Rojava Devrimi, 5 yaşında. Suriye iç savaşının kızıştığı 2012 yılında Cizîr, Efrîn ve Kobanê’deki Kürtler, ne rejimin ne de 'muhalefet' adı altındaki çetelerin safında yer aldı. Bunun yerine  3. yolu/çizgiyi tercih etti. Topraklarında yaşayan Kürt, Türkmen, Arap, Süryani, Ermeni, Keldani ve Asurilere kendi kültür ve kimliklerinde yaşam yolu açan devrim, tüm farklılıkların bir arada yaşamasına olanak sağladı.


Suriye’de nasıl başladı?

Ortadoğu'nun egemen tekçi, despot iktidarlarına karşı 2011 yılında Tunus'ta başlayıp Libya ve Mısır'a uzanan halkların itirazı, 1963 yılından itibaren Suriye'de iktidarı bırakmayan BAAS rejimine karşı da gelişti. Özelikle Rojava'da halkı yok sayan, kimlik vermeyen, mülk edinmeye müsaade etmeyen rejime karşı yıllardır biriken enerji, kısa sürede halkı ayağa kaldırdı ve Rojava topraklarında rejimin egemenliğine son verildi. “Arap kemeri” politikasıyla Kürtleri ayıran, göçe tabi tutan, 1998 yılında Adana'da Türkiye ile anti Kürt ittifakında anlaşan, 12 Mart 2004'te Qamışlo'da Kürtleri katleden BAAS rejimine karşı 15 Mart 2011'de başlayan itiraz, Kürtleri ayağa kaldırdı.


Kürtlerin 3. yol tercihi

Uzun yıllar Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a ev sahipliği yapan Rojava, rejime karşı sürekli isyan halinde olsa da dış güçlerden etkilenmeden devrimden önce kendi kurumlarını oluşturdu. Bölge ve egemen devletlerin himayesini kabul etmeyen Rojava, rejimle savaş yerine kendi kurumlarıyla devrim, egemen devletlerin himayesindeki muhalif gruplarla da çatışmasızlık ilkesini benimseyerek üçüncü yolu tercih etti. Tevgera Civaka Demokratîk (TEV-DEM) çatısında örgütlenen Rojava, TEV-DEM ile düşünsel alt yapısını tamamladı. İlk adım olarak birçok köyünü rejimden arındıran Rojavalılar, ikinci adımda kentlerini de rejim egemenliğinden çıkardı. Özgürleştirilen tüm yerlerdeki hizmetleri örgütleyerek; birlikte, eşit ve özgür bir yaşamın temelini de attı. 


İlk kıvılcım ve Kobanê

Kürtler, kentlerinin yönetimini eline alınca harekete geçen egemen güçler, 'muhalif' grupları silahlandırdı ve rejimle çatıştırmaya başladı. 18 Temmuz 2012'de Suriye'deki olayları yatıştırmaya çalışan 18 rejim komutanının öldürülmesi, rejim tarafında büyük kırılma yarattı ve herkes rejimin kısa bir sürede alaşağı olacağını düşündü. 'Muhalif' gruplar da her tarafta rejimle çatışmaya başladı. 

18 Temmuz gecesi Kobanê'nin batı sınırındaki Cerablus ve güneybatısındaki Minbic bazı grupların eline geçti. Cerablus ve Minbic kırsalından Kobanê'ye doğru hareket devam edince Yekîneyên Parastina Gel (YPG-Hak Savunma Birlikleri) 19 Temmuz 2012’de Kobanê'yi rejimin elinden aldı ve sahiplerine verip korumaya başladı. Böylelikle Rojava Devrimi'nin ilk kıvılcımı da çakılmış oldu. 

Başlayan devrim süreci, 21 Temmuz'da Dêrik ve kırsalının rejimden alınmasıyla devam etti. Sonra Efrîn ve ilçeleri ile diğer kentler özgürlüğe kavuştu. YPG de devrimin başlangıç tarihinde kendisini resmen ilan ederek, Rojava halklarını koruma sözü verdi. 


YPG ve YPJ’nin tarihi direnişi

19 Temmuz Devrimi, Kürtlerin askeri ve toplumsal örgütlenmesinde sıçramaya neden olurken BAAS rejimi, Türkiye ve bünyesindeki gruplar karşı çıkmaya başladı. Kürtlerin iradesini kabul etmeyen söz konusu güçler, Rojava topraklarına ve onun askeri güçlerine saldırmaya başladı. 

Saldırılara karşı Rojava halklarını koruma şiarıyla tarih sahnesine çıkan YPG, direnmeye başladı. YPG, BAAS rejimi başta olmak üzere kendisine saldıran tüm grupları savunma savaşıyla karşıladı. YPG, bu kapsamda Halep'in Şêx Meqsûd Mahallesi’nde rejim ve 'muhalif' gruplar ile Suriye'ye taşeron olarak sokulan radikal İslami gruplara karşı halkları koruma savaşı verdi. Yine Efrîn'de ise El Kaide uzantılı El Nusra ve bağlı gruplara karşı savaştı. Cizîr Kantonu kentleri olan Girkê Legê ve Serêkaniyê'de El Nusra'yı yenilgiye uğratan YPG/YPJ güçleri, 15 Eylül 2014’te Kobanê Kantonu’na dönük DAİŞ'in büyük saldırısını tarihi bir direnişle boşa çıkardı ve insanlığın başına bela olan DAİŞ için sonun başlangıcına imza attı.


Rojava’nın savunma güçleri

Devrimin üçüncü yılında, 26 Ocak 2015’te Kobanê'nin kurtuluşu, Şubat ayında Til Hemîs ve Til Berak, Kizwan Dağları, ardından da Girê Spî (Til Ebyad) kenti ve Silûk ile Eyn İsa kasabalarını özgürleştiren Rojava güçleri, önemli kazanımlar elde etti. Aynı anda Rojava'nın tüm kentlerinde akademiler açan savunma güçleri, binlerce savaşçı yetiştirip eğitti. 

Özgürleşen kentlerde ise kentin güvenlik güçleri oluşturuldu. Bu kapsamda 24 Temmuz 2012’de Rojava'nın Asayiş Güçleri oluşturuldu ve kentlerin iç asayişi ile yurttaşların güvenliği sağlandı. Aynı şekilde asayiş akademilerinde binlerce asayiş görevlisi yetiştirildi.

2014’ün başında da Rojava'nın polis gücü oluşturuldu. 2015’in başında kurulan Öz Savunma Güçleri ise mahalle ve köylerde oluşturulan komünlerin gücü olarak bulundukları alanların korunmasında ve asayişinde YPG güçlerine destek oldu. 

Rojava'da yaşayan Araplar ise Senadid Güçleri adıyla YPG çatısında örgütlenerek kendi öz güçlerini oluşturdu. Aynı şekilde Rojava halklarından olan Süryani, Asuri, Keldaniler YPG çatısında Süryani Askeri Meclisini oluşturdu. Söz konusu halklar asayiş güçlerinin çatısında ise Sutoro'yu kurdu.


Demokratik Özerklik modeli

Rojava'daki bu askeri gelişmeler bölge devletleri ve egemenlerin dikkatini çekti. Başlangıç olarak Kürtlerin temsilcileri Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lawrov'un davetlisi olarak Haziran 2013’te Moskova'ya gitti. Rojava Halk Meclisi yetkilileri Suriye sorununa çözüm için uluslararası temsilci El-Exzer El-Îbrahîmî ile bir araya geldi. 

Temmuz 2013'te Partiya Yekîtiya Demokratik (PYD-Demokratik Birlik Partisi) Eşbaşkanı Salih Muslim resmi davetli olarak Ankara'da Türkiye Dışişleri Bakanlığı ile görüştü. Ağustos'un sonunda ise PYD'nin diğer eşbaşkanı Asya Abdullah, Ankara'da hükümet yetkilileriyle görüştü.

Görüşme ve ilişkilerin devam ettiği süreçte, 21 Ocak 2014’te Demokratik Özerklik Yönetimi ilan edildi. Yönetim, kuruluşuyla birlikte başta Avrupa olmak üzere dünyanın her alanında diplomasi faaliyeti yürüterek, Suriye sorununa çözüm aradı. Birçok konferansa dahil olan yönetim, bu kapsamda Suriye muhalefetinin Kahire'de düzenlediği konferansa da katıldı. Konferanslarda Demokratik Özerkliğin çözüm yolu olduğunu aktaran yönetim, bilgi ve birikimlerini paylaştı. Avrupa'dan birçok toplum bilimci ve sistem analisti Rojava'ya gelerek, yerinde inceledi. Bu kapsamda Rojava'yı ziyaret edenler arasında Fransa Dışişleri Bakanı Robert Kouchner, Lord Hamilton ve birçok parlamenter de yer aldı. 

Diplomasi ve Rojava'da YPG/YPJ'nin direnişi, DAİŞ'e karşı ABD öncülüğünde oluşturulan Uluslararası Koalisyon’un dikkatini çekti ve onları Suriye halklarının savunma güçleri ile ilişkiye ve ortak operasyonlara zorladı. 


Ekonomik örgütlenme

Rojava Devrimi, bu kazanımlarını korumak ve büyütmek için ekonomik altyapısını da oluşturmaya başladı. Komünal ekonomik değerleri temel alarak 13 Temmuz 2013’te Rojava Ekonomisini Örgütleme ve Büyütme Merkezi kuruldu. Merkez, komünal ekonominin esaslarını açıkladı ve çok sayıda kooperatif kurup projeler hazırladı. Yurttaşlara ve küçük tüccarlara destekte bulundu. Tarımın gelişmesi için çiftçilere her türlü destek verildi. Olanaklar çerçevesinde projeler oluşturulup Rojava'nın aydınlatılmasında kullanılan elektriğin üretilip taşınmasını sağladı.


Kültür ve aydınlanma

Kürt Dil Kurumu oluşturuldu. 19 Temmuz Devrimi ile çok sayıda dil eğitmeni yetiştiren kurum, Rojava'nın eğitim sisteminin temelini attı. Okullarda Kürtçe eğitimi örgütleyen kurum, önceki sistemin ırkçı-şoven yapısını değiştirdi. Kurum aynı zamanda birçok akademi ve özel eğitim merkezleri kurdu. 

Bu kapsamda 11 Ağustos 2013’te Efrîn'de ilk Kürt Dilil ve Edebiyatı Akadamesi, Şehit Ferzad Kemanger adıyla kuruldu ve bölge eğitiminde rol alacak eğitmenler yetiştirilmeye başlandı. 28 Ekim 2013’te ise Efrîn'de Rojava Eğitimciler Birliği'nin desteği ile Şehit Viyan Amara Dil ve Edebiyat akademisi kuruldu. 

24 Ekim 2013'te Qamişlo'da Celadet Bedirxan Dil, Tarih ve Edebiyat Akademisi kurulurken, Kobanê'de de Şehit Viyan Amara Akademisi açıldı. Bu akademileri demokratik ulus akademileri takip etti. 29 Mart 2013’te Cizîr'de Nuri Dersimi Bilim ve Aydınlanma Akademisi kurulurken, sonrasında akademinin ismi Özgür Bilim ve Aydınlanma olarak değiştirildi. Akademi kantonun birçok kentindeki şubeleriyle demokratik ulus fikrini öğretti, yaygınlaştırdı. 

4 Nisan 2013’te Qamişlo'da toplumun önde gelenleri tarafından Hukuk ve Adalet Akademisi kuruldu. İlk mezunlarını veren akademi, ikinci eğitim dönemini devam ettiriyor. 

24 Şubat 2013’te Qamişlo'da kurulan Kürtçe Stratejik Araştırma Merkezi'nin ismi, kanton yönetimi tarafından 20 Kasım'da Rojava Stratejik Araştırma Merkezi olarak değiştirildi. Devamında Rojava'nın tüm halkları kendi anadillerinde temel eğitim okulları ve akademilerini kurdu.


Yönetimin esasları

Böylelikle demokratik ulusu esas alan Rojava yönetimi, toplumsal boyutta da birçok gelişmeye kapı araladı ve aralamaya devam ediyor. Yönetim, halkların eşit, özgür ve birlikte yaşamını temel ilke edindi. Bu kapsamda Hesekê'de Halkların Kardeşliği Meclisi ilan edildi. Serêkaniyê'de İç Barış Meclisi, Halep'in Şêx Meqsûd Mahallesi’nde Eşitlik Meclisi kuruldu. Bu meclisler halkların ortak yaşamını örgütleyip iç çatışmaların önüne geçti. 

Tarih 13 Mart 2015'i gösterdiğinde ise Cizîr Kantonu kentlerinde belediye meclisleri seçimle iş başına geldi. Halkın seçtiği meclisler, kentte hizmet götürmeye başladı. Şimdi de Efrîn Kantonu kentlerinin belediye meclislerinin seçimi için hazırlıklar yapılıyor. 

2015’ten itibaren Rojava halkları bulundukları her alanda komünlerini kurup yönetime katıldı. Bu komünler üzerinden köy, kent ve kanton halk meclisleri oluşturuldu. Bu meclisler, demokratik ulus esaslarıyla demokratik, özgür, eşit yaşamı örgütlemeye ve geliştirmeye devam ediyor.


Devrim, Rojava’yı aştı

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) ile Suriye sorununa gerçek muhatap oluşturan Rojava halkları, Demokratik Suriye Güçleri (QSD) çatısı ile devrimi askeri ve siyasi boyutta, Rojava sınırlarının dışına taşıdı. Girê Spî, Minbic gibi Arapların yoğun yaşadığı kentlerde özerk yönetimler oluşturarak demografik yapıyı koruyan Rojavalılar, sorunu “Kuzey Suriye Halklarının Federasyonu” olarak çözüm masasına yatırdı. Dünya gündemin ön sıralarından düşmeyen devrimin geldiği aşama, DAİŞ, El Nusra gibi insanlığın başına bela çetelere de aman vermeyerek, insanlığın takdirini toplamaya devam ediyor.


Rojava’ın ilham kaynağı Bakur'dur

Kobanê Kontonu Eşbaşkanı Muslim, yaklaşmakta olan yıl dönümünde 19 Devrimi'nin önemini anlatırken "Rojava, Bakurê Kurdistan'da yaşanan başkaldırılardan ilham alarak hep bir direniş içinde olmuştur" dedi.

Kobanê Kontonu Eşbaşkanı Enwer Muslim, 19 Temmuz Devrimi'ne ilişkin ANF'ye değerlendirmelerde bulundu.

BAAS'tan önce (1963) de şoven zihniyet varlığını anımsatan Muslim, başkaldıran insanların hemen tutuklanıp zindanlarda seslerinin kesildiğini söyledi. BAAS rejimiyle birlikte baskı ve zulmün arttığını kaydeden Muslim, rejimin Kürt halkını bilerek işsiz bıraktığını ve böylece Şam, Halep, Humus ve başka şehirlere göç etmelerinin önünü açtığını belirtti. 


1980’de Kobanê’ye geçiş

Muslim, "BAAS rejiminin uyguladığı baskı ve kirli siyasete rağmen Rojava'daki Kürt halkı, Bakurê Kurdistan'da yaşanan başkaldırılardan ilham alarak hep bir direniş içinde olmuştur." dedi. Muslim, halkın 19 Temmuz Devrimi'ne büyük ilgi göstermesinin altında yatan en büyük etkenin, 1980 yılında Kürt Özgürlük Hareketi'nin Kobanê'ye geçmesi olduğunun altını çizdi. 

Muslim, 12 Mart ayaklanmasına da dikkat çekerek, “Bu ayaklanma da bir kıvılcım oldu ve 2012 yılına kadar da Kobanê halkı BAAS rejimine ‘seni kabul etmiyoruz’ dedi" diye konuştu.


Kobanê halkı zulmü kabul etmez

Muslim, Kobanê'de yaşanan devrimin başlangıç nedenlerine ilişkin ise şunları söyledi: “Kobanê halkı zulmü kabul etmez. Dilini ve toprağını seviyor ve bunun için de 'Arap Kemeri' olarak oluşturulan duvarlar Kobanê'de yıkılmıştır. Kobanê halkı topraklarını BAAS rejiminden kurtardıktan sonra yönünü savaş cephesine vermiştir. Eğer kendi savunmalarını yapmasalar başka bir rejimin baskı kurmak için geleceğini biliyordu halk, onun için de mahallerini ve köylerini korumaya başladı.”


Ruhu, Özgürlük Mücadelesinden

Kobanê Kontonu Eşbaşkanı Enwer Muslim, 19 Temmuz Devrimi'nde Kobanê'de DAİŞ çetesine karşı yaratılan ve herkesi hayretler içinde bırakan direnişin, ruhunu Kürdistan Özgürlük Mücadelesinden aldığını ifade ederken, şunları da ekledi: "19 Temmuz döneminde BAAS rejimi her şeyi bırakmış ve kaçmıştı, artık eğitim ve sağlık alanlarında başta olmak üzere en önemlisi halkın bilinçlenme ve zihniyet düzeyinde önemli değişiklikler yaşanmaya başlamıştır. Günümüze kadar yetmezlikler olsa da başta Kobanê olmak üzere bütün Rojava'da önemli ilerlemeler yaşanmaktadır.”


ERDOÐAN ALTAN/DİHABER/KOBANÊ