Aleviler ve Dersim bir süredir yeniden devlet ve iktidar partileri arasında bir polemik ve yarış konusu gibi görünüyor. Devlet  partilerinin son süreçte Aleviler konusundaki bu atakları gerçekten sadece seçimlerde oy kapma yarışından mı ibaret?
Türk-İslam sentezi doğrultusunda politika yapan AKP birkaç yıldır yürüttüğünü söylediği sözde Alevi açılımını son dönemde bizzat başbakan Davutoğlu tarafından yürütülen Haci Bektaş ve Dersim ziyaretleriyle inandırıcı kılmaya çalıyor. Dersim Katliamı'nı dile getiren Davutoğlu'nun geçtiğimiz hafta Kürt ve Alevilerin kanına eli fazlasıyla bulaşmış MHP'nin genelbaşkanı Devlet Bahçeli'yi Dersim'e sürmesi bu tabloyu tamamlar nitelikte.
AKP Türkiye'nin en temel demokrasi dinamiği olan Aleviler ve yurtsever Kürtlerin komünal yaşamdaki ısrarını, sömürü ve egemenliğe karşı direniş gücünü daha fazla birleştirip, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin güçlenmesini engellemeye çalışıyor.
Alevisiyle, sünnisiyle Kürtler bu ülkenin en dinamik demokrasi gücüdür. Yine son bir iki yıllık süreçte görülmüştür ki büyük oranda sistem içileştirilerek devlete bağlandığı düşünülen Aleviler de bu ülkenin temel demokrasi dinamiklerinden biri olmaya devam etmektedir. Gezi direnişi ve sonrası katledilen gençlerin büyük çoğunluğunun Alevi-Kürt gençleri olduğu görülmüştür. Bununla Alevi gençlerin tüm asimilasyon politikalarına karşın yine de devrimci-demokratik hareket ve direnişi tercih ettikleri bir kez daha açığa çıkmıştır.
Yıl içerisinde gelişen Şengal Katliamı'da Alevi kitlesini Türk'ü ve Kürt'üyle derinden etkilemiştir. Aleviler savunmasını iktidarın ellerine bırakan örgütsüz toplum gerçeğinin bizzat iktidarlar tarafından katliama açık bırakıldığını görmüşlerdir. Şengal'de hedef alınan Êzîdîlerin yardımına sadece Kürt Özgürlük Hareketi'nin koşması, PKK'yi devletin propagandalarından tanıyan kimi Alevi kesimler içerisinde bile yargıları kırmıştır.
Şengal direnişiyle Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne sempatileri artan Aleviler, faşist IŞİD çetelerine karşı yürütülen Kobanê direnişinden çok ciddi etkilenmişlerdir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın paradigma, ideoloji ve felsefesini benimseyerek bu doğrultuda örgütlenen YPG, YPJ güçleri ve Kobanê halkının direnişinde kendi direniş ve yaşam felsefelerini gören Aleviler her platformda Kobanê direnişi ve Rojava devrimine olan desteklerini dile getirmişlerdir. Diğer devrimci-demokrat ve yurtsever gençler gibi Alevi gençleri de Kobanê direnişine katılmak üzere Kobanê'ye geçmiştir. Alevi toplumu Kobanê direnişine maddi ve manevi destek sunabilmek için seferber olmuştur ve olmaya devam edecektir.
İşte bu gerçeklik sadece AKP'nin değil, CHP, MHP, BBP de dahil olmak üzere açık ve gizli tüm devlet güçlerini atağa geçirmiştir. Aralarındaki polemik ve restleşmeler sürse de MHP, CHP ve AKP Türk ve Kürt Alevilerin Kürt Özgürlük Mücadelesi konusunda daha fazla bilinç sahibi olması ve mücadeleye katılmasının inkarcı sistem için büyük tehlike olduğunun farkındadırlar. Nitekim Devlet Bahçeli Dersim'e gitmeden önce Dersim'in Kürt-Alevi kimliğini inkar ederek, Seyid Rıza'ya "terörist Rıza" diye hakaret etmiş ama bunun hemen ardından kendi Alevi açılımını deklare etmiştir. Burada sistem içileşen Aleviliğin kabul göreceği ama özüne uygun bir biçimde zulme karşı direnen Aleviliğin ve Kürtlüğün inkar edileceği ifade etmiştir. Aslında Bahçeli mevcut devlet politikasını açıklıkla dile getirmiştir. Bahçeli'nin bu faşist yaklaşımlarıyla AKP'nin alevi ve Dersim yaklaşımı şirinleştilmeye çalışılmıştır. Amiyane deyimle Dersimliler ve Alevilere "ölümü gösterip sıtmaya razı edilmek" tutumu sergilenmiştir. Yine Davutoğlu Alevi açılımlarından ve Kürt sorununun çözümünden söz ederken her gün Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın paradigması doğrulsunda Kürt sorunu, Alevi sorunu vb. her türlü toplumsal sorunu demokratik ve özgürlükçü bir biçimde çözme konusunda politikalar üreten HDP'yi hedef göstermektedir.
 Bu doğrultuda seçimler açısından da incelendiğinde Türk devleti için Alevi oylarının HDP'ye gitmesindense AKP, CHP ve MHP gibi sistem partileri arasında parçalanması her zaman için tercih edilendir.
Ama artık Aleviler üzerindeki bu devlet politikaları sonuç almayacaktır. Kobanê direnişiyle örgütlü toplum mücadelesinin en amansız faşizmi bile dize getireceğini gören Aleviler, yine mücadelenin örgütlerini Kobanê direnişi ekseninde yeniden tanımış ve güven kazanmışlardır.