Bugün sadece Kürdistan’ın değil, dünyanın hem en uzun süreli, hem de en yoğun ideolojik, siyasi ve askeri mücadelesini veren PKK’nin kuruluşunun 37. yıldönümü. Apocular grubunun oluşumunun ise 43. yılı. Belki örgüt ve parti olarak daha uzun ömürlü olanlar olmuştur, ancak uzun yıllar bu kadar yoğun mücadele veren başka bir örgüt ve parti olmamıştır. Hem askeri eylem, hem de halk eyleminde dünya rekoruna sahiptir. Dünyanın başka bir yerinde olsaydı klasik ölçülere göre bu mücadele bir siyasi sonuca ulaşırdı. Eğer ulaşmamışsa bu, Türk devletinin çok katı inkarcı ve şovenist olmasından ileri gelmiştir. Bırakalım askeri eylemleri, sadece bu kadar halk eylemi ve mücadelesi verilen bir yerde mutlaka siyasal amaçlarına tümden ulaşılırdı. Kuşkusuz uluslararası komployla Önder Apo’nun esaret altına alınmasında açıkça görüldüğü gibi Türk devletinin uluslararası güçlerden aldığı destek de Kürt sorununun çözümünün uzamasına yol açmıştır. Öte yandan Ortadoğu’nun dünya dengelerinin kurulduğu yer olmasından dolayı bırakalım sınırların değiştirilmesini, iç siyasi dengelerin bile değiştirilmesinin kolay olmaması gerçeği de bunda önemli bir etkendir. 

Bu mücadelenin uzamasını kimse arzulamazdı. Ancak bu mücadelenin uzaması PKK’yi sadece Kürdistan’ın değil, tüm bölge ülkeleri ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde rol oynayan bir konuma getirmiştir. PKK ve halk bu uzun yıllarda çeliğe suyun verilmesi gibi güçlenmiştir. PKK’nin tecrübesi ve mücadele gücü arttığı gibi, Kürt halkının da tecrübesi ve mücadele gücü artmıştır. Özellikle Türk devletinin özel savaşçı ve kültürel soykırımcı sömürgeci gerçeği çok iyi tanınmıştır. Mücadele içinde Kürt halkının yurtseverlik ölçüleri de, demokratik karakteri de hem derinleşmiş, hem de kapsamlılaşmıştır. Kürt halkı örgütlenmeden kaçan, örgütlenmeye uzak bir toplum iken, örgütlenmeye yatkın bir toplum haline gelmiştir. Yine politikayla ilgilenmez, evrensel hakları ve hukuk konusunda bir duyarlılık göstermezken, sadece günlük yaşamını idame ettirme peşinde koşarken şimdi dünyanın en politik halkı haline gelmiştir. Özgürlüğü için direnen halk gerçekliği ortaya çıkmıştır. Apocu grup ilk çıktığında Kürt Halk Önderi esas amacın edilgen, kaderine razı hale getirilmiş Kürt halk gerçeğinden özgürlüğü için mücadele eden bir halk gerçekliği yaratma olduğunu vurgulamıştır. Bugün hedeflenen en temel amaca ulaşılmıştır. 

Eğer bugün Kürdistan halkı en ağır baskı ve saldırılar ortamında direniyorsa, bu gerçekleşen demokratik ulusal devrim sonucu özgürlüğü için direnen halk gerçekliğine ulaşılması nedeniyledir. Bugün halk direnişinin en güçlü olduğu yerler ulusal diriliş devriminin, demokratik devrimin, sosyal devrimin ve kültür devriminin ilk gerçekleştiği yerlerdir. Örneğin Nusaybin Kürdistan’ın özgürlük devrimine kadının yoğun olarak katıldığı yerlerin başında gelmektedir. Daha serhıldanların geliştiği 1990’lı yılların başında yüzlerce genç kız gerilla saflarına katılmıştır. Nusaybin’de o günden bugüne genç kızların katılımı yoğunca sürmektedir. Yine Cizre kadın direnişçilerinin sembol olduğu şehirdir. Berivan (Binevş Agal) Cizre’de serhıldanın gelişmesinde ilk rol oynayan kadın militandır. O günden bugüne Cizreli kadınlar Berivan’ın izinden giderek devrimci mücadelenin öncülüğünü yapmaktadırlar. 

Kürdistan özgürlük devrimi kırk yıldır toplumdaki özgürlük ve demokrasi bilincini, örgütlülüğünü, mücadele iradesini nakış gibi gün gün örmüş, PKK’nin 38. yılında kendi kendini yönetir hale getirmiştir. Zaten bir partinin amacı bu olmalıdır. Halkın kendi kendisini yönetmesini sağlamak her zaman siyasetin temel amacı olmalıdır. Zaten gerçek demokrasi de, gerçek özgürlük de, gerçek devrim de budur. Yoksa devlet kurmak ya da bir eliti toplum üzerinde iktidar yapmak devrim değildir. Zaten PKK’nin gerçekleştirdiği en büyük devrimlerden biri de Kürdistan’da egemen sınıf olan ağaları, beyleri bu konumdan çıkarmış, halkı güç yaparak halkın kendi iradesini kendi eline almasını sağlamıştır.

PKK sadece Kuzey Kürdistan’da demokratik ve özgürlükçü bir toplum yaratmamıştır; Rojava’daki halk gerçekliği PKK’nin yaratımıdır. PKK önderliği yirmi yıl Rojava’da kalmış, aile aile, mahalle mahalle, köy köy örgütlemiştir. Belki kendisi Şam’ın ve Halep’in mahalleleri dışında yerinde çalışma imkanı bulamamıştır; ama Rojavalılar yaşlı, kadın, genç, çocuk bu önderliğin yanına giderek aydınlanmışlar ve irade kazanmışlardır. Bu önderlikle bir gün bile yan yana kalan halk, bu önderliğin devrim yapacağına ve halkı özgürleştireceğine inanmıştır. Rojava halkı bu inançla bugün direnmekte; sadece Rojava’nın değil, Suriye’nin de özgür ve demokratik yaşamını sağlamaya çalışmaktadır.

Bugün Kürdistan’ın dört parçasının bu kadar yakın hale gelmesini sağlayan da PKK’dir. Sınırlar kaldırılmadan Kürdistan halkını birleştirmiştir; Kürdistan’ı birleştirmiştir. Sınırlar kalkmadan, sınırları sorun yapmadan da bu birleşmenin sağlanacağını kanıtlamıştır. Bugün Kürt Halk Önderi sadece bir parçanın değil, Kürdistan’ın dört parçasının önderliği haline gelmiştir. Dört parçada bir referandum yapılsa ve ulusal Önder kimdir diye sorulsa, halk ezici bir çoğunlukla PKK Önderliği Abdullah Öcalan’dır diyecektir.

PKK’nin yaptığı en büyük devrimlerden biri de Kürdistan’daki halk topluluklarını dili, kültürü, inancı ne olursa olsun birleştirmiş olmasıdır. Tüm farklılıkların kendi kimliği ve özgünlüğüyle özgür ve demokratik temelde yaşamasını sağlamıştır. Bunun garantisi olmuştur. Tarih boyu horlanan, ezilen, varlığı yok olma noktasına getirilen Êzîdî halkını Kürdistan’ın itibarlı ve onurlu toplumu haline getirmesi bunun en somut kanıtıdır. PKK; Sünni, Alevi, Êzîdî tüm Kürtleri etrafında birleştirmiştir. Ortadoğu’nun ve Kürdistan’ın kadim halklarından olan Asuri-Süryani-Keldani halklarının yeniden onurlu ve başı dik bir toplum haline gelmeleri PKK’nin çizgisi ve mücadelesiyle sağlanmıştır. Mehalmilerin ve Arapların kendi kimlikleriyle Kürdistan’da onurlu bir biçimde var olmaları da PKK’nin demokratik özgürlükçü anlayışı sonucudur. PKK Kürdistan’da hiçbir farklı kimliğin ve inancın horlanmasına, ezilmesine, ötekileştirilmesine müsaade etmeyen bir zihniyete ve pratiğe sahiptir. Özcesi PKK sadece Kürt’ü esas alan bir ulus anlayışına sahip değildir; bir coğrafyada yaşayan herkesi demokratik ulusun asli üyesi olarak görmektedir. 

PKK, toplumları ve halkları değiştiren, zihniyetleri ve siyasetleri değiştiren bir devrimci harekettir; bir devrim ocağıdır. PKK’yi devlet ve iktidar ölçülerine göre değerlendirmek yanlıştır. PKK, tarihteki tüm hareketler içinde en fazla mücadele eden ve en fazla sonuç alan harekettir. PKK kadar halklar, toplumlar, topluluklar ve bireyler için sonuç alan başka bir hareket yoktur. PKK, Kürdistan’dan başlayarak tüm Ortadoğu’yu özgür ve demokratik yaşama kavuşturana kadar mücadelesini sürdürecektir. Önder Apo iki yıl önce “şimdiye kadar yaptıklarımız hazırlıktı, asıl mücadele ve sonuç alma dönemi bundan sonra başlayacaktır” diyerek PKK’nin gerçeğini ve karakterini ortaya koymuştur.