Her türlü numara var bunlarda. Topaç hızıyla ortalıkta dönüp, Faşizmin “teklik” sloganlarını bağırdıkça, toplumsal kargaşanın belalı kaos fırtınaları estiriyorlar.
Çıkarları sözkonusu ise eğer, din, iman teferuat bunlar için. Cinayet mübah…
Roboskî katliamı beşinci ayında.
“Kürt hedef belirlendi” haberini veren belli, “neye mal olursa olsun vurun” diyen katliam buyrukçusu, tetikçisi besbelli. Ama, katillerin izi iki dudak arasında kayıp…
Evrensel hukuku önünde suçlu, dinin amentüsüne göre de Allah’ın emirlerini tanımayan, teğet giden günahkar, dinci münafık…
Allah der ki, “ben insanları çeşitli ırklardan, renk ve farklı dillerden yarattım…”
Bunlar, “tek” diyorlar Allahı tanımazlıkla. Parlamento kürsüsünden bağırıyor, adam. Meydanlarda Alevi, Ezidi, Zerdüşt inancını, İslamın Şafii mezhebinin ibadetini aşağılayacak, sonra kendini dindar yerine koyup, dinden uzak anlayışını pazarlayarak “dindar nesil yetiştireceğiz” diyor.
Salon nutuklarında haykırıyor:
“Tek dil, tek din, tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak…”
Üç gün sonra ayılınca, gözümüzün içine baka baka, “tek dil demedim” mugalatasına yatıyor.
Oysa icraat ve eyleminde Allah’ın kelamına aykırı olarak tek dil diye tutturuyor.
Kürtlerin kendi dilleriyle eğitim görme yasağının sürdürülmesi, sanki “tek dil” teranesi değilmiş gibi…
İşgal edilmiş, halkı esir alınmış Kürdistan orada, ama adam hem dindar hem de yurt hırsızı, gaspçı misali, olarak “tek vatan, tek millet, tek bayrak” diye naralanıyor. Köy, kasaba isimleri ırkçı silgiyle silinmiş, yerine Türkçe kelimeler yazılmış…
Fakat, amiyane deyimle Kürtler, artık yemiyor bu numaraları. Kürtlerin, din satışıyla geçinen münafıklardan beklentisi yok. Beklentiyi tükettikleri için, sosyal ve sosyal yollarını, oylarını esirgeyip ayırdılar. Camilerini de…
Bugün, dinden habersiz dincilerin baykuş gibi tünediği zulüm rejiminin ölüm, yıkım ve yangın sellerinden kaçan Kürtler dünyanın dört bir yanı, beş kıtaya yayılmışlardır.
Bunlara, “diaspora Kürtleri” deniyor. Diaspora, Yunanca bir deyimdi. Kavmi mensubiyeti, ırkı, inancı nedeniyle yurdundan kopmuş, başka ülkelerde yaşamak zorunda kalmışlara verilen isim.
Bu deyim, ilk defa Yahudilerin Babil’den yer yüzüne dağılmasından sonra kullanıldı. Geçtiğimiz yüz yıldan itibaren Ermeniler, günümüzde de Kürtler için…
Yahudilerden sonra Ermeniler, bulundukları yerlerde örgütlenerek, bilim, sanat, kültür ve ekonomi alanlarında, insanlığa yadsınmaz hizmetler sunmanın yanında varlıklarını kanıtladılar. Dünya politikasında iz bırakarak, kendi halklarının geleceğine katkıda bulundular. Özellikle Yahudi sanat insanları yazdıkları roman, hikaye ve şiirlerle, müziğin notaları, yarattıkları filmlerin arka planında bireyden giderek, kendi toplumlarının trajedilerini anlattılar, insan oğlunun duygu dünyasına sempati yarattılar.
Kürtlerin, kendi coğrafyalarının dışındaki diasporaya yayılışı daha yeni, ama henüz aralarında, Yahudiler benzeri güçlü ekonomik, kültür ve sanat alanlarında dayanışma bağları kurulmamış olmasına rağmen, dünyadaki politik çıkarların engellemesine rağmen, olağanüstü düzeyde örgütlü bir toplumdur. Politik dayanışma içinde…
Son bir kaç yıldan beri, özellikle Avrupa’da, örgütlü güçlerini ülkelerin politik alanlarına da taşıdılar.
Düne kadar Türkiyeli, Suriyeli, İran ya da Iraklı diye görülen Kürtler artık, kendileridir, Avrupa’da. Kürtler ona, buna yamanan değil, değişik siyasi partilerde kendi kimlikleriyle faaliyet gösteren, temsilcileri görev ve makamlara seçilen, kamu oyu nezdinde “farklı” bir halktır. “Var” olan…
Yalnız Almanya’da, dört parçadan bir milyon kişiyi aşkın Kürt yaşamaktadır. Bunların önemli bir kısmı, seçme ve seçilme hakkına sahiptir.
13 Mayıs’ta Nordrhein Westfalen eyaletinde parlamento seçimi var. Kürtlerin adayı Hamide Akbayır ve Ali Atalan…
Kendi ülkelerinde var olma savaşı veren Kürtlerin, diasporada da bu duyarlılığı gösterip, Kürdistan adaylarına sahip çıkması, mücadeleye katkıdır.
Unutmamak gerekiyor, diaspora anavatan ruhuyla bir bütündür. Diasporadaki dayanışma sesi, sonuçta ana vatana katkı…
Diaspora Kürtlerinin seçim sınavı