KHK'ler artık iptal edilmeli

KHK eylem
- OHAL kapsamında görevlerinden ihraç edilen emekçiler, süreç kapsamında 100 binden fazla emekçinin ihracının önünü açan KHK'lerin iptal edilmesini talep etti.
Devlet içinde çatışmanın yaşandığı 15 Temmuz 20216'dan ilan edilen Olağanüstü Hal'in (OHAL) verdiği yetki kapsamında çıkarlan Kanun Hükmündeki Kararnamelerle (KHK) en az 152 bin kişi kamu görevinden ihraç edildi. KHK ile ihraç edilenlerden Leyla Çakır ve Sinan Ok, toplumsal barış için KHK'lerin iptal edilmesi gerektiğini söyledi. Sinan Ok, "OHAL KHK'leri ile iki yıl içerisinde 152 bin insan, mevcut yasal süreçler işletilmeden hukuksuzca atıldılar. Aradan geçen 10 yılı aşkın süredir de bu işletilmiş değil. OHAL dönemi bitti ama OHAL hukuku fiili olarak devam etti ve yüz binlerce insan, aileleriyle birlikte belki milyonlarca insan, çalışma haklarında mahrum bırakıldı. Ortada bir hukuksuzluk var ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) kararlarına ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına aykırı olduğu ortaya çıkmıştır" dedi.
Öldükten sonra iade
Şimdiye kadar 100'den fazla KHK'linin yaşamını yitirdikten sonra işine iade edildiğine dikkat çeken Ok, şunları söyledi: "İlk önce insanların idari yargı yolarına başvurmalarını engellemek amacıyla OHAL Komisyonu diye uydurma bir komisyon kurdular. İnsanlar, 5 yıldan fazla bu komisyonda bekletildi. Bu komisyon 2023 sonunda kapatıldı. İnsanlar, bu defa idare mahkemelerine başvurmaya başladı. Bu kez Ankara'daki birkaç tane mahkemeye yönlendirdiler. Aslında eski dönem Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ne benzer bir uygulama devam ediyor. Şu ana kadar tespit edebildiğimiz kadarıyla 100'den fazla insan öldüğü halde işlerine iade edildi. Haklarında herhangi bir suçlama olmadığı ortaya çıkmış. Yine binden fazla insan, dosyaları henüz karara bağlanmadan yaşamlarını yitirdi."
Artık çözüm bulunmalı
Bu soruna artık çok acil bir çözüm bulunması gerektiğini belirten Ok, şöyle devam etti: "Mevcut durumda masuniyet karinesi, kanunların ve cezaların geriye yürümezlik ilkesi, çalışma hakkından kaynaklı anayasal hükümler ve diğer uluslararası sözleşmeden kaynaklı temel hak ve hürriyetler ihlal ediliyor. 152 bin insan işten atıldı ama geriye kalan kamu personeli de susturuldu. Bu zorbalık rejimi derhal son bulmalıdır. Barış ve Demokratik Toplum Süreci adı altında bir yılını geride bıraktığımız bir süreçten söz ediliyorsa ve TBMM Komisyonu raporunun ana maddelerinden biri de AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasıysa KHK rejimi çöplüğe atılmalıdır. Herkes, işine gecikmeksizin tazminatları verilerek iade edilmelidir. Bu sağlanmadan toplumsal barıştan söz etmek mümkün değil. Eğer bir toplumsal barış olacaksa da bu insanları aileleri ile birlikte sisteme entegre edecek, barıştırabilecek bir çözümün sağlanması gerekiyor."
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesi öğretmenlerin o süreçte hedef alındığını anımsatan Leyla Çakır, "2017'de KHK ile ihraç edildim. O dönem 15 yıllık öğretmen ve bir okulda idareciydim. Eğitim Sen üyesiyim. Tabii bu, beni çok olumsuz etkiledi. Benim iki çocuğum var, psikolojik olarak aşırı yıprandık, aynı zamanda ekonomik olarak da çok kötü yıprandık. Yıllarca emek sarf ettiğimiz mesleği bir gece ansızın birileri emir vererek, son verdi. O dönemde bir OHAL komisyonu kuruldu ama bu komisyon sessiz kaldı ve hiçbir şey elde edemedik. Şu an umut verici bir barış sürecinin içerisindeyiz. Çıkan yeni yargı paketleri var, birçok şeyi kaplayan maddeler yer alıyor ama henüz bizler KHK'li insanlar için yer alan bir madde göremedik. Bu soruna bir çözüm bulunması gerekiyor." WAN
* * *
İade edilenler başlatılmıyor
Mahkeme kararıyla göreve iade edilen Barış Akademisyenleri göreve başlatılmıyor.
Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi ve SES İzmir Şubeleri, DEÜ Rektörlüğü önünde mahkeme tarafından göreve iade kararı verilen Barış Akademisyenlerinin göreve başlatılması için basın açıklaması düzenledi. Basın metnini Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi Başkanı Lülüfer Körükmez okudu. 406 akademisyenin, çeşitli tarihlerde yayımlanan KHK’ler ile üniversitelerinden ihraç edildiği hatırlatan Körükmez, “Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü de bu süreçte üzerine düşeni yapmış; 2017 Haziran ayında Barış İmzacılarını açığa alarak bu cezalandırma pratiğinin bir parçası olmuştur. Yaklaşık bir yıl boyunca açıkta bırakılan ve haklarında somut hiçbir işlem yapılmayan 12 akademisyen, 8 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan 701 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir” dedi.
Bugün gelinen aşamada, son olarak Öğr. Gör. Dr. Emel Yuvayapan hakkında verilen iade kararının da uygulanma süreciyle birlikte toplam 5 akademisyenin görevine döndüğünü söyleyen Körükmez, Barış İmzacılarının büyük çoğunluğunun hâlâ görevlerine iade edilmediğini vurguladı. Körükmez, “Dokuz Eylül Üniversitesi özelinde hâlâ iki hocamızın davası farklı yargı aşamalarında sürmektedir. Dört iade kararı ise idare tarafından uygulanmamıştır. Üç akademisyenin ataması, ihraç sonrasında emekli olmaları gerekçe gösterilerek yapılmamıştır. Araştırma Görevlisi Özer Yersüren’in ataması ise ihraç edildiği dönemde kadroda bulunma süresi dolduğu gerekçesiyle yapılmamaktadır” diye konuştu.
Akademisyenlerin görevlerine iade edilmesi gerektiğini belirten Körükmez, “Henüz karar çıkmayan tüm imzacılar için iade kararları verilmeli, tüm ret kararları ivedilikle bozulmalıdır. Mevcut iade kararlarının gereği ise gecikmeksizin yerine getirilmelidir” ifadelerini kullandı.
SES 1 No’lu Şube Eş Başkanı Olcay Tekin ise şunları söyledi: “Yapılan hukuki soruşturmalarda bazı akademisyenlerin sonuçları göreve iade edilmeleri yönünde olmasına rağmen iade edilmeyen akademisyenler var. Tüm sağlık çalışanları ve akademisyenler bir an önce görevlerine başlamalıdır. Bu hukuksuzluk giderilene kadar mücadelemiz devam edecek.”














