Devlet insanlık suçu işledi

27 Eylül 2022 Salı - 18:30

  • Mağdurlar İçin Adalet Platformu, 15 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK’lerle ilgili hazırladığı raporda, devlet politikasıyla insanlığa karşı suçlar işlendiğine dikkat çekti.

 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sözcüsü olduğu Mağdurlar İçin Adalet Platformu, “4, 5 ve 6. yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri” raporu hazırladı. Rapor, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yarattığı ekonomik, sosyal, yargısal, hukuksal ihlalleri esas aldı. Raporda, 81 ilin yanı sıra dünyanın 40’dan fazla ülkesinden 25 bin, “doğrudan/birincil mağdur” olarak, 5 bin “dolaylı/ikincil mağdur” olarak kabul edilen mağdur yakınları çalışmalara katıldı.

Raporun sunuş kısmında, “Altı yıldır süren mağdur bilimsel araştırma çalışmalarımızın bizleri getirdiği nokta şudur: OHAL/KHK mağdurları ve yakınlarına karşı siyasal iktidar ve kurduğu OHAL/KHK rejimince yapılan uygulamalar sıradan bir ‘işe son verme’ hadisesi değildir. OHAL/KHK rejimi ve iş birlikçi bürokrasi tarafından OHAL/KHK mağdurlarına, ailelerine, eşleri ve çocuklarına, anne ve babalarına, kardeşleri ve diğer yakınlarına karşı uygulanan eylemler, işlemler ve yürürlüğe konan politikalar, sıradan bir işe son verme olayı sınırlarını çoktan aşmıştır ve ‘insanlığa karşı suçlar’ mahiyetini almış durumdadır. Siyasal iktidar tarafından 20 Temmuz 2016 tarihinden itibaren yürürlüğe konan OHAL, KHK’lar ve ortaya çıkardığı ‘OHAL/KHK rejimi’, OHAL/KHK mağdurlarına ve yakınlarına karşı uygulamaya koyduğu sosyal/ekonomik ve politik-kırımlar ile ulusal ve uluslararası hukuka aykırı olarak ‘insanlığa karşı suçlar’ kategorisi altında değerlendirilebilecek devlet-destekli, bilinçli, planlı, projeli ve sistematik olarak sayısız suçlar işlemiş, bireysel ve kurumsal olarak birçok insanlık suçlarının işlenmesine ortam hazırlamış, on binlerce insanlık suçlarının işlenmesine kaynaklık etmiş, on binlerce insanlık suçlarının ve nefret suçlarının işlenmesini özendirmiş, teşvik etmiş ve belirtilen bağlamda işlenen her türlü suçu ve suçluyu himayesi altına almış, korumuş ve ödüllendirmiştir” ifadeleri yer aldı.

Raporun bölümleri

Raporda, “Türkiye’nin insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü dünya endeksi ölçeğinde Türkiye’nin fiili durumu”, “OHAL/KHK mağdurları ve yakınlarına karşı işlenen insanlık suçlarının genel görünümü ve mağdurlar üzerinde ortaya çıkardığı sosyal ekonomik ve politik etkileri”, “OHL/KHK mağdurları ve yakınlarına karşı işlenen insanlık suçlarının terminolojisi”, “OHAL soykırımında hedef seçilenlere karşı işlenen ‘insanlık suçu’ uygulamaları ve yöntemleri”, “OHAL rejimince hedef seçilenlere karşı işlenen 146 çeşit insanlığa karşı suç yöntem ve uygulamaları (pratikleri)” ve son olarak sonuç ve önerilere yer verildi.

Raporda, “KHK/OHAL mağdurları ağırlıklı olarak ‘Muhafazakâr-Demokrat’ kesimlerden oluşmaktadır. Ancak, OHAL mağduriyetleri sonrası, sol, sosyalist, sosyal demokratlık ve seküler/hümanist partilere yönelme yönünde artan bir trend görülmektedir” denildi.

Topyekun mağduriyet

Rapordaki bazı veriler şöyle: KHK/OHAL mağdurlarının yüzde 96,3’ünün gelirlerinin, mağduriyetleri öncesi ile karşılaştırıldığında azaldığı, yüzde 83,6’sının mevcut gelirleri geçimlerine yetmediği, yüzde 16,4’ünün mevcut gelirleri geçimleri için yeterli seviyede olduğu kaydedildi. Yine KHK mağdurlarının yüzde 44,5’inin sahip oldukları menkul veya gayrimenkulleri satmak zorunda kaldıkları belirtildi. Araştırmaya katılan KHK mağdurlarının yüzde 41,5’inin sağlık güvencesi olmadığı, yüzde 14’ünün anne ve babaları üzerinden sağlık güvenceleri olduğu kaydedildi. OHAL/KHK mağdurlarının yüzde 61,5’i, mağduriyetleri sonrasında bulundukları evlerden, mahallelerden, şehirlerden göç etmek zorunda kaldı. Mağdur yakınlarının yüzde 28,5’i halen tutuklu yargılanıyor. Mağdur yakınlarının yüzde 34,60’sı aileleri dahil hiç kimseden herhangi bir destek göremedi. Sınırlı da olsa ailelerinden bir takım destek görebilenlerin oranı yüzde 58,3’tür. Sosyal çevrelerinden yeterince destek göremediklerini düşünen mağdur yakınlarının oranı yüzde 82,9’dur. Bu sebeplerle mağdur yakınları arasına ‘sosyal dışlanma’, ‘yalnızlaştırılma’ veya ‘aforoza uğrama /terk edilmişlik’ algıları çok yüksektir.

Psikolojik sorunlar ilk sırada

Sosyal çevrelerince dışlanan/yalnızlaştırılan mağdur yakınlarının çektikleri sıkıntıların en başında artık ‘ekonomik sorunlar’ değil psikolojik sorunlar gelmektedir (yüzde 85,3). Mağdur yakınları için ekonomik sorunlar ikinci sırada (yüzde 82) yer alırken, toplumsal baskı ve dışlanma (73,25) üçüncü sırada. 

'Sosyal ölüme' terk

KHK/OHAL ile mağdur edilen katılımcıların yüzde 44’ü öğretmen, akademisyen gibi ‘eğitim sektörü’ çalışanlarıdır. Tüm mağdurların yüzde 77,1’i doktor, mühendis, eğitimci diğer sivil memurlar vb. gibi ateşli silahlarla ilgisi olmayan sivil alanlarda hizmet veren çalışanlardan oluşmaktadır. Güvenlik hizmetleri alanında çalışan mağdurların (asker, polis, özel güvenlik, infaz koruma memuru), tüm mağdurlar içerisindeki oranı yüzde 22,9’dur. Kamudaki OHAL/KHK mağdurlarının yüzde 89,6’sı doğrudan KHK ile işlerinden atıldı. Geriye kalanlar OHAL/KHK’ların sağladıkları yetkilerle kurumlarınca mağdur edildi. Özel sektör mağdurlarının yüzde 62,2’si çalıştıkları/çalıştırdıkları kurumun KHK ile kapatılması veya kayyum atanması neticesinde, yüzde 23,3’ü çalışma /meslek lisanslarının iptal edilmesi sonucunda işsiz bırakılarak mağdur edildi. Tüm OHAL/KHK mağdurları, iş bulma, iş kurma, yurt dışına çıkma engelleri ve üzerlerine yapıştırılan ‘sosyal stigmalar’ nedeniyle, tam bir ‘sivil ölüm’, ‘sosyal ölüm’, ‘sosyal güvencesizlik’ ve ‘açlığa terk edilme’ gibi ‘sosyal kırım’ uygulamalarıyla karşı karşıya bırakıldı.

127 bin dosyaydı

Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu, aradan geçen 5,5 yılla rağmen kendilerine başvurusu yapılan, 127 bin 130 dosyadan, 2 bin 895’ini hala karara bağlamadı. Komisyon, başvurucuların göreve iade taleplerinin yüzde 86,1’ini reddetti. 

TÜİK verilerine göre Türkiye’nin ‘kaba intihar hızı’ 100 binde 4 civarında iken, OHAL mağduru yakınları tarafından intihar ederek öldüğü ifade edilen yakınlarının oranı yüzde 1 civarındadır. 

12 Eylül'ü aştı

Basın/medya kurumları 12 Eylül 1980 askeri darbesinde yaşanılan baskının 10 katından daha fazla devlet baskısı ve şiddeti gördü. 12 Eylül 1980’in 10 katından fazla gazeteci tutuklandı ve 3 bin 500’e yakın medya çalışanı işsiz kaldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesi döneminde yurt dışına siyasi mülteci olarak çıkanların üç katı, OHAL/KHK rejiminden kaçarak sığındıkları ülkelerden iltica talebinde bulundu. 12 Eylül döneminde Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından 98 bin 404 kişi "terör örgütü üyesi olmak" suçundan yargılandı; 20 Temmuz 2016 sonrası kurulan OHAL rejiminde "silahlı terör örgütü üyeliğinden" açılan davaların sayısı, 12 Eylül’ün 15 katından fazla oldu ve 1 milyon 576 bin 566’yı geçti.

Soykırım uygulandı

OHAL/KHK mağdurlarına aile ve soy bağları ile birlikte yapılan hukuk dışı uygulamaların her birisi ‘soykırım’, ‘soykırım’ın farklı aşamalarından herhangi birisi’ ve/veya ‘soykırımın alt-kategorilerinden’ birisi olarak sayılabilecek fiillerdendir. Bu fiiller sırası ile; ‘Sivil ölüm’, ‘Sosyal ölüm’, ‘Sosyal-soykırım’, ‘Siyasal-soykırım’, ‘İdeolojik-soykırım’, ‘Despotik-soykırım’, ‘Ekonomik-soykırım’, ‘Halk-kırım’, ‘Devlet Şiddeti / Terörü’, ‘Nefret söylemleri’, ‘Nefret ve ayırımcılık suçları’ ‘Aforoz’, ‘Ağır insan hakları ihlalleri, kötü muamele ve ağır işkence’, insanlığa karşı işlenen suç, soykırım muamelelerine uğratıldı. 

 Hitler ve McCarthy dönemleri

Raporun önemli detaylarından bir tanesi de OHAL/KHK’leri ile yapılan ihraçlar, Nazi Almanyası dönemi ve McCarthy ABD’si verileriyle kıyaslandı. Buna göre, 1933-1941 Hitler döneminde kamudan 12 bin kişi, 1947-1954 yılları McCarthy ABD’sinde 12 bin kişi, 15 Temmuz 2016’dan günümüze 300 bin kişi kamudan ihraç edildi. İhraç edilen akademisyen sayısı da Nazi döneminde 3 bin 200 iken Türkiye’de 6 bin oldu.

İnsanlığa karşı suç ve kademelerinin de geniş kapsamda ele alındığı raporun sonuç kısmında, "300-500 bin birincil mağdur, 1,5-2 milyon ikincil mağdur üretme sınırlarını çoktan aşmış ve 82 milyon üçüncül mağdur üretildi” denildi.  ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.