Güney Kürdistan bağımsızlık referandumu umut, özlem ve beklentilerin aksine büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Evdeki hesaplar çarşıya uymadı. Güney Kürdistan yönetimi Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Yaşanan hezimeti halkın onayına sunarak halk tarafından onaylanmış olması karar alıcı durumunda olanları aklamaz. Nerden bakarsak bakalım bir tarihi sürecin sonuna gelinmiştir. Hezimeti hamleye dönüştürmek, yenilgiyi yengiye dönüştürmek için iktidar sahipleri kendileriyle her alanda yüzleşme cesaretini göstermeleri gerekir. Karanlık dehlizlerde yol alarak iktidarlarını sürdürmek halkı karanlığa sürüklemektir.

 

Hata nerede ?

Güney Kürdistan önderliği mevcut haliyle sorunlu bir önderliktir. Bilimsel bir düşünceden uzak, ilkel milliyetçi çizgide seyreder. Kendi öz gücüne dayanmaz, sürekli dış desteğe ihtiyaç duyar.

Ulusal birliğe gelmez, ulusal çıkarları gözetmez, bölgeci ve yerelcidir. İlişki ve ittifaklarında Kürdistan’ın ve Kürt halkının genel çıkarlarını esas almaz, kendi çıkarlarını esas alır.

Çağa uygun strateji ve taktik sahibi değildir. Feodal beylik usul ve yöntemlerini esas alır.

Bunlar ilk akla gelen temel hususlardır. Eğer KDP ve Barzani ailesinin şeceresi ortaya dökülürse liste uzayıp gider…

KDP, Rojhilat’ta yürütülen mücadelede İran devletinin yanında yer alır. Kuzey Kürdistan’da yürütülen mücadelede ise Türkiye’nin yanında yer alır. İç savaş yıllarında, kardeş kavgasında YNK’ye karşı Saddam’ın yanında yer alır. Kürdistan’ın genelinde sömürgeci devletlere karşı yürütülen mücadelelerin başarıya ulaşmaması için hatırı sayılır bir katkısı olmuştur.

 

Hezimetin bilançosu

Referandum sonrası ortaya çıkan tabloya bakıldığında üzülmemek elde değildir. Aradan geçen 15 günlük süre içinde eldeki toprakların yüzde 40’ını kaybetti. On binlerce Kürt yerlerinden oldu, evleri yağmalandı, ciddi yaşam sıkıntılarıyla karşı karşıya geldi. Petrol sahaları elden çıktı. Gümrük kapılarını teslim etmek zorunda kaldı. Havaalanları uçuşlara kapatılarak denetimlerinden çıktı. Bel bağladığı dış desteklerini kaybetti. Askeri, siyasi ve ekonomik sıkıntılarla baş başa kaldı.

 

Olasılıklar

Heşdi Şabi saldırıları henüz sonuçlanmış değil. Görünenin arkasını görmek gerekir. Bu saldırı dalgası nerde duracak? Nasıl bir uzlaşı olur? Bu, bugünden kestirilemez. Kürtler ile Bağdat merkezi hükümet arasındaki çatlak derinleşmiştir. Kürtler ile (Heşdi Şabi nedeniyle) İran arasında da sorunlu bir dönem yaşar duruma gelmiştir.

ABD Kürtleri yalnız bırakarak Heşdi Şabi’ye zımni bir destek vermiştir. Fakat güçlenen ve alan tutan İran destekli bu güce karşı ilerde güç kullanmak zorunda da kalabilir. Çünkü daha şimdiden bu gücün Irak’tan çıkmasını dillendirmekte ve liderlerinden birini de terör listesine dâhil etmiş bulunmaktadır. Toprak kaybetmiş, gururu incinmiş, yenilgi psikolojisi içinde olan Güneyli güçlere Heşdi Şabi’ye karşı zor kullanma senaryosunda yer vermek de dahil Kürtlerin gönlünü yeniden kazanmak isteyecektir. Yani Irak’ta güçlenmiş İran’ı frenlemek için ABD Kürtlere ihtiyaç duyacaktır. “Karıştır, savaştır, barıştır” işinde yedekli planlarla bölgede iş tutan ABD kendi aleyhine dönen duruma müdahale edecektir.

Kürtler de bu durumu sineye çekerek onuru kırılmış bir bekleyişe uzun süre tahammül etmeye bilirler. 

Güneyli güçler kendi aralarında bir hesaplaşma içine de girebilirler. Ağır ithamların bir karşılığını pratik düzlemde de sergileyebilirler. Örgütler arası çatışmaya ramak kalmış, Güney’de ateş harlanmış, kazan kaynamaya başlamıştır. Çatışma riskinin yanı sıra yeni siyasi oluşumların ortaya çıkması ihtimal dahilindedir. 

Körfez krizi sonrası 36’ıncı paralel uçuşa yasak bölge ilan edilerek fiili bir özerk bölge ilanından bu yana elde edilen kazanımlar elden çıkarıldı. 26 yıllık iktidar 24 saat direnemedi.

 

Çözüm nerede aranmalı?

Güney Kürdistan’ın yüz yüze kaldığı bu durumdan bütün Kürtlerin ders çıkarması elzemdir. Bu sonuca yol açan nedenler üzerinde kafa yormak ve bir çıkış bulmak zorundadır. Karşılıklı suçlamalar, yermeler, oflayıp puflamalar ile yol alınmayacağı ortadadır. Güneyli güçlerin geçmiş pratikleri, hataları, eksiklikleri, yanlışlıkları, sorunlara yaklaşımları, yönetim anlayışları, stratejileri, çözüm perspektifleri bilinmektedir.

Eleştirilecek birçok yönü var. Arkaya daha fazla devrilmeden bir çıkışa yönelmek kaçınılmazdır.

Ulusal birliğe öncülük eden güçlerden tutalım kurumlara ve hatta bireylere kadar inisiyatif almalı ve bu yönlü çabalarını yoğunlaştırıp süreklileştirmenin zamanıdır. Ulusal birlik dışında Kürtler için başka çarenin olmadığını Güney Kürdistan’ın yaşadığı bu acı deneyimden sonra bir kez daha açığa çıkmış bulunmaktadır.

İç hesaplaşmalara, çelişki ve çatışmaya yol açan paslaşmalara girmeden ulusal çıkarlar temelinde dayanışmaya ihtiyaç vardır. “Kürtlerin arkasında dağlarından başka kimse yoktur” sözü anlamlıdır ve bunun gereklerini yerine getirmek için güç birliğine ihtiyaç vardır. Kürtlerin askeri siyasi güç birliğine gitmeleri Kürtlere büyük kazandıracaktır. Bu coğrafyada birlikte yaşamanın yolları bulunmadığı müddetçe kazananı olmayacaktır. Irak’ın son hamlesel çıkışı kazanımdan öteye yeni çelişkilere ve çatışmalara yol açacağı muhakkaktır.

Kürtler kendi iç sorunlarını gidererek, döneme uygun çözüm perspektifleriyle demokratik ulus paradigmasını geliştirirlerse Ortadoğu’da yeni bir toplumsal modele öncülük edeceklerdir.