Rojava Devrimine yönelik saldırılar her dönemde yeni bazı plan, oyun, entrika ve kirli ittifaklarla çeşitli biçimler alarak devam ediyor. Saldırıların planlayıcıları ve aktörleri her dönemde aynıdır. Rojava Devrim çizgisini iktidarı, egemenliği ve ulus devletçiliğine karşı tehlike olarak gören uluslararası, bölgesel ve Kürt işbirlikçi güçleri bu konuda kader birliği yapmışlar adeta. O yüzden her dönemde yeni enstrümanlarla saldırıları gerçekleştiriyorlar.

Şimdiye kadar en fazla kullanılan enstrüman ise El Kaide bağlantılı çete grupları oldu. Adeta çeliği çelikle dövme politikaları uygulamaya kondu. Bu amaç ve hedefle şimdiye kadar Rojava Devrimine yönelik sayısız saldırı planları yapıldı ve yapılan planların büyük bir çoğunluğu devreye konuldu. Ancak şimdiye kadar yapılan planların hiçbiri sonuç almadı. Çünkü planlara karşı devrim gerçekleştiren ve kendi iradesi, kararlılığıyla ayakta duran bir halk gerçeği var.
Rojava Devrimi tarihinin en kapsamlı, en donanımlı saldırıları şüphesiz Newroz öncesinden başlayıp son 20 gündür devam eden Kobanê'ye yönelik saldırılardır. Saldırıyı gerçekleştiren IŞİD çete grubunun arkasında uluslararası güçlerin olduğu açık belgelerle kanıtlandı. Çetelerin THY ile taşınıp getirildiği yine İngiltere başta olmak üzere batılı ülkelerden onlara TIR'larla her türlü desteğin geldiği bir biçimde kamuoyuna yansıdı. Türkiye’nin hava yollarıyla çeteleri taşımaktan tutalım sınırlarını açma, ‘rehinelerini’ kurtarma adıyla IŞİD’in her dediğini yapma noktasında verdiği destek, artık çok bariz bir şekilde biliniyor. Bu destek ve Musul'un bir tiyatro oyunu gibi işgal etmesiyle yaratılan psikolojik üstünlükle son yirmi gündür başlayan saldırılarda Kürtlerin iradeli duruşları, Kuzey halkının hassasiyetle direnişe sahip çıkması sonucu Kobanê'de uluslararası güçlerin kendini örgütlediği bu saldırı da kırıldı. Hatta çetelere ağır kayıplar verdirildi.
Kobanê'ye yönelik son saldırılar üzerine başta Türkiye olmak üzere uluslararası güçler ile bölgesel ve bazı Kürt işbirlikçi güçlerin ayrı ayrı hesapları vardı. Kobanê direnişiyle bu hesapların hepsi suya düştü. Tutmadı. Çünkü savunma güçleriyle bir beden haline gelen Rojava, Kobanê ve Kuzey halkı gösterdiği güçlü irade ile bu hesapları alt üst etti.
En fazla hesapları alt üst olan ülke şüphesiz Türkiye oldu. O yüzden Türkiye şimdi artık kendisi müdahil olmaya karar vermiş gibi görünüyor. İki gün önce Ceylanpınar ve Serêkaniyê sınırında yaşanan olay buna çok bariz bir örnektir. Ceylanpınar’ın çete merkezi haline getirildiğini bilmeyen kalmamıştır. Çetelerin orada cirit attıkları ve oradaki devlet üretme çiftliğinin onların merkezleri olarak kullanıldıklarının gizli kapaklı bir yanı kalmamıştır. Türkiye oradaki çetelerle sınır üzerindeki askerlerini adeta çatıştırarak iki askerin ölümüne neden oldu. Olay gerçekleştikten hemen sonra Urfa Valisi Kaçakçılarla askerlerin çatışması diye açıklama yaptı.
Bazı basın-yayın kuruluşları da valinin açıklamasını esas alarak kaçakçılarla askerler arasındaki çatışma diye verdi. IŞİD çete grubuna yakın kaynaklarda olayın IŞİD tarafından gerçekleştirildiğine dair açıklamalar da yapıldı. Ancak buna rağmen Türk Genelkurmayı 'PYD yanlısı silahlı gruplar ile askerler arasında bir çatışma' olarak verdi. İki asker ile altı PYD taraftarı öldürüldü diye kendi resmi sitesinde verdi. Buna Rojava'daki siyasal partilerde biri olan PYD ile Rojava Halk Savunma Güçlerinin (YPG) cevabı gecikmedi. 'Olayla yakından uzaktan hiçbir ilişkimiz yok' denildi. Ancak buna rağmen Türk Genelkurmayı bu olayı Rojava halkına, halklarına yığmaya çalıştı. Bu öyle sıradan bir olay değil. Elbette arkasında çok ciddi bir plan ve kirli bir oyunun olduğunu görmek gerekir. Zira olayın hemen arkasından Kobanê etrafında sıkışan, zorlanan çetelere destek amaçlı Türkiye'nin İnsansız Hava Araçları (İHA) dolaşmaya başladı.
Burada açığa çıkan gerçek Türkiye şimdiye kadar çetelere her türlü desteği vermesine rağmen çetelerin başarılı olmaması onun siyasetinin iflas etmesine neden oldu. Yine bölgedeki prestiji yerle bir oldu. Bu durum aynı zamanda Türkiye’nin çetelerin eliyle yapmak istediklerini yapamayacaklarını netleştirdi. Bu yüzden Türkiye bu olayla şimdi çetelere yaptıramadığını bilfiil müdahil olarak yapmak istiyor biçiminde okumak gerekir. Bu olay ile de Rojava'ya girmeye kadar bir ileri adım atma altyapı hazırlıklarını yapmaya çalıştığı biçiminde ele almak gerekir. Zira olay çok açık ve berrak olmasına rağmen Türk Genel Kurmayının adeta bir iftira atarcasına böyle bir açıklama yapması öyle sıradan ve rastgele bir olay değildi. Uzun vadeli bazı planların altyapısını oluşturma çalışmaları şeklinde ele almak gerekir. Bu açıdan bakılarak olayın ciddi bir şekilde ele alınıp değerlendirilerek gündemleştirilmesi gerekir.
Çünkü Türkiye'nin geçmişten beri böyle bir amacı olduğu biliniyor. O yüzden uluslararası ve bölgesel güçler ile özellikle de Kürtler ve Rojava halkları ile Türkiye halkları bu konuda oldukça duyarlı ve hassas olması gerekir… Planları tutar mı tutmaz mı o ayrı bir konu. Ancak somutta böyle ciddi bir tehlikenin olduğunu bilmek gerekir…