Devrimcilerin gözü Öcalan’da

12 Nisan 2022 Salı - 21:00

Alessia Montuori

Alessia Montuori

  • Yaklaşık 30 yıldır Kürt halkıyla dayanışma içinde olan İtalya Öcalan’a Özgürlük Komitesi üyesi Alessia Montuori, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirmiş olduğu paradigmaya dikkat çekerek, “Dünya devrimcilerinin şimdi gözü bu paradigmada” değerlendirmesinde bulundu.

BARIŞ BALSEÇER/ROMA

İtalya Öcalan’a Özgürlük Komitesi üyesi Alessia Montuori yaklaşık 30 yıldır Kürt halkıyla dayanışma içinde. Alessia’nın da birçok İtalyan gibi Kürtlerle tanışıklığı Kürt dostu gazeteci Dino Frisullo ile başlamış. "Biz İtalyan devrimciler sadece Filistinlileri biliyorduk. Dino, Kürtleri ve mücadelelerini İtalya’ya yaydı" diyor. 1990’lı yılların başında göçmenlerin barınma, sağlık, oturum hakları için mücadele ettiği dönemde Komünist Partili Dino Frisullo ile tanıştığını belirten Alessia, "O yıllarda Kürdistan’dan mülteciler de gelmeye başlamıştı. O zaman öğrendik ki, Kürtlerin toprakları işgal altında. Kürt halkının durumundan çok etkilenmiştik" diyor. 

Kürdistan’ı ziyaret ettik

1995 yılında İtalya Parlamentosu’nda “Kürt Göçmenler Parlementosu” gibi bir oluşum için toplantılar düzenlediklerinden söz eden Montouri, amaçlarının Kürt sorununu İtalyan meclisine taşımak olduğunu vurguluyor. Sadece sosyalistler ve komünistlerle değil birçok siyasi oluşumla ittifaklar oluşturduklarını aktaran Montouri, Dino Frisullo başta olmak üzere bir grup devrimciyle Kürdistan’a ziyaretlerde bulunduklarını aktarıyor. 

.

Alessia Montuori

Gözdağı tutmadı ilişkimiz güçlendi

1997 yılında oluşturdukları 200 kişilik Barış Heyeti ile Kürdistan’a gittiklerini ve Türk devletinin engellemeleriyle karşılaştıklarını belirten Alessia şöyle devam ediyor: "1998 yılında Dino, Amed Newroz’una gitti ve orada tutuklandı. Newroz’da Başkan Öcalan’ın fotoğrafını taşımıştı. Türk devleti, biz Avrupalı devrimcilere gözdağı vermek için Dino’yu tutukladı. Dino yaklaşık bir ay Diyarbakır Hapishanesi’nde tutuklu kaldı. Oysa tam tersi bu tutuklama İtalyan devrimciler ile Kürt devrimciler arasındaki ilişkiyi güçlendirdi.” 

Direniş enerjisini gördüm

Frisullo’nun katıldığı Newroz’da 40’a yakın kadının da tutuklandığını ifade eden Alessia, “O dönem ben ve Avukat Simonetta Crisci, hem Dino’nun mahkemesine hem de kadınlara destek için Kürdistan’a gittik. Kürtleri, Kürdistan’ı daha iyi tanıdık, Kürt sorununu öğrendik" diye ekliyor. O zamana kadar Newroz’u da bilmediğini söyleyen Alessia, "Newroz’un direniş ve mücadeleyle bağını da öğrendik" diyor o günden sonra hep hayatında özel bir yeri olduğunu kaydediyor. 

Polise karşı tedbir: Spor ayakkabı

Kürdistan’da 1999 Amed Newroz’unda hayalindeki gibi bir Newroz ile karşılaştığını belirten Alessia, “Direnişi, mücadelenin enerjisini hissettim. Bir halkın mücadele enerjisini o Newroz’da gördüm” diyor. "Kürdistan’da özellikle 90’lı yıllarda Newroz’a katılmak ‘risk almak’ demekti, gözaltı, tutuklama hatta ölüm vardı öncesi ve sonrasında" diyen Alessia, "Dikkatimi çeken en güzel detay ise rengarenk giysiler giyinmiş kadınların polis saldırısı durumunda kaçmak için giydikleri spor ayakkabılardı” diye belirtiyor. 

Hiçbir Newroz’u kaçırmadım

O günden itibaren Roma’da düzenlenen tüm Newrozlara katıldığını söyleyen Alessia, "Altı yıl önce işimden kaynaklı başka bir ülkeye taşınmıştım. 'Newroz’u kutlayıp öyle gideyim' diyerek, planımı Newroz’a göre yapmıştım" diye belirtiyor. İsviçre’de Senza Confini isimli göçmenler derneğinde çalışan Alessia, bu yıl da Ararat Kürt Toplum Merkezi’nin düzenlediği Newroz’a katılmak için Roma’ya gelmiş. 

Diasporayı Öcalan ile öğrendim

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Uluslararası Komplo sonucu 1998 yılı sonunda İtalya’ya geldiği zaman sosyoloji ve antropoloji öğrencisi olduğunu aktaran Alessia, "Diaspora üzerine de dersler almıştım. Ama diasporayı Başkan’ın buraya gelmesiyle öğrendim. Binlerce Kürt kadınlı, çocuklu farklı farklı ülkelerden İtalya’ya akmıştı. Binlerce insan gündelik yaşamını geride bırakarak buraya gelmişti. Yürüyüşler ve mitingler düzenliyorlardı. İnanılmazdı" diye belirtiyor. 

İtalyan grupları koordine etti

Sol, sosyalist, devrimci yapılardan İtalyanlar olarak da o dönem Öcalan için hazırlıklarının olduğunu söyleyen Alessia şöyle devam ediyor: "Başkan Öcalan geldiğinde koordineli bir biçimde hareket ettik. Ben o zaman diplomatik çalışmaları yürütüyordum. Parlamentoyla, devlet kurumlarıyla Kürt siyasetçiler ve Başkan’ın avukatları arasındaki görüşmeleri sağlıyordum. Gençtim ve henüz bürokratik görüşmelerde çok deneyimim yoktu. Almanca bildiğim için tercümanlık yapıyor, pratik işleri gerçekleştiriyordum, yazışmaları hallediyordum. Açlık grevine girenlere gereken desteği sunuyordum. Bir şey yapmak isteyen ama ne yapacağını bilemeyen ve yeni yeni Kürtleri tanımış olan İtalyan grupları koordine ediyordum.” 

.
Dino Frisullo 

 

Üzüntüm Başkan’ı görememek

Öcalan’ın tutulduğu Celio Hastanesi’nin önünde bulunan meydanda binlerce Kürt ve İtalyan devrimcinin toplandığından söz eden Alessia, “Bu meydana Piazza Kurdistan/Kürdistan Meydanı ismini vermiştik. Şimdi o günleri düşündüğümde Başkan Apo’yu görmediğim için üzülüyorum. Ama o zaman gençtim. Sorumluluk hissim ağır basmıştı. Onu görmek konusunda ısrarcı olmadım. Ona daha faydalı olabileceğimi düşünüyor, tüm işlere koşturuyordum" diye ekliyor. 

Sönen ateşi tekrar yaktı 

Alessia, "Tarih bize gösteriyor ki Başkan Apo, Kürtlerin potansiyelini anlayarak, Newroz’u bir direniş bayramına dönüştürdü. Bunu ancak, zeki ve büyük hislere sahip bir insan öngörebilirdi. Ben bir kadın olarak Önder Apo’nun o derin hislerini ve zekasını çok iyi görebiliyorum. Newroz’un tarihinde bir direniş var ama Başkan Apo sönmeye yüz tutan o ateşi tekrar yakmıştır. 

Öcalan kolektif bir zekaya sahip 

Kürt Halk Önderi Öcalan’a yönelik tecride işaret eden Alessia, “Mutlak tecride rağmen Başkan Apo halkını özgürlüğe ve bağımsızlığa doğru götürüyor. Mutlak tecrit ve sistematik işkenceye rağmen, Ortadoğu ve Kürdistan gerçekliğini sentezleyerek bir düşünce geliştirdi" ifadelerini kullanıyor. Bu düşüncenin Kürtlerin geleceğe umutla bakmasını sağladığını söyleyen Alessia şöyle devam ediyor: "Ben Başkan Apo’nun zekasının kolektif bir zeka olduğunu düşünüyorum. Yani o halkının tarihinde, gerçekliğinde bugüne kadar ki tüm her şeyi bir araya getirerek kolektif bir zeka göstermiştir. Geçmiş dönem mücadeleleri eleştirisel ele alarak, sentezleyerek yeni bir paradigma ortaya çıkarmıştır.

Herkesin gözü bu paradigmada

Bir entellektüel ve devrimci olan Antonio Gramsci de cezaevindeyken kitaplarını yazdı. Sömürgeciliğe, sömürüye karşı cezaevilerinde birçok devrimci var. Belki bazıları yazmıyor ama binlerce Gramsci hapishanelerde maalesef.

Önder Apo, tarihi yorumlayarak başka bir dünya oluşturma mücadelesinde, kendisine has bir paradigma geliştirmiştir. O sadece kendi halkını sömüren, ezen bir sisteme karşı direnen birisi değil. Halkının lideri ve PKK’yi kuran kişi. Pratik ve teoriyi birlikte yürüten bir lider. Ortaya koyduğu, oluşturduğu Demokratik Konfederalizm paradigması aynı zamanda yaşamsallaştı. Bu modeli başta Kürdistan ve Ortadoğu için oluşturdu ama bütün dünya devrimcilerinin şimdi gözü bu paradigmada. Bu paradigmanın dünyadaki sorunları çözecek anahtar olduğunu anladılar. Nerede baskı, sömürü, iktidar varsa bu paradigma ona karşı mücadelede bir çözüm üretiyor. Bize göre Demokratik Konfederalizm ‘sosyalizmi’ aşan bir adımdır. Tabi ki burada en önemli nokta bu paradigmanın mücadelesini Kürt halkı veriyor. Bu model devleti aşan bir modeldir. Elbette hayata geçirilmesinde birçok zorluklarla karşılaşılacaktır. Ama ben bu paradigmadan umutluyum.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.