Sarı Zarflar, cesurca yüzleşiyor

Kültür/Sanat Haberleri —

Sarı Zarflar

Sarı Zarflar

  • İlker Çatak'ın yönettiği 'Sarı Zarflar', totaliter bir rejime doğru evrilen Türkiye gerçekliğine dikkat çekerken, arka planda işleyen bir Kürt sorunu gerçeğini ortaya koyuyor.

ÖNDER ELALDI

İlker Çatak'ın ''Gelbe Briefe (Sarı Zarflar)'' filmi, Almanya'da 5 Mart'ta gösterime girdi. Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü alan ''Sarı Zarflar'', Devlet Tiyatroları oyuncusu Derya ile akademisyen ve yazar Aziz'in işlerinden uzaklaştırılması sonrası hayata tutunma mücadelelerini konu alıyor. Film, bir yandan totaliter bir rejime doğru evrilen Türkiye gerçekliğine dikkat çekerken diğer yandan da arka planda işleyen bir Kürt Sorunu gerçeğini ortaya koyuyor. Kürt sorununun rejimin bugünkü haline evrilmesinde nasıl bir işlev gördüğünü, bir kez daha gözler önüne seriyor. Konfor alanları içinden ve imtiyazlı yaşamlardan muhalefet üretmenin imkansızlığına işaret ediyor.

Devletin kodlarıyla yüzleşmek

Filmin iki ana karakteri Aziz ve Derya çifti için her şey yolunda giderken bir anda hayatlarının altüst olmasına neden olan olaylar silsilesine tanıklık ederiz. Üniversitede dersler veren Aziz, başına geleceklerden habersiz, 'Barış İçin Akademisyenler Bildirisi'ne imza vermiştir. İşte her şey bu imzayla altüst olmaya başlar. Bildirinin içeriği, iktidarı oldukça rahatsız etmiş ve imzacılar hedef tahtasındadır. Önce mesleki pozisyonlarının yarattığı konfor ve ayrıcalıklı alanlardan bir bir dışlanırlar. Bir imzayla ortaya çıkan bu ağır suçun ardından ailenin, sosyal ölüme doğru sürüklenen hikayesini izleriz. Daha önce bir takım muhalif eylemleri desteklemiş olsalar da bu seferki baskı öncekilere benzemez. Bu kez yüzleşmek zorunda oldukları gerçek, devletin varoluşsal kodlarına yönelik affedilemez karşı çıkışta bulunmuş olmalarıdır. Başka bir deyişle suçları, çatışmalı ortamın sona ermesini istemek ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü desteklemektir.

Ankara ve İstanbul'un yerine

Ankara ve İstanbul'da geçen hikaye, Berlin ve Hamburg hattında çekiliyor. Yönetmen, röportajlarında bunu bilinçli bir tercih olarak seçtiğini belirtiyor. Berlin ve Hamburg’un birer karakter gibi düşünüldüğünü aktarıyor. Aslında Berlin Ankara'dır, Hamburg ise İstanbul'dur. Location Doubling (mekân ikamesi) olarak bilinen teknikle çekilmesi, Türkiye sinemasının pek alışık olmadığı bir yöntem. Çatak, filmin yurt dışında çekilme gerekçesini hikayenin evrenselliğine dikkat çekmek olarak açıklıyor. Bununla beraber filmin kendisini sürgüne gönderilen bir özne gibi görüyor ve hikaye de böyle bir gerçeklik üzerinden şekilleniyor.

“İnsanların filmimi izlediklerinde kendi devletlerini, kendi ülkelerini düşünmelerini isterim” diyen Çatak, dünyadaki son gelişmelerin kendisinde hikayenin sadece Türkiye'ye özgü bir gerçeği yansıtmadığı fikrinin giderek güçlenmesine yol açtığını ifade ediyor.

Otoriter ve totaliter rejimler

“Sarı Zarflar”da bir yandan Aziz ve Derya'nın mücadelesini izlerken, diğer yandan da iki karakterin içinde olduğu konfor alanlarının politik tutumlarına etkileri; idealleri ile olan bağlarının zayıflığı; mücadele ediş biçimlerine içkin sinizm ile birlikteliklerini sorgulama süreçlerine tanıklık ederiz. Bu yüzleşme süreçlerini deneyimlerken aynı zamanda rejimin ideolojik aygıtları aracılığı ile otoriterlikten nasıl totaliter bir karaktere doğru evrilmeye başladığına şahitlik ederiz. Aziz ile Derya'nın belki de içgüdüsel olarak sezinlediği bu gerçek karşısında yaşadığı çaresizlik, filmin duygusunun dramatik merkezlerinden biridir.

Sözleşmeci toplum eleştirisi

Yönetmen, film sonrası söyleşiler ve röportajlarda senaryoyu yazarken beslendiği kaynaklardan birinin de Barış Ünlü'nün yazdığı “Türklük Sözleşmesi” kitabı olduğunu söylüyor. Kendisi de Barış Bildirisi'ne imza attığı için görevden uzaklaştırılan bir akademisyen olan Ünlü’nün yazdığı kitap, alanında bir ilk sayılabilir. Fanon'un sözleşmeci toplum eleştirisi yönteminden de ilham alan “Türklük Sözleşmesi”, özellikle azınlıkların tarihi ile hak ihlalleri hakkında doğru söylememe/söyleyememenin analizini yapıyor. Bir Türk olarak toplumda statü elde edebilmek için belirli olaylara karşı sessiz kalmak ya da duyarsız davranmak sözleşmenin ana maddeleri arasında yer alıyor. Aksi durumlar ise bireysel ve toplumsal avantajların yitirilmesine yol açıp sosyal, siyasi ve ekonomik yaptırımları beraberinde getiriyor. Devletin ideolojik kodlarını çözümleyen “Türklük Sözleşmesi”, tam da filmin iki karakteri Aziz ve Derya'nın yaşadığı sorunların nedenlerinin politik arka planını anlatıyor. Sözleşmeye göre, devletin baskıcı politikalarını ''duymamak'' veya ''bilmemek'', sizi bu pratiklerin sorumluluğundan azade kılmıyor. “Sarı Zarflar”, tam da bu gerçeklik üzerinden yola çıkarak filmin içeriğinin yaratacağı sarsıcı etkilere takılmadan cesurca tavrını ortaya koyuyor.

Kürt illerinde uygulananlar

Her ne kadar odağına almamış olsa da filmin arka planında işleyen ana izleğin, Kürt sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Devlet medyasının Kürdistan'daki çatışmalara ilişkin haberlerinin duyulduğu sahneler, bizi yeniden 90'lı yıllar gerçeğine götürüyor. Kürt illerinde yaşanan katliamlar, faili meçhuller, köy yakmaları ve ağır hak ihlalleri... Daha sonrasında ise Aziz'in imza verdiği Barış Bildirisi’nin yazılmasına yol açan 2015-2016 yılları arasında 'Öz yönetim İlanları' ardından devletin Kürt illerinde uyguladığı katliam ve sürgünler... Bütün bunların faili olan devlet aklı, elbette hiçbir şeyin hesabını vermedi ve buna destek veren toplum da bu ihlallerle yüzleşmedi. İktidarın baskı mekanizmaları elbetteki ortadan kaybolmadı ve sadece yeni bir biçim aldı. Filmde hikayeyi var eden çok katmanlı olaylar silsilesi, tam da bu gerçeklikte; yani totaliter bir yapıya doğru evrilen iktidarın soykütüğünü ortaya çıkarmakta gizli. Bir başka deyişle ülkenin üzerinde dolaşan Kürt hayaletini tanıyıp onu görmezden gelmeyerek, toplumsal yüzleşme süreçlerini başlatmakta saklı. Tabii burada Kürt sözcüğünün geniş anlamda Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne baskıya maruz kalan diğer azınlıkları temsil ettiği gerçeğini de unutmadan.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.