir Kürt Alevi nüfusu kalmış. Bu insanların da topraklarını terk etmesi için depremin araçsallaştırılmaması için çağrıda bulunmak istiyorum.” MARAŞ