
Hastalığı dönülmesi imkansız bir evreye girdikten sonra tahliye edilen Abdulsamet Çelik tedavi gördüğü İzmir 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde dün sabah yaşamını yitirdi.
Çelik’in naaşı ailesinin bulunduğu İzmir’de son yolculuğuna uğurlandı. Kardeşi Abdurrahman Çelik, “Hastalığının son aşamasında tahliye edildi. Ağabeyimin katili devlettir, sistemdir” diyerek tepki gösterdi.
1994 yılında tutuklanan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan PKK’li tutsak Çelik, cezaevi koşullarında kanser hastalığına yakalandı. 2007 yılında Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ndeyken kemik iliğine bağlı bir kanser çeşidi olan Myelodisblatik Sendrom (MDS) hastalığı tanısı konulan Çelik, Ankara Numune Hastanesi’nin “tahliye” raporlarına rağmen 5 kez Adli Tıp’ın ret cevabıyla karşı karşıya kaldı.
Adli Tıp zulmü
Adli Tıp Kurumu, Çelik’in durumunun ağırlaşması üzerine 2012 yılında “cezanın infazı 6 ay ertelenmelidir” raporu verdi. Ancak “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” yürürlüğe girmediği için rapor işleme konulmadı. Yasanın yürürlüğe girdiği Mart 2013 tarihinde ise Adli Tıp, Çelik’in yasa değişikliğinden yararlanma talebini “Hastalığı süreklidir. Tek başına kalamayacak şekilde cezası infaz edilebilir” diyerek, reddetti.
Bu süre içerisinde Çelik’in durumu daha da ağırlaştı. Hastalığına bağlı olarak dalak ve karaciğer gibi iç organları, bağışıklık sistemi iflas etti. Günde en az 4-5 ünite kan almaya başlayan Çelik’e ilik nakli yapılması gerekirken, aynı cezaevinde bulunan tutsakların ilik verme yönündeki dilekçeleri de işleme konulmadı.
Ölüm sınırında tahliye edildi
Adli Tıp Kurumu, Çelik’in avukatlarının yaptığı 6. başvuruda infazının bir yıl ertelenmesine karar verdi. Çelik 26 Haziran 2013 tarihinde, hastalığının son aşamasında Sincan Cezaevi’nden tahliye edildi. Mardin’in Ömerli İlçesi’nden olan 41 yaşındaki Çelik, 18 yılını cezaevinde geçirdi.
Duyarsızlığı eleştirmişti
Cezaevindeyken yazdığı bir mektupta Türk devletinin hasta tutsaklara yaklaşımına “Her yerde her kurumda durumumuzu izah eden raporlar mevcuttur. Bunu tekrar etmek ve bunu sürekli tekrar etmek anlamsız. Ki bir süreden sonra ‘tahliye dilencisi’ olgusunun oluşması bile mümkündür. Zira bu onurumuzu kırıyor” diyerek tepki gösteren Çelik, kamuoyunun duyarsızlığını da şu sözlerle eleştirmişti: “Bu konu vasat düzeyde gündeme getirildikçe, gündemde tutuldukça, belli bir kanıksamaya yol açıyor ve açmış durumda.”
Katili devlet
Abdulsamet Çelik’in kardeşi Abdurrahman Çelik de, “Ağabeyimin katili devlettir, sistemdir. Hastalığını cezaevi koşullarında kapmıştı. Hastalığının son aşamasında tahliye edildi. Çok mücadele verdik yaşatmak için ancak bu kadar direnebildi” dedi. Çelik, ağabeyinin son nefesine kadar mücadelesi için savaşan biri olduğuna dikkat çekerek, “Üzüntülü değiliz. Kendisiyle gurur duyduk. Tepkiliyiz” diye ekledi. Cezaevlerinde yüzlerce hasta tutsağın bulunduğunu hatırlatan Çelik, hükümetin derhal tahliye işlemlerini gerçekleştirmesi gerektiğini belirtti.
649 hasta tutsak
İHD’nin Ocak ayında güncellediği son listeye göre, cezaevlerinde 649 hasta tutsak bulunuyor. Bu hasta tutsakların 247’si ise ağır hasta durumunda. Listeye 198 hasta tutsak daha eklenirken, 82 hasta tutsağa Sağlık Bakanlığın’a bağlı hastanelerinde “cezaevinde kalamaz” raporu verilmesine rağmen, ATK tahliye taleplerini reddetti.
Bir yılda 40 tabut çıktı
Sadece geçen yıl içerisinde 40’a yakın hasta tutsak yaşamını yitirdi. Abdulsamet Çelik’le birlikte son 40 günde 5 hasta tutsak hayata veda etti. Barış Grubu Üyesi Lütfi Taş 31 Aralık’ta Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde, Haşem Arduçlu da aynı gün Siirt E Tipi Cezaevi’nde; Abdulmecit Arslan 8 Ocak’ta Tekirdağ Cezaevi’nde, Mehmet Canpolat 12 Ocak’ta kaldırıldığı Marmara Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.
HABER MERKEZİ