Kadın kırımının en çok yaşandığı illerden biri olan Adana’da,  Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) konu ile ilgili araştırma yapıyor. Araştırmaya ilişkin bilgi veren SKM Adana İl Sözcüsü Meral Tatar, AKP hükümetinin kadınları yaşamının her alanında cinsiyetçi bakış açısı nedeniyle ötekileştirdiğine dikkat çekti. Mevcut yasaları kadınların aleyhine yaparak “kadın bedenine dokunulan bir dönem” yarattığına işaret eden Tatar, kadına yönelik taciz, tecavüz, şiddet ve katliamların AKP hükümeti döneminde artış gösterdiğini ifade etti.


Söylemler şiddeti pekiştiriyor

“Ataerkil toplum yapısında öfke, şiddettin kadına yönelmesine neden olur” diyen Tatar, caydırıcı yasaların olmayışı ve hükümet ve Başbakan Erdoğan’ın bu durumu pekiştiren açıklamalarının, şiddet ve katliamların artış göstermesine neden olduğuna dikkat çekti. LGBT bireylerin durumunun daha da vahim olduğunu belirten Tatar, “Kadın erkek ilişkisini normal gören bu zihniyet, LGBT bireylere hastalıklı ve sapkın bireyler olarak bakmaktadır. Ötekileştirilen LGBT’lerin yaşam alanlarına saldırmak şöyle dursun, yaşam haklarına saldırıyorlar. Refah seviyesinin çok düşük olması ve var olan nefretin devlet tarafından politikalarla beslenmesi, nefret cinayetlerinin de artmasına neden olmuştur” dedi. 


Devlet yok sayıyor
Devletin tecavüzcülere gereken cezayı vermediğini belirten Tatar, “Eğer bir ülkede tecavüz eden birini, tecavüze uğrayan kadınla evlendirip cezayı ortadan kaldıran bir zihniyet varsa, o ülkede kadın cinayetlerinin artmasının nedeni devlet politikasıdır. Alınan kimi önlemlerin caydırıcı olup olmadığını, sadece Temmuz ayındaki istatistiksel verilere de bakarak görebiliriz. Sadece bir aylık bu veriler bile bu politikaların işleyiş açısından ne kadar etkili olduğunun göstergesidir” diye konuştu.

Eşitlik bilinci gerekli

Artan işsizliğin, asgari ücretlerin erimesinin ve artan zamların toplumun yaşam kalitesini düşürdüğüne ve toplumdaki şiddet olaylarının artmasına neden olduğuna dikkat çeken Tatar, şunları kaydetti: “Bu durumdan kurtulabilmek için öncelikle nedenlerin ortadan kalkması, toplumun yaşam seviyesinin artması gerekir. Öte yandan kadının baba ve eşe mahkum edilmesinin önüne geçilmelidir. Her şeyden önce kadının yaşam hakkına, yaşam biçimine müdahale etmekten vazgeçmeli, kürtajı yasaklama çabaları, genç evlilikleri özendirme politikalarına, kaç çocuk yapılacağına dair söylemlere, giyimine müdahalede bulunmaya devlet ve hükümet son vermelidir. ‘Kadın-erkek eşit yaşam haklarına sahiptir’ bilincinin geliştirilmesi atılacak ilk adımdır” dedi.



HAMDULLAH KESEN/DİHA/ADANA