Gerçi bu konuda Yalçın Akdoğan yalnız değil, Ahmet Altan’ın başını çektiği Taraf grubu da aynı dille konuşuyor. Bunlara göre “PKK devrimci halk savaşı ilan etmiş ama başaramamış.” Yine bu grup yani Fethullah Gülen+AKP+Taraf; KCK yapılanmasının “paralel devlet” yapılanması olduğundan dem vurur, tutuklanan siyasetçi, hukukçu, gazeteci, akademisyenlerin ise şiddetle bağı olduğunu savunurlar. Aynı grup “İyi şeyler olacak” diye yazdığı zamanlarda ise savaş uçaklarından, sınır karakollarından havan ve obüs atışları sivilleri hedefliyordu. Dersim’de askeri imha operasyon yapılıyor. 17 kentte ise Öcalan’ın avukatlığını da yapanların olduğu yüzü aşkın kişi gözaltına alınıyor. Yani öngörüleri tuhaf. Peki, “Devrimci Halk Savaşı” kavramı nedir? Avrupa’da Weşanen Serxwebûn yayınları arasında “Devrimci Halk Savaşı” adlı bir kitap çıktı. Kitap Ekim 2011’de basılmış. Kitapta, PKK’nin Kürt sorununun çözümü için 2010 yılında ilan ettiği 4. Stratejik Hamle süreci ve bu sürecin hangi karakterde ilerleyeceği anlatılıyor. 4. Stratejik Dönem; Kürt sorununda nihai çözüm süreci aşaması anlamına geliyor. Peki önceki dönemler hangi süreçleri kapsıyor; hemen özetleyelim:
PKK’nin birinci dönemi, 1973-83 yılları arasındaki dönemi kapsıyor. PKK’liler bu dönemi partileşme süreci olarak tanımlıyor. Bu dönemde PKK’nin ideolojik siyasi çizgisinin oluşumu, parti örgütlenmesinin halkla ilişkilerini geliştirdiği dönemdir. 10 yıllık bu süreç içerisinde 12 Eylül faşizmine karşı Diyarbakır zindanındaki direniş ve bu direnişle PKK’nin halka öncülük edecek bir yapı olduğu ispatlanır.
İkinci dönem ise 1984-1993 dönemlerini kapsıyor. Bu dönemde ise PKK’nin Kürt ulusal varlığını merkeze alarak geliştirdiği direniş yıllarını oluşturuyor. Yani PKK, Kürt ulusal direnişinin partisi olarak tanımlanıyor. Gerilla hareketi ise dönemin temel karakterini oluşturuyor. Gerilla ile halk direnişinin birleşerek serhildan hareketlerinin geliştiği bu dönemde Kürtlerin kendi varlıklarını savunacak gerilla yapısını ve sürekli ayağa kalkan Kürt gerçekliği ortaya çıkmıştır.
Üçüncü dönem ise 1993’den 2003’e kadar olan süreci kapsıyor. Bu dönem ise ortaya çıkan Kürt siyasal mücadelesinin askeri-toplumsal-kültürel ve siyasal olarak kendisini tanımladığı ve sorunun artık çözümü için hamlelerin yapıldığı dönemdir. Ateşkesler, çözüm arayışları ve siyasal alanda mücadeleyi tutma çabası ise bu dönemin temel özelliğidir. Her ne kadar 15 Şubat 1999 tarihinde gerçekleştirilen uluslararası komplo da bu dönem içerisinde olsa da PKK sorunu siyasal yolla çözmeyi esas alan politikalar gerçekleştirdi. PKK bu dönemin uzatmalı olarak 2010 yılına kadar uzadığının tespitini yapar. Bu uzatmaların iç ve dış nedenleri olsa da temel olarak AKP’nin politikaları nedeniyle bu süreç uzamıştır. AKP’nin süreci uzatmaya alması ise Kürt sorununu sürece yayarak çürütme politikalarını devreye sokması ile açıklanır.
İşte Dördüncü dönem bu süreçlerin sonra ele alınıyor. Bu dönemin temel karakteri “Varlığımızı Koruma ve Özgürlüğümüzü Sağlama” hedeflidir. Varlık koruma AKP’nin dayattığı siyasal ve askeri soykırım politikalarına karşı temel bir duruşu ifade eder. Özgürlüğü sağlama ise, Kürt halkının bireysel değil toplumsal haklarının garanti altına alınmasıyla demokratik özgürlükçü bir çözüme karşılık gelir. Yani devlet çözüme gelmezse Kürtlerin kendi çözümünü inşaa edecekleri bir süreç. Demokratik Özerklik, Demokratik Konfederal yapılanma ile sağlanacak olan budur. Yani toplumun örgütlendirilmesi. Örgütlendirilen topluma karşı baskı ve zulüm uygulayanlara karşı “Devrimci Halk Direnişi” ile karşılık verileceğidir. Bunun topyekün hali ise Devrimci Halk Savaşı olarak tanımlanıyor. Yani Ahmet Altan, Yalçın Akdoğan ve ekibinin algıladığı gibi günübirlik bir telaşla ilan edilen bir durum değildir, “Devrimci Halk Savaşı” süreci. PKK’nin tarihine bakıldığında ve dönemsel ayırım noktalarını göz önünde bulundurduğumuzda yaşanan süreçlerin yılları alan bir özelliğe sahip olduğunu görürürüz.
Sonuç olarak, “PKK süreci yanlış okumuş, İmralı’yla bağlantısını koparmış” vb söylemlerin gerçeği yansıttığını düşünmüyorum. Aksine AKP ve Fethullah Gülen Cemaatinin yaklaşımları ve oluşturdukları politikalar Devrimci Halk Savaşı’nın zeminini daha fazla oluşturmaktadırlar. Gidişatın önü alınmazsa varacağı nokta çok ürkütücü olacaktır. Haberiniz ola!..