
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, tek taraflı eylemsizliğin AKP’nin savaş politikası ve gerçekleşen saldırılarla son bulduğunu bildirdi.
Eşbaşkanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, AKP hükümetinin 1 Kasım’dan hemen sonra 24 Temmuz’da olduğu gibi onlarca savaş uçağı ile Medya Savunma Alanları’nın tümüne saldırdığını hatırlattı. Gerillaya yönelik imha amaçlı saldırılara, halka yönelik artan saldırıların da eşlik ettiğini belirten Eşbaşkanlık, Gever, Nusaybin, Silvan ve Hakkari’deki cinayetlere dikkat çekti. Kuzey Kürdistan’da şehirlerin ve kırsal alanın birçok bölgesinin yasaklandığını kaydeden Eşbaşkanlık, tüm bunların tek taraflı eylemsizlik kararı sürerken yaşandığının altını çizdi.
AKP sözcülerinin seçimden hemen sonra “teslim olunmadan hiçbir adım atılamaz; operasyonlar ve savaş, tasfiye gerçekleşene kadar sürdürülecektir” dediğini, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın teslimiyet çağrısı yaptığını anımsatan Eşbaşkanlık, “Kenan Evren’in 12 Eylül’ünü, Çiller’in 1990’lı yıllarını aşan bir kirli savaş yürütülmektedir. Kuşkusuz AKP’nin seçimden sonra tutumunun ne olacağını herkes merak etmiştir. Özgürlük Hareketi olarak çok zayıf bir ihtimal de olsa seçimden sonra politika değişikliği olur mu yaklaşımı içinde olduk. Ancak AKP seçim öncesi sürdürdüğü savaş politikalarında hiçbir değişiklik olmayacağını açık ve net olarak ilan etmiştir. Hem de keskin söylemlerle bu açıklamalar yapılmıştır” dedi.
Türk devletinin tutumuna bağlıydı
Seçim öncesi bir eylemsizlik kararı aldıklarını, tüm saldırılara rağmen bu iradeyi tek taraflı sabırla sürdürdüklerini kaydeden Eşbaşkanlık, şöyle devam etti: “Kuşkusuz bu kararımızın kaderi Türk devletinin tutumuna bağlı olacaktı. AKP hükümetinin tutumu ve gerçekleştirilen saldırılar tek taraflı eylemsizliğin sürdürülemeyeceğini açık biçimde ortaya koymuştur. Dolayısıyla tek taraflı eylemsizlik AKP’nin savaş politikası ve gerçekleşen bu saldırılarla son bulmuştur.”
Savaşı neden tırmandırdığı açık
Başından beri Öcalan’ın özgür hareket koşullarında, müzakere endeksli çift taraflı bir ateşkese hazır olduklarını defalarca ortaya koyduklarını hatırlatan Eşbaşkanlık, “Ancak AKP hükümeti, Önder Apo’nun çabaları sonucu ortaya çıkan Dolmabahçe Mutabakatı’nı reddedip Önder Apo’ya ağır tecrit uygulayarak savaşla Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etme politikasını uygulamaya koymuştur. 24 Temmuz’daki saldırılarıyla da topyekun savaş tırmandırılmıştır. Bırakalım çift taraflı çatışmasızlık pozisyonuna geçilmesi, tek taraflı ilan edilen çatışmasızlığı bile tanımayacağını ortaya koymuştur. Daha sonra yaşananlar, AKP’nin savaşı neden tırmandırdığını gözler önüne sermiştir. AKP’nin savaş ortamında iktidarı gasp etmek istediği 1 Kasım’daki toplum mühendisliği ve bu gaspı meşrulaştıran seçim sonuçlarıyla daha iyi anlaşılmıştır” dedi.
Mevcut ortamda mümkün değil
AKP’nin seçimden sonra da bir savaş hükümeti olacağını ortaya koyduğuna işaret eden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Kuşkusuz HDP, Türkiye’deki bazı çevreler, yine dış güçler bir çatışmasızlık ortamı istemektedirler. Bu çağrılara her zaman anlam verdik. Çift taraflı bir ateşkese hazır olduğumuzu her zaman ortaya koyduk. Ancak AKP’nin mevcut politikaları ortamında eylemsizliği sürdürmek mümkün olmadığı gibi, bu politikalar ortamında bir çatışmasızlığın sağlanması da mümkün değildir. Yeni bir çatışmasızlığın ancak Türk devletinde Kürt sorunu konusunda bir çözüm iradesi ortaya çıkması ve çözümü hedefleyen müzakereyle sağlanabileceği açıktır. Yoksa bizim tek taraflı irademizle ne çatışmasızlık gerçekleşebilir ne de Kürt sorununun çözümünde sonuç alınabilir.”
Tek taraflı çağrılar anlamsız
Eğer müzakere temelli çözüme dayanan bir çatışmasızlık isteniyorsa, böyle bir durumu arzulayan çevrelerin ciddi biçimde harekete geçmesi ve AKP’nin politikalarını değiştirmeyi sağlayıp Kürt sorununu çözecek noktaya getirmesi gerektiğini vurgulayan Eşbaşkanlık, “Bize yönelik çağrılar yapılmakta, ama Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ve Kürt sorununun çözümü için ciddi bir tutum ve mücadele ortaya konulmamaktadır. Tek taraflı gerçekleşen bu çağrıların mevcut ortamda bir anlamı olmadığı gibi bir sonuç vermediği de görülmüştür” dedi.
Başka bir yol kalmadı
AKP’nin bir savaş hükümeti olacağını, gerillaya da Kürt halkına da saldıracağını açıkça ilan ettiğini hatırlatan Eşbaşkanlık, buna karşı ne yapılacağını da şöyle ifade etti: “35-40 yıldır bu tür söylemlerde bulunan iktidarların yeni bir yüzüyle karşılaşmış bulunmaktayız. Bu durum karşısında önceki dönemlerde olduğu gibi direnmekten ve AKP’nin Türkiye’nin temel sorunlarını savaş ve zorla ortadan kaldıracağını düşünen şovenist ve inkarcı zihniyetinin bir sonuç alamayacağını göstermekten başka bir yol kalmamıştır. Kuşkusuz gerilla kendisine yönelik her saldırı karşısında 40 yıllık büyük tecrübesi ve fedai ruhla direnecektir. Halkımız ve demokrasi güçleri de özgür ve demokratik yaşamın ancak direnilerek elde edileceğini göstermelidir.
Savunma en temel meşru haktır
Halkımız, yerel demokrasiyi ifade eden öz yönetim iradesini ortaya koymuş, kendi kendini yönetmeyi ifade eden demokratik yaşamını inşa etmeye yönelmiştir. Halkımızın bu tarihsel demokratikleşme ve Türkiye ile demokratik birliği yaratma hamlesi büyük saldırılarla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır. Halkımızın bu haklı özgür yaşamı yaratma iradesini, demokratik direnişiyle dün olduğu gibi bundan sonra da savunması en temel meşru hakkıdır.
Türkiye’deki demokrasi güçlerinin bir demokrasi bloku oluşturarak AKP faşizmine karşı mücadeleyi yükseltmeleri bu dönemin en temel görevlerinden olmaktadır.”
BEHDİNAN
Ankara ‘savaşa devam’ demişti
Türk Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı’nın katıldığı önceki günkü ‘Güvenlik Toplantısı’nda savaşın devam edeceği ve kış boyunca da şiddetlendirileceği kararı alındı.
Türk devleti, Kürdistan gerillası 10 Ekim’den beri eylemsizlik konumunda olmasına rağmen askeri ve siyasi operasyonlarına ara vermedi. Seçim günü bile operasyon yapan Türk ordusu, hemen ertesi gün kapsamlı hava saldırıları düzenledi. AKP Sözcüsü Ömer Çelik ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın savaşın devam edeceğini yönündeki açıklamalarının ardından önceki günkü nutkunda Türk devletinin politikasını izah eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, teslimiyet çağrısı yaparak, tasfiyeyi sağlayana kadar savaşı sürdüreceklerini ilan etti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında önceki gün Çankaya Köşkü’nde düzenlenen ve 2 saat süren ‘Güvenlik Toplantısı’ndan savaşın sürdürülmesi kararı teyit edildi.
Toplantıya, Başbakan yardımcıları Yalçın Akdoğan, Numan Kurtulmuş, Cevdet Yılmaz ve Tuğrul Türkeş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Adalet Bakanı Kenan İpek, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Selami Altınok, Başbakanlık Müsteşarı Kemal Madenoğlu, Başbakan Davutoğlu’nun Danışmanı Ali Sarıkaya, Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Vekili Ahmet Muhtar Gün, Jandarma Kurmay Başkanı Korgeneral İbrahim Yaşar, Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Bahadır Köse, Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz ve Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu katıldı.
Memnuniyet ve tebrik!
Toplantının ardından Başbakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Toplantıda 1 Kasım parlamento seçimleri öncesi, sırası ve sonrasında seçim güvenliğinin sağlanmasına dönük alınan tedbirler ve güvenlik durumu değerlendirilmiş, seçimin büyük bir olgunlukla ve sükunet içinde gerçekleşmiş olmasından duyulan memnuniyet dile getirilmiştir. Sayın Başbakanımız bu süreçte gösterdikleri üstün çabalardan dolayı Emniyet, Jandarma ve devletin ilgili tüm birimlerine tebriklerini iletmiştir” denildi.
Hız kesmeden savaşa devam!
Türk devletinin bütün birimleriyle sürdürdüğü savaş ve uyguladığı terörün “huzur ve demokrasi operasyonları“ olarak adlandırıldığı açıklamada, son durum detaylı bir şekilde ele alındığı kaydedildi. Açıklamada, bundan sonraki ajanda ise şöyle duyuruldu: “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölücü terör örgütüne dönük operasyonlarının hız kesmeden devam etmesi kararlaştırılmıştır. Sayın Başbakanımız kış şartlarında da operasyonların kesintisiz sürdürülmesi talimatı vermişlerdir.”
Rojava’ya karşı devam edecek stratejinin de ele alındığı anlaşılan toplantının ilgili bölmü açıklamada şöyle formüle edildi: “Suriye’de yaşanan gelişmeler, sınır ötesinde DAEŞ unsurlarına karşı yürütülen operasyonlar ve koalisyon güçleri ile birlikte yürütülen harekat ele alınmıştır.”
ANKARA