Kürtleri aşağılayan ırkçı olarak karşımıza dikilen, Birgül Ayman Güler, asker-sivil Kemalistlerin, 2007 yılında yeşil faşizme karşı düzenledikleri "Cumhriyet mitingleri"nde, haki gömlekli faşizmin bağrı yanık sesiydi.

Meydanlarda, sahnelerin değişmez gülü, mikrofonun titrek sesli kraliçesi, "iyi saatte olsun kurtarıcılara" kapı aralayan  çağrıcı, "ordu göreve" sloganı altında Atatürk anıtına yürüyen kalabalıkların yol göstericisiydi.
O politik kariyerini bu yollarda yapmış, CHP listesinden milletvekili olmuştu. O bize, özündeki faşizmi allayıp pullayarak satmaya kalkışırken, uyuyan güzel yığınlar, yeşil faşizmin onlardan armağan olduğunun farkında değildi. CHP ideolojisinden korkanlar, yeni sığınak ararken İran halkı gibi AKP’nin tuzağına düşmüşlerdi.
 İran’da Şah rejiminden kurtulmak için sokağa dökülen insanlar, beklenmedik şekilde, kurtarıcı olarak Mollaları karşılarında bulmuş, onlara yakalanmış, esir düşmüşlerdi. Kuzey Afrika’da ardı arkası kesilmeyen diktatörlükler tahtaravallisinden kaçanlar, "El Kaideciler"in tuzağına düşmüşlerdi. 
AKP, "tek millet" diyerek Kürtleri inkar üzere dere, tepe dümdüz giderken, CHP sözcüsü B.Ayman Güler, Kürt Sezgin Tanrıkulu ve Tunceli Orta Asyasından Hüseyin Aygün’ün gözlerinin içine bak baka ırkçılığa övgüyü, Kürtleri aşağılamaya götürüyordu.
Birgül Ayman Güler, parlamentoda MHP’nin narası olan Kürt gibi ulumayı eksik bırakarak, ama haddini beş adım aşarak, "Türk ulusu ile Kürt milliyeti eşit olamaz" diye haykırıyordu.
Faşizmin bu, aşağılık kompleksi hezeyanı yeni değildir. Soyunu, köklerini inkar utancına batan devşirmeler, bunu hep yapageldiler. 
 Çünkü devşirme, asıldan, kendisi olan ötekinden daha hızlı milliyetçi görüneyim derken, insanlığı yakmıştır, çoğu kez.
Türk ırkçılar, bu utancı ruhlarında yaşayarak, Ermeni soyunu tüketmeye, Kürtleri kırarak bitirmeye, inkara, dillerini yasağa kalkıştılar. 
Kırdıkları Ermeni ve Kürt çocuklarından, yine onlara karşı kullanılmak üzere, devşirilmiş ordu yaratmaya çalıştılar.
Ayşe Hür, geçenlerde devşirilmiş Kürt çocuklarını atlıyor, ama askeri okullarda yetiştirilen Ermeni çocuklarını yazıyordu. İsimleri de değiştirildiği için, bunlardan hangisinin general olarak Türk ordularını yönettiğini, hangilerinin Kürt kırımına elini buladığını kimse bilmiyordu.
Her neyse, Osmanlı’dan sonra din değiştirmiş, Müslüman olmuş Balkan ve Ege yerlileri TC’ye devredildiler. Bunların alnına da "kuraklık ve kıtlık olunca Orta Asya'dan göçüp geldiler" etiketi yapıştırdılar.
Oysa söyledikleri gibi, hiç bir zaman Anadolu’da metruk, boş arazi olmamış, onu doldurmak üzere de Orta Asya'dan göç yaşamamıştı. Tarih uydurma, coğrafya yalandı…
Ben, kendisine Türk diyenleri aşağılamıyorum. Benim için hoyrat, vahşi de olsa insan insandır. Vahşilik ise bütünsel değildir. Kim kendini nasıl görüyor, nereye oturtuyorsa odur. İnsan insandır. Gerisi ilgilendirmez beni.
 Birgül Ayman Güler’in ailesi nere göçmeni, hangi ırktan, halktan bilmiyorum. Bergama’da doğduğunu söylüyor, acı ama faşistlerin gözüyle dünyaya bakıyor, ırkçıların diliyle konuşuyordu. 
Bunlar neden böyle? Niçin devası, tedavisi olmayan birer hasta bilemiyorum. Fakat, Türk rejimi yönetiminde kim Türk, hangisi nereden kopuk son devşirme hem belli, hem de bellirsizdi.
Mesela, Türk devletinin simgesi ve yani amentüsü olan İstiklal Marşının yazarı Mehmet Akif Ersoy Türk değildi. Kendisi Arnavut’tur. Irkçılığının teorisini, "Türkçülüğün Esasları" adıyla kitaplaştıran Ziya Gökalp da, Kürt…
Cumhurbaşkanları arasında kökü, kökeni, soyu itibarıyla Türk olan var mı?
Selanik doğumlu olduğu söylenen Atatürk’ü atlayarak, kuruluşundan itibaren Cumhurbaşkanı olanlardan İnönü Kürt, Bayar Pomak, Cemal Gürsel Kürt, Cevdet Sunay Laz, Korutürk hiç akrabası olmayan bir Kemahlı, Evren Arnavut, Özal Kürt, Demirel Boşnak, Ahmet Necdet Sezer Çerkez’dir.
Şimdiki Cumhurbaşkanının dedesi Abdullah, Ermeni kırımı yıllarında Siirt'ten yola çıkıp, Kayseri'de duraklamıştır.
Güler kadının Kürtleri aşağılıyor, ama TC’ye kadar, tarihte adında Türk kelimesi geçen, bir devlet olmuş muydu acaba? Dili de Türkçe olan…
Araplar ve Avrupalılar da Türk kavramını aşağılamak için kullanıyorlardı.
Türk milliyetçisi olan Demirtaş Ceyhun, Kara Bıyıklılar kitabında, Osmanlı’nın kendilerine Türk denmesini hakaret olarak kabul ettiğini, onların da kendine Türk diyenleri aşağılayıp, dillerini yasakladığını yazıyor. Ceyhun, Türk kelimesini kabalığın, ilkellik ve cahilliğin karşılığı olarak kullandığını belirtiyor devem ediyor:
"Osmanlı, birini aşağılamak, horlamak, onurunu kırmak istedi mi, ona Türk demektedir. Etrakı bi idrat (akılsız Türk) demektedir."
"Kardeşlik" diye sayıklayan Kürtler ne düşünüyorlar bilmiyorum, ama CHP’nin MHP’den, MHP’nin AKP’den faklı olmadığı, CHP sözcüsünün ağzından dökülen kelimelerle bir kere daha gözlere sokuluyordu…
CHP’nin Sezgin Tanrıkulu da, giderek AKP’nin Metiner’i, Hüseyin Çelik, Ensarioğlu’a mı benziyordu ne!..