
Aralarında Prof. David Harvey, Judit Butler gibi dünyanın farklı üniversitelerinden akademisyenler ve Avrupa Parlamentosu üyesi çok sayıda milletvekili, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Birliği Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini ile Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland’dan 18 Mart 2016 tarihli AB Türkiye arasındaki anlaşmayı askıya almasını, Kürtler ve diğer azınlık statüsündeki halklar için derhal harekete geçmesini istedi.
15 Temmuz darbe girişimi ardından, Türkiye’de tam bir baskı rejimini oluşturan AKP’ye ilişkin kaygılarını yazdıkları açık mektupla ifade eden akademisyen ve parlamenterler, 18 Mart 2016 tarihli AB Türkiye Mülteci Anlaşması’nın derhal çekilmesini, zira Türkiye’nin artık mülteciler ve sığınmacılar için ‘güvenli ülke’ statüsünü yitirdiğini belirtti.
Mektupta “Ülkedeki Kürtler ve diğer azınlıkların durumuna özellikle dikkat göstererek, Mogherini’yi durumu incelemeye çağırıyoruz” denildi.
‘Ne kontrol ne de denge kaldı’
Mektupta, darbe girişiminden sonra ortaya çıkan olumsuz tablo hakkında şu ifadelere yer verildi: “Ne kontroller ne de dengeler kalmıştır. Gözaltına alınanların, onları savunma cesareti gösterecek kimse olmadığı ve tasfiye listesinin bir parçası haline gelmek istemediklerinden avukat bulamadıklarına dair raporlar gelmektedir. Biz, aşağıda imzası bulunanlar askeri darbeler tarafından demokratik düzeninin devrilmesine dair her türlü girişimi kınıyoruz. Aynı zamanda, biz insan hakları ve hukukun üstünlüğüne yönelik ihlaller içerisinde Türk hükümeti tarafından yürütülen tasfiyeyi kınıyoruz. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi -basın özgürlüğü ile birlikte - hukukun üstünlüğü ve demokrasinin temelidir.”
‘Kürtlerin durumu incelenmelidir’
Öğretmenler başta olmak üzere çeşitli mesleklere mensup mumurların işlerinden çıkartılması, keyfi gözaltı ve tutuklamadan dolayı endişelerini dile getiren imzacıların Kürtlere ilişkin kaygıları ise mektuba şu şekilde yansıdı: “Bizler, Türk Parlamentosu tarafından, çoğunlukla muhalefet partisi HDP’den birçok milletvekillerinin yargı dokunulmazlığından feragatine ilişkin kabul edilen son yasayı hatırlatmak istiyoruz. Tüm kanıtlar, muhalefetin rolünü ve demokratik gözetim işlevini kısıtlamak için darbenin Türk hükümeti için bir fırsat teşkil etmekte olduğunu düşündürmektedir. Cumartesi sabah saatlerinde, İstanbul’da vardıktan kısa bir süre sonra Erdoğan yaptığı açıklamada ‘Bu ayaklanma Allah’ın bir lütfudur Çünkü bize başkaldıranların askerin tasfiyesini sağlayacaktır’ dedi. Bizler bu nedenle ülkedeki Kürtler ve diğer azınlıkların durumuna özellikle dikkat göstererek, Mogherini’yi durumu incelemeye çağırıyoruz. Bizler aynı zamanda, Genel Sekreter Thorbjorn Jagland’i yaşama hakkı, adil yargılamadan keyfi tutuklamadan korumaya dahil Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve tüm protokollerine saygı yükümlülüğünü Türk hükümetine hatırlatmaya çağırıyoruz.”
Mektupta, Mogherini’den 18 Mart 2016 tarihinde mülteciler konusunda imzalanan AB-Türkiye Anlaşması’nın Avrupa Konseyi’nden son gelişmeler ışığında derhal çekilmesi de talep edildi ve şu ifade kullanıldı:”Anlaşmanın imzalanmasından bu yana Türkiye mülteci ve sığınmacılara yönelik ‘güvenli bir ülke’ olmamıştır.”
HABER MERKEZİ