36 gerillanın kimyasal ile katledilmesini farklı mecralarda tartışmak gerektiğini belirten Türkdoğan, devletin PKK ile mücadeleyi "iç asayiş sorunu" olarak değerlendirdiğine dikkat çekerek, savaş uçaklarını kullanmanın iç hukuku ihlal etmek anlamı taşıdığını belirtti. Türkdoğan, sorun savaş hukuku açısından ele alınacaksa da Cenevre Savaş Sözleşmesi kurallarına uyulması gerekliliğine dikkat çekti. Türkiye'nin PKK ile mücadeleyi silahlı çatışma hukuku kapsamında değerlendirmediğine işaret eden Türkdoğan, hükümetten şu soruların cevaplarını istedi: "İç güvenlik sorunu olarak tanımlanıyor. Bu durumda silahlı çatışmalarda hangi hukuk uygulanacak? İç güvenlik sorunlarında F-16 savaş uçakları kullanılabilir mi? Kara Kuvvetleri unsurları kullanılabilir mi? Hükümetin bu sorulara cevap vermesi lazım."

Cenevre Sözleşmesi'ne uymalı
İç güvenlik meselelerinde jandarma komando ve polis unsurlarının kullanılabileceğini söyleyen Türkdoğan, "Türkiye her türlü silahlı kuvvet unsurları ile silahlı çatışmaya giriyorsa Cenevre Savaş Hukuku Sözleşmesi'nin 3'üncü maddesine uymak zorundadır. Uluslararası kuruluşlarında silahlı çatışma bölgesinde denetim ve inceleme yapma sorumluluğu vardır. Türkiye'nin Cenevre Sözleşmelerine ek ihtiyari protokolleri imzalamamış olması onu sorumluluktan kurtarmaz. Ana sözleşmeye uyma yükümlülüğü vardır" dedi.

Kazan'da hukuk ayaklar altında

Kazan Vadisi'ndeki "kimyasal" kullanımına ilişkin "Her durumda hukuk ayaklar altına alınmıştır" diyen Türkdoğan şöyle konuştu: "Uçaklar kullanılmış, ağır bombardıman yapılmıştır. Hakkari şubemizin raporuna göre, o bölgede bir köpek yarası olmadan ölmüştür. Köylülere derenin suyunun içilmemesi uyarısı yapılmıştır. Bunlar şüphe uyandıran durumlardır. Malatya'da yapılan otopsi raporları ailelere verilmemiş, Hakkari Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmiştir. Bunların tamamı Türkiye devletinin koyduğu tanıma göre iç hukuku ihlaldir. Şavaş hukuku esas alınacaksa derhal uluslararası kurumlar gelip inceleme yapmalıdır."


MURAT ÇİFTÇİ/DENİZ TEKİN - DİHA/ANKARA