İngiltere Gündemi


İngiltere medyasında bu haftanı ana gündem maddesi yine Suriye idi. Esad’ın kimyasal silahları uluslararası denetime açabileceğinin sinyalini vermesiyle birlikte devletler arası bir pazarlık süreci başladı. Amerika’nın gönülsüzce bile olsa Rusya’nın baskıları sonrasında Esad’a bir şans vermek bahanesi altında savaşı ertelemesi, İngiltere medyasını da biraz şaşırttı aslında. Geçici bir süreliğine de olsa savaş baltalarını toprağın altına gömen İngiltere medyası Amerika tarafından gelen yumuşama dalgasının etkisiyle Esad’la ilgili daha 'canilik’ seviyesini biraz daha düşürmüş gibi görünüyor. Amerika’nın barışa şans veren görüntüsünün altında neler yattığını ve bu savaş(a)mama halinin ne kadar süreceğini tahmin etmek zor olsa da, İngiltere medyasının mevzu dışişleri olunca ne kadarda güzel Amerikan çıkarlarına eklemlendiğini görmek açısından oldukça yararlıydı.
İngiltere’de gündemin diğer önemli bir maddesi ise Amerikan Güvenlik Ajansı’nın (NSA) İsrail ile 2009’da imzaladığı sınırsız istihbarat paylaşımı anlaşmasının detaylarının ortaya çıkması oldu. Geçmişte NSA gibi kurumlarda çalışan bilgisayar uzmanı Edward Snowden’ın edindiği gizli bilgileri basına sızdırarak Rusya’ya sığınması büyük bir olay olmuştu. İşte Snowden’ın sızdırdığı dokümanlardaki bilgiler halen parça parça yayınlanarak deprem yaratmaya devam ediyor. Bu haftaki haber ve yorumlarda, NSA’nın birkaç yıldır İsrail ile sınırsız bilgi paylaşımı yaptığının anlaşılması üzerine bunun Amerikan vatandaşlarının güvenliği üzerinde oluşturabileceği tehlikeler analiz edildi.
Kamuoyu hazır NSA’ya odaklanmışken konuyla ilgili pek beklenmeyen bir çıkış da internet şirketlerinden geldi. Yahoo’nun en üst düzey yöneticisi Marissa Mayer katıldığı bir teknoloji konferansında, teknoloji firmalarının neden Amerikan istihbaratıyla işbirliklerini gizlediklerine dair sorulan soruya, bu tip bilgileri kamuoyuyla paylaşmalarının 'vatana ihanet’ suçu kapsamına girdiğini ve bu durumda hapis cezasıyla karşı karşıya kalacaklarını açıkladı. Arama motoru ve internet hizmet sağlayıcısı Yahoo, 2007 yılında mahkemeye başvurarak, istihbarat ajanslarının bilgi talep etmek için kendilerine başvurdukları durumlarda bununla ilgili kamuoyuna da açıklama yapmak için izin istemişti, ama bu dava başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Marissa Mayer bu davanın sonucunu hatırlatarak bu karara uymamaları durumunda ihanet suçu işlemiş olacaklarını belirterek kendilerinin bu durumda sistem dahilinde çalışmayı daha uygun bulduklarını söyledi, yani bir nevi korkudan ama istemeden bunu yapıyoruz demeye getirdi.
Yahoo’nun bu çıkışının hemen ardından Facebook kurucusu Mark Zuckerberg’de bu kervana katılarak Amerikan Devletinin güvenliği sağlama ve kişisel mahremiyeti koruma konularında denge sağlayamadığını belirtti. Haberlerde devletin geliştirdiği takip sistemi 'Prizma’ ile ilgili detayların ve bu sistemin internet şirketlerini mercek altına aldığının ortaya çıkmasından sonra hükümete bu konuyla ilgili açıklık getirmesini istedik. Aldığımız cevap ise 'kaygılanmanıza gerek yok, Amerika’lıları gözetlemiyoruz’ oldu.
Yahoo ve Facebook gibi şirketler kamuoyunda şeffaf olduklarına dair imajı güçlendirmek için bu tip istihbarat kurumlarıyla yaptıkları bilgi paylaşımlarının özetini kamuoyuna da açıklayabilmek istiyorlar. Son olarak Facebook bu yönde bir adım atarak hangi ülkelerde kendilerine toplam kaç adet bilgi talebi başvurusu yapıldığına ve bu taleplerin kaç tanesinin cevaplandırıldığına dair oldukça genel bir istatistik yayınlamıştı.
Bence internet şirketleri de kendi çıkarları açısından devletlerle yaptıkları bu detaylı bilgi paylaşımından dolayı çok memnun değiller; zira karlılık oranlarını arttırmak için politik olarak nötr bir durumda görünmeleri gerekiyor. Fakat yine daha fazla kazanabilmek için gerektiğinde hükümetlerle masaya oturmaktan da çekinmeyebilirler. Yeni Özgür Politika gazetesinin, Facebook’un Kürtlere ait sayfalara uyguladığı politik sansüre dikkat çekmek için başlattığı kampanyada da ortaya koyduğu üzere, özellikle internet ve sosyal medya şirketlerinin halen tarafsız olmak noktasında, hükümetlere maşa olmamaları için yapmaları gereken çok şey var. Bu Çarşamba günü Facebook direktörü Richard Allan ile Facebook’un Kürtlere yönelik sansür politikası üzerine bir toplantı gerçekleştireceğiz. Gazeteyi temsilen ben de bu toplantı da olacağım. Bakalım Facebook bağımsız bir şekilde, Türk devletine rağmen birkaç Kürt’ü dinleyecek mi? Göreceğiz.