
Farklılığı ile dikkat çeken bu gencin kim olduğunu soruyorum. Yanıt, Genco Hesekê arkadaştır. Gerisi anlatıcının dilinden dökülüveriyor. Anlatıcı da sanki birileri sorsun, ben de bir kez daha anlatayım; anlatayım ki, bu biyografinin aktarıcısı olmanın farkını yeniden tüm benliğimde yaşayabileyim, der gibiydi. Genco yoldaşa dair anlatılanlar; dinleyenleri dikkat kesilmeye, can kulağı ile dinlemeye ve tüm dikkatlerin ve ilginin Genco yoldaşta yoğunlaşmasına götürdü. “Genco yoldaş Rojava’da üç kez ağır yaralanmış ve Rojava’da bir efsanedir. Buraya tedavi olmaya ve biraz istirahat etmeye geldi. Tedaviye gitmek için bekliyor” diyor ve başlıyor Genco yoldaşı anlatmaya. Ama biz Genco Haseké yoldaşı, Genco yoldaşın kendi ağzından dinlemek için etrafında çember oluşturuyoruz:
“Benim Adım Emir Faxir Enver’dir. Güney Kürdistan’ın Şaklava kentinin Bereké köyündenim. PKK ile tanışıklığım eskidir. Şinda, Bilal ve Sipan -ki bu ikisi kardeştir- Tuana benim köylümdürler ve PKK saflarında şehit düştüler. Yine PKK’de iyi bilinen, tanınan ve çok sevilen şehit Herem yoldaş da benim akrabamdır. PKK ile tanışıklığım eskidir demem bundandır.
PKK’yi bu şehitlerden bilsem ve tanısam da, çıktım yola, gittim. İlk adım attığım yol beni nereye götürürse, gidecektim. Çekip gitmek ve geri gelmemek üzere bir gidişti. Ama olmadı, sarmadı, kapsamadı ve ruhuma hitap etmedi bu gidiş. Kaçtığım, sırtımı dönüp gittiğim toprağım, anavatanım, yurdum, değerlerim ve şehitler; ruhumu, yüreğimi ve beynimi yeniden doğduğum topraklara taşıdı, geri getirdi. Geldim; toprağımda kök salmak, insan gibi, insan olarak yaşamak için!
Tedavim biter bitmez...
Rojava Kürdistan’ında devrim başladı. Tutamadım kendimi, bir arkadaşımla birlikte çekip gittim. Rojava’da kimse tanımasa da, bilmese de 'savaşmaya ve mücadele etmeye geldim'’ dedim. YPG saflarında yerimi aldım ve savaştım. Ben artık Genco Hasekê’ydim. Üç kere yaralandım. Ve şimdi buradayım. Ağır darbeler ve ölümcül yaralar alsam da, atlattım. Ölümsüzüm ben! Kafamdan ağır yaralanmış olmam sadece beni mücadele alanından, yoldaşlarımdan kısa süreliğine de olsa uzak bıraktı. Tedavim biter bitmez, ben yine orada, yoldaşlarımla aynı cephede omuz omuza ve halkımın savunması için en ön saflarda olacağım” diye başından geçenleri heyecanla anlattı.
Araya uzun yıllar girmeden Genco yoldaşı aynı mekanda yeniden gördüm. Tedavisini tamamlayıp dönmüştü. Halkına yönelik saldırıları gördükçe yerinde duramıyor, savaş alanına dönmek için örgüt yönetimini ikna etmeye çalışıyordu. Tedaviden daha henüz gelmiş, yaraları yeni yeni iyileşmeye doğru gidiyordu. Üç kez yaralanmıştı. İlkinde; omuz üstünden aldığı mermi, diğer kolunun altından çaprazlama çıkmıştı. Erken müdahale, Doktorların büyük çabası ve tabii ki Genco arkadaşın hayata bağlılığı bu ağır yaralanmadan kurtulmasını sağlamıştı. Bir süre tedavi görüp hareket eder hale geldikten sonra yeniden cepheye, arkadaşlarının yanına ve görevinin başına dönmüştü. Ne doktorları, ne de arkadaşları tutabilmişti onu. ‘Biraz daha kal, iyileş, sonra gidersin’ sözlerini duymak istememiş bile! İkinci defasında daha ağır yaralanmış. Mermi kafatasını yarmış. Ölümcül bir yara! Şehit düşmemesi mucizeydi. Aldığı yara sadece bununla da sınırlı değildi. Kolundan ve bacağından da yaralanmıştı. ‘Ben ölümsüzüm’ sözü mucizevi biçimde gerçekleşmiş gibiydi. İlk müdahaleler ile kurtulmuştu ama iyileşmesi için daha ağır ameliyatlar gerekiyordu. İmkanlar zorlanarak, yol ve yöntem bulunarak tedavisi yapılmış ve ameliyat edilmişti.
Gitme zamanı
Genco yoldaş; yolcuya yol revadır ve gitme zamanıdır; geç kalmak, yetişememek, yoldaşları ve halkımızı savaş cephelerinde yalnız bırakmak olmazdı ve yakışmazdı, deyip yola çıkanlardandı. Onun için ‘Olmaz, erkendir, biraz daha kalman ve istirahat etmen gerek’ sözlerine kulak vermenin vakti değildi. ‘Talimattır, gitmeyeceksin, biraz daha kalacaksın’ denmesine rağmen kimseyi dinlemiyordu. Ailesi getirtilip ‘ikna edin, biraz daha kalsın’ denemesi de bir sonuç vermedi. Genco arkadaşın bu gitme ısrarı karşısında ailesinin ‘Sana mücadele yolunda başarı dilemekten başka diyeceğimiz bir şey yok, gitmek, yürümek ve kendini var etmek istediğin yolda engel değil, destek olacağız’ sözleri gidişini daha da hızlandırmıştı. Artık Genco yoldaşı durdurabilene aşk olsun! ‘Yolu iyi biliyorum, nereden gideceğimi ve nasıl ulaşacağımı da; ama yoldaşlar yolcu eder ve varmam gereken menzile vardırırlarsa; yoldaşlık görevini yapmış ve erken varmama katkı sunmuş olurlar’ dedi. Yoldaşlarına düşen ise artık gereğini yapmaktı.
Gitti! Gitmek ve varmak isteyenleri durdurmak ve engel olmak doğru olmazdı. ‘Erkendir, zamanı değildir’ deyişleri yolcuyu yolundan alıkoymazdı. Varmak ve zamanında ulaşmak için hızla yol almak gerekirdi. Geç kalmak olmazdı. En büyük günah, geç kalmak ve yetişememekti. Bu topraklar seyretmek, geride durmak, gitme cesareti gösterememek ve zamanında varamamanın büyük günahına aşina hale geldi. Şengal’e erken gidememiş olmanın vicdanlardaki sızısı henüz dinmemişken; yüzler ve binlerle ifade edilen genç, yaşlı ve çocuk yaşta kadın insanlık düşmanı katillerin, tecavüzcülerin elindeyken zamanında gitmek ve müdahale etmek gerekirdi. Zamanında varmamış olmak; bu toprakların kadim halkları, inançları ve değerlerinin yok edilmesi günahına ortak olmaktı. Bu toprakların kadim değerlerinin yok edilmesini durduramamak bizi ve bu toprakları çoraklaştıracaktı. Ruh, düşünce, duygu dünyamızı ve yüreklerimizi kötürümleştirirdi. Eksilirdik, azalırdık, renksizleşirdik. Genco yoldaş bunun için Şengal’e giden ilk grupların başındaydı ve en ön cephede savaştı.
İnsanlık abidesisin!
Genco Hesekê yoldaş! Sen Rojava’nın efsaneleşen yiğit savaşçısısın, Halkının ve halkların kadim değerlerini beyni ve yüreğinde taşıyan insanlık abidesisin! İnsanlık tarihi evliyalar, bir lokma bir hırka felsefesiyle yaşayanlar, yol göstericiler, sözü ve eylemi bir olanlar ve karşısında dara durulması gerekenlerle doludur. Sen ve sizler, tarih yazanlar ve tarih yapanlar gibi! Şengal’i bırakıp çıkar hesabı yapanlar ya da can derdine düşüp kaçanlar; senin, sizin zamanında varmanız karşısında işledikleri günahtan utansınlar. Yürekleri, beyinleri ve ruhları temiz-berrak yüreğiniz karşısında secdeye durmalı ve arınmalıdırlar. Arınmalıdırlar ki, bir kez daha o büyük günahı işlemesinler. Arınmalıdırlar ki, bu topraklarda ucuz, sıradan, basit ve bencil yaşamaktan utansınlar. Utansınlar ki, bir daha geç kalmasınlar; sizin ve senin gibi zamanında ve yerinde olması ve varılması gereken yerde olsunlar.
14 Ağustos’ta Şengal’in Sinune bölgesinde şehit düştüğün bilgisi geldi. Ardından Televizyon ekranlarına gülen yüzün yansıdı. Kürt gençlerine tarihi ders niteliğinde bir miras ve gelecek bırakacak kadar sorumluluk yüklendin. Bu topraklar sizin mirasınızla daha da kökleşecek ve yeşerecektir. Senin, sizin, sözü ve eylemi bir olanların; yüreği ve beyni zamanında olması gerektiği yerde olmada ısrar edenlerin önünde secde ediyor, dara duruyorum ve eğiliyorum.
FATMA ADIR