
Diyalog sürecini bitiren 24 Temmuz 2015’te yeniden savaşın başlatılmasına gerekçe yapılan Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesine ilişkin davada, Urfa Emniyeti’nin detaylı olay yeri inceleme tutanağı 10 Mart tarihinde mahkemeye sunuldu. Raporda, polislerin öldürüldüğü evde tespit edilen parmak izleriyle, davada yargılanan 9 sanığın parmak izlerinin eşleşmediği ortaya çıktı.
Urfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015’te 33 gencin katledilmesinin hemen ardından 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da, polisler Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar, evlerinde şüpheli bir şekilde ölü olarak bulundu. Yumuşak ve Acar’ın kafalarına sıkılan kurşunla öldürüldüğü tespit edildi. İki polisin ölü bulunmasını köpürten AKP yönetimindeki Türk devleti, MGK’nin Ekim 2014 toplantısında kararlaştırdığı savaş konseptini devreye koydu. Kürtlerin gasp edilen haklarının iadesini öngörün çözüm süreci adına başlatılan “diyalog” bitirildi. Gerekçe yapılan 2 polisin şüpheli ölümüyle ilgili soruşturma ve dava sürecinde çarpıcı detaylar da ortaya çıkmaya devam ediyor. Skandallarla dolu olan ve 4’ü tutuklu olmak üzere 9 kişinin yargılandığı davanın Urfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4. celsesinde de saklanamayan temel bir durum belirdi.
Emniyet raporunu gönderdi
Evrensel’den Tamer Arda Erşin’in haberine göre; Urfa Emniyeti polislerin öldüğü evdeki detaylı olay yeri inceleme raporunu 10 Mart 2017’de mahkemeye yolladı. Davada yargılanan 9 kişinin parmak izleri, olayın gerçekleştiği evdeki parmak izleriyle karşılaştırıldı. Raporda, 9 kişinin parmak iziyle, evden çıkan parmak izlerini uyuşmadığı belirtildi. Davada cinayeti işlediği ileri sürülen Ömer Kılıç’ın polislerin kaldığı dairenin karşısındaki boş dairede parmak izi bulunmuştu. Ömer Kılıç, arkadaşı Murat Abir’in evlendiğinde oturmak için bu daireyi kiraladığını, düğünden bir hafta önce temizlemek için daireye gittiklerini söylemişti. Ömer Kılıç, arkadaşı Murat Abir ve ağabeyi Lütfü Abir uzun süren tutukluluğun ardından 8 Kasım 2016 tarihinde tahliye edilmişlerdi.
Ceylanpınar dosyasını kapat!
Türk devleti ile Kürtler arasında devam eden diyalog sürecinin bitirilmesine gerekçe yapılan Ceylanpınar’da 2 polisin şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmaya müdahale edildi. Ankara’nın Urfa Valiliği’ne ’Gizli’ ibareli bir yazıyla “Ceylanpınar dosyasını kapat” talimatı verdiği ortaya çıktı.
Urfa Valiliği kapatılmasını istedi
Davanın 7 Kasım günü görülen 3. duruşmasında da Urfa Valiliği’ne üstten gelen ve “Gizli” ibareli olduğu belirtilen bir yazıyla “Ceylanpınar dosyasını kapat” talimatının verildiği açığa çıkmıştı. Urfa Valiliği’ne gelen talimata uygun olarak mahkemeye direktifler verildi. Gizli talimatta, Ceylanpınar dosyasının artık uzatılmaması ve kapatılması istendi. Urfa Valiliği de bunun gereğini yapmak için uğraştı.
Kontranın korumalarıydı
Tutuklu yargılananların avukatları tarafından olayın aydınlatılması için yapılan hiçbir başvuru, mahkemece kabul edilmedi. Ayrıca öldürülen 2 polisin, kontra olan AKP’li Ceylapınar Belediye Başkanı Menderes Atilla’nın gayri resmi korumaları olduklarının ortaya çıkması oynanan kirli oyunun bir diğer boyutu. Ceylanpınar’da halka dönük terör estiren Menderes Atilla’nın korumalığını yapan polislerden birinin de El Nusra çetesi ile direkt bağlantılı olması, bir diğer skandal.
Araştırma önergelerine ret
PKK’nin üzerine yıkılmaya çalışılan ve sürecin bitirilmesine gerekçe gösterilen olay için HDP ve CHP tarafından verilen Araştırma Önergeleri de Meclis Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.
Çelişkilerle dolu
Dava dosyası kapsamında kabul edilen iddianamenin bir bölümünde, polislerin Suriye’den gelen 6 kişilik bir grup tarafından öldürüldüğü yazıldı fakat dosyada bulunan tutuklu kişiler fail olarak işaret edildi. Tutuklu yargılananların hiçbiri Suriye’den gelmedi.
Hiçbir görüntü yok
Süreci bitirmeye gerekçe yapılan bu denli önemli bir olayın dava dosyasında öldürülen 2 polisin iş yerinden (emniyet) çıktıkları andan itibaren eve geçmelerine kadar geçen süre zarfında ilçedeki herhangi bir Mobese ve iş yeri kamerasında görüntüleri yok.
Görüşme kayıtları konulmadı
Yine 2 polisin telefonda yaptıkları görüşme kayıtları dosyaya konulmadı. Nitekim Urfa Valisi’nin olayın hemen akabinde ‘2 polisin yanında 3. bir kişinin olduğu şüphesi üzerinde durulmaktadır’ şeklindeki açıklaması polislerin yalnız olmadıklarını gösteriyordu.
2 polis daha vardı
Ayrıca yapılan araştırmalara göre öldürülen polislerin cinayet öncesi gittiği marketin sahibi Şeyhmus Sağlam, ölen polislerin yanında 2 polis daha olduğunu söylemişti. Ancak dosyada bu 3 ve 4. kişiler üzerinde hiçbir şekilde durulmadı. 17 ay geçtikten sonra iki polisin beyanı alındı. 4. celsede, olay gecesi öldürülen polislerin yanında olan E.G., Ceylanpınar Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimatla verdiği beyanında ‘olay gecesi neredeydin’ sorusuna, son derece lakayt bir şekilde ‘olay gecesi ölen polislerin ailelerine taziyede bulundum’ şeklinde oldu.
Polislerin ifadeleri çelişkili
E.G’nin ev arkadaşı olan M.D. ifadesinde, olayı E.G’den sabah saat 8.40’ta öğrendiğini söyleyerek, “Bizim mesaimizin 09.00’da başlaması gerekiyorken, ev arkadaşım polis memuru E.G. o sabah saat 8.40 civarlarında telaşlı bir şekilde evin içinde koşuşturmaya başladı, ne olduğunu kendisine sorduğumda rahmetli Okan ve Feyyaz’ın intihar ettiğini söyledi” demişti. E.G. ise 2 Ocak tarihinde verdiği ifadede ev arkadaşı M.G’den hiç bahsetmemiş, ev arkadaşı olarak 3. bir polisin ismini vermişti. E.G’nin 25 Temmuz 2015 tarihinde de ifadesine başvurulmuş, 22 Temmuz günü saat 10.05’de bir arkadaşının kendisini arayarak “Okan’ların oraya gel” dediğini, evinin önünde beklerken, binanın altında bulunan bakkalın 2 polisin intihar ettiğini söylediğini belirtmişti.
E.G. daha sonra olay yerine gittiğini söylemişti. E.G’nin. TEM’deki ve mahkemedeki ifadelerinde, ev arkadaşı M.D’den hiç bahsetmemesi dikkat çekmişti.
İhbarlar bile asılsız çıktı
9 kişinin yargılanmasına neden olan ihbar da asılsız çıkmıştı. Birinci ihbar, ilçenin PTT ankesörlü telefonundan yapılıyor. Diğerinin de Ceylanpınar FETÖ sorumlusunun kardeşi olan bir şahıs üzerine kayıtlı olduğu ortaya çıktı. İhbarı yaptığı ileri sürülen T.B. mahkemedeki ifadesinde, “Kimlik bilgilerim kullanılarak benim adıma 10 adet hat çıkarılmış, söz konusu numarayı ben kullanmadım. Söz konusu ihbarı da ben yapmadım” demişti.
Akıl almaz işkenceler yapıldı
Tutuklananlar ağır işkence gördü. Özellikle Hasan ve Naci akıl almaz işkenceler gördü. Filistin askısına alındılar. Kendi mezarlarını kazmaları dayatıldı. Kafalarına silah dayatıldı. İşkence raporları olmasına rağmen savcılık takipsizlik verdi. Tahliye edilen Ömer Kılıç ise olayın yaşandığı gece Elazığ’da görüntülenmesine rağmen 17 ay tutuklu kaldı.
Uyduruk bir hikaye
Tamamen uyduruk bir hikaye üzerinden yazılan iddianameyle dava yürüdü. Savcılık makamının da failler ile ilgili çelişkili ifadelere yer vermesinin bile iddianamenin bir senaryodan ibaret olduğunu gösterdi.
Mahkeme başkanı tutuklandı
Dava dosyasında başından itibaren görevli olan Urfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı da Gülen Cemaati üyesi olmaktan tutuklandı. Avukatların, olayın açığa kavuşturulması adına gereken delillerin toplanması taleplerine sürekli olarak kayıtsız kalarak herhangi bir işlem başlatmamıştı. Ayrıca cinayetin soruşturmasını yapan 19 polis de 15 Temmuz sonrasında meslekten uzaklaştırılmıştı.
Mesajlarla oynanmış
Delil, diye iddianamede yer verilen telefon görüşmelerinde geçen söylemlerin bir kısmı, dosyaya eklenerek suç delili yapılmaya çalışılmış. Görüşmelerin öncesi ve sonrası hiçbir şekilde iddianameye eklenmemiş. Yargılananlar arası telefon üzeri yapılan mesajlaşmalarda da mesaj tarihleri değiştirilmiş. Kayıtlarda son gönderilen mesajlar başa alınmış ve başta gönderilen mesajlar da sona alınarak bir delil oluşturulmaya çalışılmış. Bu şekilde bir hikaye yazılmış. Zaten savcılık da bu olayın faillerinin kim ve kimler olduğunu bilmiyor.
Aileleri bile takip etmiyor
Cinayetin failleri bugüne kadar bulunamadı. Polisleri öldürenleri bulmaya yönelik bir soruşturma da yürütülmedi. Ölen polislerin aileleri bile davayı takip etmiyor..
4 kişi halen tutuklu
4. duruşmada tutuklu 7 kişiden DBP ilçe yöneticisi Ömer Kılıç ve öldürülen polislerin yanında bulunan evi kiralayan Lütfü Abir ile kardeşi Murat Abir tahliye edildi. Öldürülen polislerin dosyasındaki temel dayanak, bu şahısların o evi kasti olarak kiraladıkları yönündeydi. Tahliye edilen Lütfi Abir, Murat Abir ve Ömer Kılıç gibi tutuklu bulunan Sedat Aydın, Hasan Aydın, Hüseyin Aydın ve Naci Yılmaz’ın da olayla ilgili bir ilişkilerinin olmadığı ortada.
HABER MERKEZİ