12 Eylül’ün işkence hanelerinden sağ kurtulmayı başaran bir ‘yorgun demokrat’, “Rojava beni Ekim Devrimi gibi heyecanlandırıyor, umutlandırıyor” demişti. Yorulmuş, umudu kırılmış olanlarımızı dahi heyecanlandıran bu devrim doğduğu günden bu yana boğulmak, yok edilmek isteniyor. Özellikle doğduğu yer Kobanê’de ve Temmuz ayında yoğunlaşan saldırılar karşısında halk direnişi de devam ediyor.
Peki biz bu saldırılar karşısında dünya halklarının yeni umudu, heyecanı olan devrimi nasıl savucağız?
Üç koldan saldırılar karşısında ilk görev, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın da yaptığı seferberlik çağrısına kulak verip devrimin dört koldan savunmasına hazır olacağız. Daha somut olarak, dünyanın her yerinden Kürdistan’a taşınan gerici, paramiliter çetelere karşı dünyanın her yerinden devrimcisi, demokratı, yurtseveri, kadını-erkeği, genci-yaşlısı olarak YPG-YPJ direnişine katılacağız.
Başta Kürdistan’ın ‘büyük’ parçası olmak üzere her parçasında Rojava Devrimini yaygınlaştıracağız. Mesela, Kobanê’yi, Rojava’yı, Devrimi savunmak için Suruç’u, Ceylanpınar’ı, Nusaybin’i, Bakur’u, Rojhilat’ı, Başur’u Rojava haline getireceğiz. Bugün belkide en büyük devrim savunuculuğu, Kobanê’yi koruma görevi Suruç ve benzeri yerlerde halk devriminin gelişimini sağlamak olacak.
Devrim dört kolda yayıldığında Kobanê’nin en yakın komşusu olan Urfa’da HDP’li Milletvekili İbrahim Ayhan’ın AKP’li İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya sorduğu “Türkiye IŞİD’e destek oluyor mu? Yaralı militanlarını Urfa ve ilçelerindeki hastanelerde tedavileri yapılıyor mu?” sorusunu kendimize soracağız. Bu sorunun cevabı ilk günden beri yanıtı: evet! Halkın kendi kendini yönetmeye başladığı bir yerde topluma-insana karşı suç işleyen, katliam yapan bu çete üyelerinin tedavi edilmesine, elini kolunu sallayarak dolaşmasına fırsat verilebilir miydi? Yanıtı: hayır!
Rojava halkını ve devrimini savunan temel gücün öz savunma örgütlenmesi olan YPG olduğu ortadır. Ama bu iradeyi de, gücü de ortaya çıkaran ‘savaşan halk gerçeği’ ile ‘öz yönetimini inşa eden halk gerçeği’ olduğunu da unutmamak önemlidir. Devrime saldırıları ‘sınır’ yürüyüşleri ile kınamak iyidir, ama aynı ‘sınır’ hattının bu yanına da Rojava’yı, devrimi kurmak daha da iyidir. Kısa vadede tepkiler etkilidir ama uzun vadede devrimi savunmanın tek yolunun devrimi yaymak olduğuna da ikna olmak gerekir. Devrimi ne yorgun demokrat umudu-heyecanı ne de alışıla gelmiş tepki yöntemleri korur. Devrimi aktif mücadele ile önümüzde çok somut duran Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi olarak adlandırılan dönemin görevlerini yerine getirmek korur.
Her bijî Şoreşa Tirmehê- Çok yaşa Temmuz Devrimi.