Rojva Devriminin 3. Yıldönümü geride kaldı. Bu devrim Kürtler açısından olduğu kadar Ortadoğu halkları açısından da son derece tarihsel bir öneme sahiptir. İki yüzyıldır bölge halklarını bir metafor gibi içine alan milliyetçi faşizmi ve son yüzyıldır da tüm kültürleri kemiren ulus devlet zihniyetini kırması açısından en az Avrupa’daki 17. Yüzyıl Rönesansı kadar, belki de daha görkemli bir zihinsel devrim gerçekleştiriyor olmasıyla da tarihsel önemdedir. 

Rojava Devriminin, Arap, Fars ve Türk sömürgeci milliyetçiliğinin dört parçaya böldüğü Kürdistan’ın en küçük parçasında gerçekleşiyor olması, bölgenin ezilen tüm halkları adına bu şoven milliyetçiliği parçalama potansiyeline sahip olması itibariyle de oldukça büyük bir devrimdir. Kürtler bu coğrafyanın en kadim halklarındandır. Fakat ne trajiktir ki bu kadim halk toplumsal kültüre analık yaptığı kendi coğrafyasında belki de en fazla soykırım, baskı ve asimilasyona maruz kalmış bir halktır. İşte Rojava Devrimi tarihsel bir hesap sormadır, tarihle, gerçeklerle yüzleşmedir. 

Rojava Devrimiyle artık bir dönem kapanmıştır. Faşist iktidarların sömürgen ırkçı zihniyetleriyle kof çıkarları için lime lime ettiği kültürler kendi tarihsel özleriyle yeniden buluşmuşlardır. Giderek domino etkisine sahip olacak Rojava Devriminin ezilenler açısından yarattığı büyük umut ve sömürgeciler açısından yaydığı büyük korku da aynı gerekçeden kaynaklanmaktadır. Bu tıpkı Fransız Devrimi, Ekim Devrimi gibi global bir etkiyi içinde barındırmaktadır. Kobanê direnişi etrafında birleşen dünya halklarına umut veren işte bu özdür. 

Bu etki gücü demokratik ulus paradigmasıyla her geçen gün halkların birlikte yaşama umudu olacaktır. Bu umut devrimin paradigmasında içkindir.

Kadının öncü güç olması Rojava Devriminin başat özelliğidir. Bu sadece Kürdistan’ı bölen, sömüren ulus devletçi sistemin değil, kemirgen eril zihniyetin de yıkılmasına giden yolu açacaktır. Tanrıça kültürü etrafında örülen analık hukuku bu topraklarda ancak bu devrimci özle yeniden yaşam bulabilecektir. 

Türk devletinin Rojava Devrimini, çağımızın en büyük tecavüzcü çete ordusu DAİŞ’ten daha tehlikeli olarak nitelendirmesi, Suudi, Katar gibi devletlerin Rojava Devrimini boğmak için bu çete sürüsüne her türlü desteği sunması da devrimin ideolojik yapısından kaynaklıdır. DAİŞ çete güruhu ile ulus devletin işgalci, soykırımcı, tekçi zihniyeti ve yine dört devletin yüz yıldır Kürdistan’da yaptıkları arasında özde hiçbir fark yoktur. İki anlayış da tecavüzcüdür, işgalcidir, soykırımcıdır. 

Dolayısıyla Rojava Devriminin üçüncü yıl dönümünde, devrime karşı bu güçlerin neden işbirliği halinde hareket ettiklerini doğru kavramak için bu yapısal özlerine, ideolojik özlerine bakmak gerekir. İki zihniyetin de mayasında sömürü vardır. Kültürel, etnik, inanç farklılıklarına yer yoktur bunların düşüncesinde. Zaten tarihsel olarak da bu özellikleri birbirini beslemiştir. Ulus devlet milliyetçiliği ile dinci milliyetçilik sürekli olarak karşılıklı bir simbiyotik ilişki içinde olmuştur. Biri diğerinden sürekli güç almış, kendi meşruiyetini diğerine dayandırmıştır. 

Rojava Devrimi bu zihniyeti ve uygulamalarını parçaladığı gibi demokratik ulus paradigmasıyla halklar adına yepyeni bir sayfa açmaktadır. Burada önemli bir husus da parçalanmış, dağılmış hatta birbirine düşman edilmiş Kürt toplumunun bu devri etrafında kurduğu, kuracağı birliktir. 

Kürdistan’ı parçalayan, sömüren ulus devletçi zihniyet ve devlet yapıları karşısında bu devrimi güçlü kılacak en büyük etken Kürtlerin kendi ulusal birliğini gerçekleştirecek olmasıdır. Rojava Devrimi bu imkanı sunmuştur. Bu devrim etrafında ulusal birliğini kurmuş, yine diğer halklarla demokratik ulus paradigmasıyla güç birliği yapmış Kürtler bölgenin gerçek demokratik gücü olacaklardır. Buna öncülük etme rolünü çok daha etkin bir şekilde göstereceklerdir. 

Rojava Devrimi tüm Kürtlerin önüne böylesi bir sorumluluk koymaktadır. Bu sorumluluğa gelmeyenler tarih karşısında suçlu addedileceklerdir. Kaldı ki özgürlükten söz eden hiç kimsenin bunu üstlenmeme gibi bir lüksü olamaz. Unutmayalım ki tarih en büyük yargılayandır.