İHD İstanbul Şubesi, açlık grevlerinde can kaybı olmadan tecridin kaldırılması talebinin kabul edilmesi için Cumhurbaşkanlığı ve Adalet Bakanlığı’na mektup gönderdi.

Sirkeci Cağaloğlu’nda bulunan Sirkeci PTT Merkezi’ne (Büyük Postane) gelen dernek üyeleri, mektupların postalanması öncesinde ellerinde “Tecridi kaldırın, hapishanelerde ölüm istemiyoruz” pankartı ile bina önüne açıklama yaptı. Hazırlanan basın metnini İHD İstanbul Şube Sekreteri Leman Yurtsever paylaştı. İmralı Cezaevi başta olmak üzere birçok cezaevinde uygulanan tecridin kaldırılması için tutsakların açlık grevinde olduğuna dikkat çeken Leman Yurtsever, infaz sisteminde tutukluların aile ve avukatlarıyla görüştürülmesinin uzun süreli olarak yasaklanmasına dair bir hüküm bulunmadığının altını çizdi. Yurtsever, “Yüksek güvenlikli hapishanelerde dahi mahpusların haftada 10 saat, en az 10 mahpusla bir araya gelmesi gerekli. Sohbet ve spor faaliyetlerine katılmaları Bakanlık genelgesiyle hak olarak düzenlenmiştir. Bu genelgenin uygulaması zorunlu olmakla birlikte İmralı Hapishanesi’nde hiç uygulanmamaktadır” dedi.

 Bizim de talebimizdir

 Yurtsever, cezaevlerindeki tutsakların başka yöntemlerle duyuramadıkları seslerini açlık grevleri ile duyurmaya çalıştıklarını da vurguladı. Yurtsever, “Mahpuslar mahkemelerde anadillerinde savunma yapmak istiyorlar, avukat ve aileleriyle kısıtlama getirilmeksizin görüş hakkını kullanmak istiyorlar, İmralı cezaevinde bulunan ve 8 yıla yakın bir süredir avukatlarıyla görüştürülmeyen Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit koşullarının kaldırılmasını istiyorlar” diye konuştu.

Tutukluların taleplerinin aynı zamanda insan hakları savunucularının da talebi olduğunu söyleyen Yurtsever, “Buna benzer bir süreci daha önce 1996’da, 19 Aralık 2000 ve devamında yaşadık. Şimdi bir kez daha bir acıyı yaşamak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Yapılan açıklama sonrası kaleme alınan mektuplar, postaya verildi.

Cumhurbaşkanlığı ve Adalet Bakanı’na ithafen yazılmış mektuplarda şu ifadeler yer aldı: “Sayın Bakan, tutukluluk uluslararası standart kurallarında da belirtildiği gibi ayrı bir cezaya dönüştürülemez. Oysa tecrit uygulamasıyla yapılan tam da budur. Ayrıca çatışma ve kaos tüm toplumu tehdit etmektedir. Bu tehdidin barış ve demokrasi ile önlenebileceği ve barış hakkının bir insan hakkı olduğunu belirterek: Açlık grevlerinde geri dönülmez bir noktaya gelinmemesi ve taleplerin bir an önce karşılanması yönünde Bakanlığınızı somut adımlar atmaya çağırıyoruz.”