
119 gündür (2 Aralık’tan bu yana) sokağa çıkma yasağı perdesi altında tarihi Sur ilçesinin yakılıp yıkılması ardından Bakanlar Kurulu’nda 16 mahalleye dönük ‘kamulaştırma’ kararı ile el konuldu. Eylül ayına kadar yasağın sürdürülmesinin planlandığı 6 mahallede evlerin yıkımı ve sokakların genişletilmesi çalışmaları başlarken, aralarında Ali Ağaoğlu’nun da olduğu yandaş müteahhitler ve şirketlerine ihalelerin verilmeye başlanacağı iddia ediliyor.
Yargıya taşınacak
Hukukçular ise kararı yargıya taşıma hazırlığında. Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Nuray Özdoğan, “Acele kamulaştırma” kararı ile ulusal ve uluslararası hukukun bertaraf edildiğini belirterek konuyu önümüzdeki günlerde yargıya taşıyacaklarını söyledi. Avukat Arif Ali Cangı ise mağdurların hukuki yollara başvurmalarını isteyerek, “Kamulaştırılan yerlerin maliklerinin 25 Mart’tan itibaren 30 gün içinde yürütmeyi durdurma istemiyle Danıştay’a dava açmalarını öneririm” diye seslendi.
UNESCO toplanacak
HDP Amed Milletvekili Çağlar Demirel de Sur’un UNESCO’nun Kültür Mirası Listesi’nde olduğunu hatırlatarak, AKP’nin bu el koyma girişimine karşı UNESCO’nun önümüzdeki günlerde İstanbul’da bir toplantı gerçekleştireceğini bildirdi.
Direneceğiz
İlçe sakinleri ise karara karşı direneceklerini belirtiyor. Yasaklı 6 mahalleden biri olan Cevat Yılmaz Mahallesi’nde yaşayan ve 49 gün boyunca evinden ayrılmayarak saldırılara direnen İsmail Üzmez, “Bizim topraklarımız üzerindeki rant ve kirli politikalara karşı canımı veririm. Evimin üzerine çadır kurar, Dicle Nehri’nden sırtımda su taşır yine de kendi toprağımda yaşarım. Gücüm yetene kadar direneceğim” dedi. Üzmez, şöyle devam etti: “Devlet istediği kadar söylesin biz topraklarımızı kimseye vermiyoruz. Kimse korkmasın birlikte direnerek bu günleri atlatacağız. Tarihimizi burada yaşamlarımızla birlikte yok ediyorlar. Sur’daki direnişte bu halk için yaşamını yitirenler bundan sonra asıl tarihi yazacaklar. Bizim tarihimiz asıl bundan sonra başlıyor.”
Kararı tanımıyoruz
Aylardır cenazesi kuşatma altında olan Rozerin Çukur’un Cevat Paşa Mahallesi’nde yaşayan amcası Muzaffer Çukur, “Halka sormadan alınmış bu kararı tanımıyoruz ve kabul etmiyoruz. Evim baraka dahi olsa, devletin bana Sur’un dışında vereceği en lüks bir villayı kabul etmem. Burada gençlerimizin hala cenazeleri yerde. Biz bu gençlerimizin kanıyla yoğrulmuş bu toprağı peşkeş çektirmeyeceğiz” diye konuştu.
Sur’a bağlı Erimli Mahallesi’nde yaşayan ve oğlu Mahmut Oruç’un cenazesini hala alamayan Asef Oruç, herkesi Sur’a sahip çıkmaya çağırdı: “UNESCO bile koruma kararına rağmen buraya sahip çıkmıyor. Kürt halkı bu tarih için direndi ve direnmeye devam edecek. Sur’un bırakılmaması gerekiyor. Herkes Sur’a sahip çıkmalı.”
Milyar para da verseler
“Biz burayı seviyoruz, ben başka yerde yaşayamıyorum. Direne bildiğim son güne kadar da direneceğim” diyen ve 20 yıldır İskenderpaşa Mahallesi’nde yaşayan Hacire Karadeniz’i Sur’da doğup Sur’da büyüdüğünü anlatan İskenderpaşa Mahallesi’nde yaşayan Yadin Altay (52) tamamladı. Altay “Benim evime karşılık milyarlarca para teklif etse ben vermeyeceğim. Devlet zorlarsa mahkemeler var. Onlar da yetmezse direnişimiz var. Bizi buradan kimse alıp atamayacak” diyerek, kamulaştırma kararına direneceğini vurguladı.
Esnaflar: Çıkmayacağız
Melikahmet Caddesi üzerinde yıllardır esnaflık yapan Bülent Seviş (35) “Bu bir kültür ve yaşam meselesidir bizim için. Bizim yaşantımız, her şeyimiz Sur’dur” derken, esnaf Mithat Altan da, “Sur dışındaki bütün evlerimi sattım, Sur’a gelebilmek için. Şimdi burada bulunan tarihi avlulu evime bir buçuk trilyon para veriyorlar ben vermiyorum. Ben buradan ayrılmam. Burası olmadan yaşayamam. Buradaki yaşantımızın değerini neyle ölçecekler?” tepkisinde bulundu. Berat Altan (24) ise “Devlet bu kararıyla bizim haklarımıza tecavüz ediyor. Bizi çiğneyerek geçecekler, başka türlü de buna izin vermeyeceğiz. Ben doğup büyüdüğüm yeri bırakmam” diyerek, herkesin bu kamulaştırmaya karşı birlik olmasını istedi.
Ali Paşa esnaflarından Sevcan Erzen de, “Bize verecekleri parayla burada hayatlarımızı, anılarımızı satın almaya çalışıyorlar. Ama bizler gücümüzün yettiği kadar onların karşısında duracağız” ifadelerini kullandı.
Silopi’de yıkım başladı
Silopi’de de Barbaros, Başak, Cudi, Karşıyaka, Şehit Harun Boy ve Yeşiltepe mahallelerine yönelik kamulaştırma kararı ardından el konulan mahallelerde yıkıma başlandı. Silopi Belediyesi Başkanvekili Ahmet Toloğ, sözkonusu kararın 4 bin dönümlük alan ve bu alan içindeki 6 bin evi kapsadığını belirterek, “Saray diktatörü, Silopi halkının doğduğu, büyüdüğü ve üzerinde yeşerdiği kültürü yok etmek istiyor. Biz de bütün sivil toplum kuruluşları ile birlikte halkımızla dayanışma içerisinde olup devletin Silopi’ye yönelik kamulaştırma politikalarına geçit vermeyeceğiz” dedi.
Ölüm fermanı gibi
HDP İlçe Eşbaşkanı Ali Balin ise devletin göçertemediği halkın evlerine el koyduğuna dikkat çekti. Kararı “Padişahın ölüm fermanı” olarak nitelendiren Balin, “Amaçları halkımızın dilini ve kültürünü, kısacası halkın hafızasını yok etmektir. Kendilerince bir ilçe inşa edip, halkımızı bir hapishane içinde tutmak istiyorlar” diye tepki gösterdi.
DİHA/HABER MERKEZİ