15. yılında  15 Şubat  -III-


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da Kenya’dan uluslararası bir komplo ile kaçırılıp Türkiye’ye teslim edilmesinin üzerinden tam 15 yıl geçti.
O günden beri Kürtlerin, “Önderliğimiz” dedikleri Öcalan için yaptıkları eylem ve etkinlikler değişik biçimlerde sürdü. Kürt kurumları, 2012 yılında ise Avrupa’daki eylem ve etkinlikleri tam bir kurumsallaştırma ve Öcalan’a özgürlük temelinde yoğunlaştırdı. 2012 yılı içinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yapılan eylemlerde, hem nitelik hem de nicelik olarak bir sıçrama yaşandı.
Nitelik ve niceliksel ivme kazanıp kampanyalar biçiminde gerçekleşen eylemler, Cenevre-Strasbourg arasındaki ‘uzun yürüyüş’, Strasbourg’ta 52 gün süren süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, Öcalan’a Özgürlük Otobüsü turu, “Öcalan’a ve bütün siyasi tutsaklara özgürlük” sloganlı imza kampanyası şeklinde 4 başlık altında toplanabilir.
Bu eylemlerin başlıca özellikleri şöyle:
*   Eylem ve etkinlikler uzun süreli kampanyalar biçimindeydi.
* Sadece Türkiyeli kamuoyuna değil eylemlerin yapıldığı ülkelerin kamuoyuna dönük sistemli çabaları içeriyordu.
*  Özgürlük Mücadelesi’nin “halk diplomasisi” düşüncesi önemli oranda somutluk kazandı.
*  Bu kampanyalarda çocuklar, kadınlar, gençler ve toplumun değişik sınıf ve katmanlarının yer alması bir diğer farklılıktı. Örneğin imza kampanyasında bazı aileler bulundukları kentlerde değişik etkinliklere katılarak binlerce imza topladı. Çocuklar ve kadınlar farklı halkların etkinliklerine, konserlerine ve festivallerine katılım sağlayarak imza topladı. Kampanyalar, herkesin önüne yapabileceği bir görev koyuyordu.
* Bu eylemlerde Kürtler, Öcalan için özgürlüğün yanı sıra Kürtlerin statü taleplerini de farklı halklarla tartışma fırsatı buldu.
*  Bu kampanyalar çok büyük zahmetleri, çok büyük fedakarlıkları da ortaya çıkardı. Eksi 25’lere varan soğukta büyük hedefler için yürümek, Temmuz’un kavurucu sıcağında nöbet tutmak, işgal eylemi sırasında polisin acımasız şiddetine maruz kalmak, açlık grevinde her gün yoldaşlarının gözlerinin önünde erimesine tanık olmak, sağlık sorunlarına aldırmadan haftalarca otobüs turu yapmak göze alınan sıkıntılardan bazılarıydı.

2012 soluksuz bir maratondu
Avrupa’da özgürlük talepli eylem ve etkinlerin kapsamlı, derin ve uzun süreli kampanyalara dönüşmesini anlayabilmek için Türkiye ve Kürdistan’da 2011-12 dönemini bilince çıkarmak ve o dönemin özelliklerini hatırlamak önemli.
Avrupa’da yaşayan Kürdistanlıların Öcalan için gerçekleştirdiği yoğun eylemliliklerde AKP Hükümeti’nin 2011’de Kürt Halk Önderi’ne yönelik ağır tecrit politikası, gerillaya karşı imha savaşı ve sivil halka karşı geliştirdiği acımasız şiddet ortamı etkili olmuştur. Günümüzde düşman kardeşler durumundaki Gülen Cemaati ve AKP, şu anda “KCK davaları” olarak lanse ettikleri Siyasi Soykırım Operasyonları’nda birbirlerini suçlamaya devam ededursun, bu operasyonlar, Kürt’e hiçbir şekilde yaşam hakkı tanımayacağının deklare biçimiydi.

Olumsuz psikolojik atmosfer aşıldı
KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, gazetemize yaptığı açıklamada 2011-12 dönemini, AKP’nin Kürtlerin büyük hassasiyet gösterdiği Öcalan’ın konumunu ve Avrupa’daki Kürtlerin sürece müdahil olma sürecini şu şekilde anlatıyordu:
“2012 yılına Gelîyê Tîyarê’de gerillaya, Roboskî köyünde de sivil insanlara yönelik devletin yaptığı katliamlar ve İmralı’da Önderliğimize yönelik uygulanan tecridin yarattığı öfkeli ruh haliyle girdik. Bu katliamlarda TC’ye sağladığı istihbarat ile doğrudan sorumluluğu olan ABD’ye karşı Avrupa’da halkımızın bulunduğu tüm ülkelerde 2012 Ocak ayı içinde yaygın protesto eylemleri yapıldı. Şubat ayı başında Kürt kurumlarının öncülüğünde ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt halkına statü’ şiarı ile Cenevre-Strasbourg arasında yapılan uzun yürüyüş ve sonrasında da aynı amaçla yapılan ve 52 gün süren süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemleri ile gelişmekte olan siyasal süreç üzerinde Avrupa’daki Kürt halkını temsil eden örgüt ve kurumlar olarak doğrudan etkili bir rol oynandı. Denilebilir ki, 2012 yılı kış mevsiminin Özgürlük Hareketi için ülke koşullarında yarattığı olumsuz siyasal ve psikolojik atmosferin aşılmasında, yukarıda belirttiğim Avrupa alanındaki eylemlerin çok önemli bir etkisi olmuştur.
Barış ve çözüm konusunda yürüttüğü yoğun çabaları boşa çıkarılan ve tecride tabi tutulan Önder Apo’nun durumu, Hareket ve halkımız üzerinde büyük öfke yarattı. Bunun sonucu olarak HPG güçlerinin Temmuz 2012’de Şemzînan’da başlattığı, Çelê ve Elkê ile devam ettirdiği alan tutmaya dayalı devrimci operasyonlar, mücadele tarihimizde yeni bir süreci başlattı. HPG’nin bu umulmadık başarısı, AKP başta olmak üzere iç ve dış destekçilerinde büyük şaşkınlık yarattı ve AKP’nin güvenlikçi politikaları için yarattığı umutları çökertti. Önderliğin özgürlüğü için yürütülen uluslararası imza kampanyası, 10 ülkeyi kapsayan otobüs turu, Strasbourg’da daimi nöbet eylemi, kadın, gençlik ve kurumsal olarak bu süreçte Önderlik eksenli yapılan tüm eylemler kamuoyunda önemli bir etki yarattı. 2012 yılında tarihe damgasını vuran bir diğer eylem de zindanlarda gelişen açlık grevi direnişleri ve dışarıda onlarla bütünleşen halk serhildanlarıdır. Açlık grevi direnişi, onbinlere varan katılımı, 68 güne varan süresi ve öncülerin militanca direnişi ile bir ilk eylem olarak tarihteki yerini aldı. Yılın başından itibaren ülkede ve Avrupa’da yapılan tüm eylemler incelendiğinde, eylemlerin Önder Apo’nun çözüm konusundaki rolüne ve özgürlüğüne endeksli olduğu görülecektir.
2012 yılı önemli sonuçların elde edildiği bir yıl olmuştur. Gerillanın direnişi, zindan direnişi ve halk serhildanlarının birbirini tamamladığı bu yılda, halkımız çözüme her zamandan daha yakın olmuştur. Bu gelişmelerin Avrupa kamuoyu ve ilgili kurumlar üzerinde bizim istediğimiz düzeyde olmasa da etkisi vardır ve bu giderek daha da artacaktır. 2012 yılının bu çok önemli kazanımları ile 2013 yılına gireceğiz. Başta Suriye ve Türkiye olmak üzere Kürdistan’ın her parçasında önemli gelişmelerin gündemde olduğu bir yıl olacak. Yani çok olağanüstü gelişmelerin olduğu bu süreçte, Avrupa’da yaşayan halkımızın ve kurumlarımızın rolü daha çok öne çıkmaktadır. Avrupa’daki halkımız Önderliğimizin ve halkımızın özgürlüğü için bu olağanüstü süreçte olağanüstü bir katılım göstermeli, onların sesi ve temsilcisi olmalıdır. Önderliğimize, şehitlerimize, dağda ve zindanlarda direnen evlatlarımıza ve halkımıza karşı bu bizlerin yani Avrupa’da yaşayan yurtsever halkımızın vicdani borcudur. 2013 yılı Önderliğin özgürlüğü için hep birlikte halk olarak yürüteceğimiz imza kampanyası yılı olmalıdır. Dostlarımızı ve tüm çevremizi bunun için harekete geçirmeliyiz. Bu yıllar Kürt halkının özgürlük yılları olarak tarihe geçecek.”

Eksi 25’lere aldırmadan yürümek
Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve özgürlüğü talebiyle 1 Şubat’ta başlayan Cenevre-Strasbourg uzun yürüyüşü aynı zamanda uzun süreli kampanyaların da başlangıcı oldu. Bu eylem aynı zamanda Kürtlere yaşatılmak istenen olumsuz ve ağır psikolojik dayatmalara “hayır” anlamına geliyordu. Bu eylem bir bakıma daha sonra gerçekleştirilen açlık grevi, otobüs turu ve imza kampanyasının da anasıydı.
1 Şubat günü Cenevre’de biraraya gelen Avrupa’da yaşayan dört parçadan Kürdistanlılar, diaspora Kürtlerinin demokratik iradesini temsilen, kötü hava şartlarına ve eksi 25 derecelere varan soğuklara aldırmadan ‘Öcalan’a ve Kürdistan’a özgürlük’ şiarıyla Strasbourg’a doğru yola çıktı. O koşullarda yüzlerce kilometre yürümek şurada kalsın, dışarıda bir saat durmak bile mümkün değilken Kürdistanlılar kitleler halinde günlerce yürüdü ve AKP’nin psikolojik savaşını yerle bir etti. 15 gün boyunca -7 ila -24 derece arasında 437 kilometrelik Cenevre-Strasbourg hattını yürüyen eylemcileri, 15 Şubat 2012’de Strabourg’ta 70 bin kişi karşıladı. Diaspora, yılın başında öylesine müthiş bir heyecan dalgası yarattı ki, 2012 boyunca heyecan hiç sönmedi. Uzun yürüyüş hakkında değerlendirme yapan Kürt siyasetçi Remzi Kartal, bu eylemin diasporadaki Kürt’ün “Buradayız, direniyoruz” mesajını içerdiğini belirtiyor.

Tarihi yürüyüşe ilişkin birkaç not

*  1 Şubat’ta İsviçre’nin Cenevre kentinde başlayıp, Fransa’nın Strasbourg kentinde 15 Şubat 2012’de bir miting ile sonuçlanan ‘Öcalan’a özgürlük Kürdistan’a statü’ sloganlı uzun yürüyüş, önceden 350 kilometre olarak hesaplanmış, ancak Fransız polisinin son anda yaptığı değişiklik ile güzergahın uzunluğu 437 kilometreye yükselmişti.
*  Google Maps’in hesaplamasına göre yürüyüşçülerin attığı adım sayısı: 2 milyar 798 milyon 587 bin.
*  Yürüyüş boyunca hava sıcaklığı, eksi 5 ila eksi 23.5 arasında değişti.
*  Yürüyüşçülerin sayısı 150’den az olmadı. Zaman zaman bu rakam 300-400’e kadar da yükseldi.
* Eylemcilerin mola verdiği kentlerde sürekli mitingler yapıldı. Bu mitinglere 4 bin kişi katıldı.
*  123 kez mola verildi. Günde yüz yürüyüşçü sağlık taramasından geçti.
* Cenevre’den Strasbourg girişine kadar 153 polis ve 28 belediye personeli yürüyüşçülere refakat etti.

‘Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’
Uzun yürüyüş ile birlikte, artık adını sık sık duyacağımız bir inisiyatifin kuruluşu ilan edildi. Oluşum, uzun yürüyüşçüler başta olmak üzere Kürt aydın, sanatçı ve siyasetçilerin içinde yer aldığı 183 kişilik bir meclis oluşturdu ve kendisini ‘Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’ olarak ilan etti.  
İnisiyatif’in esas amacı, programı, etkinlik hedefi ve teorik argümanı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüdür. İnisiyatif bu hedefini gerçekleştirmek için de çeşitli sivil-demokratik eylem, etkinlik ve çalışmaları düzenlemeyi esas aldı. Ancak İnisiyatif’in aktivitelerinde iki temel kriter söz konusu. Birincisi eylemin Öcalan’a özgürlük amaçlı olması, ikincisi de sivil ve demokratik karakterde olması. İnisiyatif, Cenevre-Strasbourg arası uzun yürüyüş, Strasbourg’taki 52 günlük açlık grevi, Öcalan’a Özgürlük Otobüsü eylemi ve 25 Haziran’da Strasbourg’taki Avrupa Konseyi önünde start alıp halen sürdürülen ‘Öcalan’ın Özgürlüğü için Süresiz Nöbet Eylemi’ gibi dört büyük etkinliğe imza attı. İnisiyatif ayrıca 1 Eylül 2012’de uluslararası çapta startı verilen “Öcalan’a özgürlük” sloganlı imza kampanyasının da temel takipçisi konumunda.

Strasbourg açlık grevi

Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılar ve Kürdistani kurumlar, Öcalan üzerindeki tecridi kabul etmeyeceklerini ve onun özgürlüğünün kendileri için yaşamsal bir önem arz ettiğini Avrupa Birliği kurumlarının dikkatine sunmak amacıyla Strasbourg’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevi başlattı.
1 Mart 2012 tarihinde Strasbourg’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayan İnisiyatif üyelerinden 15 Kürt siyasetçi, Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) başta olmak üzere Avrupa Konseyi (AK), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Parlamentosu (AP) ve uluslararası siyasi kurumlardan yükümlülüklerini yerine getirmelerini ve Öcalan’a özgürlük, Kürt halkına statü ve anadilde eğitim hakkını tanımalarını istedi.
Eylem taleplerini desteklemek ve bu talepleri söz konusu kurumlara iletmek için Avrupa’nın değişik ülkelerinden gelen 350 Kürdistanlı, Strasbourg’ta beşer günlük dönüşümlü açlık grevine girdi. MLKP taraftarları da 5 günlük dönüşümlü açlık greviyle, süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerine destek verdi.
52 günde sürekli bir eylem hali yaşandı. Eylem boyunca en az 10 bin kişi açlık grevi eylemcilerini ziyaret etti. Bunlar arasında parlamenterler, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri de yer aldı. Strasbourg’daki açlık grevcileriyle dayanışma amacıyla Avrupa’nın değişik kentlerinde 150 dernekte dönüşümlü açlık grevleri düzenlendi; bunlara binlerce Kürdistanlı katıldı ve açlık grevine ilişkin Avrupa’daki birçok merkezde yüzlerce gösteri düzenlendi.
15 eylemci, açlık grevinin 52. gününde “taleplerinin ilgili kurumlar tarafından dikkate alınacağı ve pratikte bir anlam bulacağı kanaatine ulaştıklarını” belirterek, eylemlerini sonlandırdı. Grev boyunca toplanan 14 bin imza da Avrupa Konseyi’ne sunuldu.
Açlık grevi ve ona destek amacıyla yapılan eylemlerle Avrupa kurumlarının Türk devletinin Kürtlere uyguladığı baskılar ve Öcalan’a tecrit karşısındaki sessizliği önemli oranda kırıldı.
Açlık grevine katılan eylemciler şunlardı: Fuat Kav, Ahmet Çelik, Mecbure Özer, Tarık Yusufi, İmam Yıldız, Gulistan Hesen, Harun Yılmaz, Kerim Sivri, Emine Benek, Nigar Eneyati, Erol Polat, Hasan Acar, Ahmet Kılıç, Öner Uludağ ve Gönül Kaya.
Avrupa’da en uzun süreli eylem
Öcalan’ın özgürlüğü için Avrupa’daki Kürdistanlıların organize ettiği bir diğer özgürlük kampanyası da Strasbourg’taki Avrupa Konseyi önünde sürdürülen süresiz nöbet eylemidir.
25 Haziran 2012’de başlayan ve halen devam eden nöbet eyleminin bir özelliği ise şu ana kadar Avrupa’daki Kürtlerin yaptığı en uzun süreli eylem olmasıdır. Nöbet eylemi sırasında şu ana kadar onbinlerce bildiri dağıtıldı. Öcalan’ın özgürlüğü için imza toplandı, farklı halklara mensup binlerce insanla görüşüldü. Nöbet eylemi, Kürdistani kurumların yürüttüğü ve daha da geliştirmeyi esas aldığı ‘halk diplomasisinin’ de önemli bir örneği… Nöbet eyleminden rahatsızlık duyan Türk diplomatik yetkilileri, Fransız kurumları nezdinde bu eylemin sonlandırılması için girişimlerde bulundu. Ancak Kürdistanlılar, bu girişimlerin yanı sıra kar, kış, sıcak ve soğuk demeden kararlı bir şekilde nöbet eylemini sürdürüyor.
Öcalan’ın özgürlüğüne kadar devam etmesi planlanan eylem, her hafta Avrupa’nın değişik kentlerinden gelen 5 kişilik ekiplerce dönüşümlü bir şekilde yürütülüyor.
25 Haziran 2012’den bu yana aralıksız sürdürülen Özgürlük Nöbeti eyleminin Tertip Komitesi Üyesi Munzur Emekçi, eylemlerinin uluslararası toplumda Kürt halkına, Öcalan’a ve PKK’ye yönelik geliştirilen imajın değişmesine katkı sunduğunu belirtiyor. Emekçi, “Önderliğin düşüncesi ve eylemiyle tüm dünyadan insanlar arasında köprü rolü oynuyoruz” şeklinde bu eylemin önemi anlatıyor.  Emekçi’nin ifadeleri devamla şöyle: “Uluslararası toplumun eyleme bakışı, bize bakışı başlangıçta farklıydı. Önderliğe yaklaşım da farklıydı. Kurumların, Avrupa Birliği’nin, Avrupa Parlamentosu’nun ve diğerlerinin yaklaşımı farklıydı. Strasbourg halkının bakışı da farklıydı. Bizim aleyhimize geliştirilen antipropaganda ve imaj etkili olmuştu. Başlangıçta yöneldiler; kaldırtmaya da çalıştılar. Ama biz bu durumu bertaraf ettik. Gelen grupların emeği de bunda çok etkilidir. Yağmura, kara rağmen kararlı biçimde durdular. 150 bin bildiri dağıttık. 30 bin kadar Konfederalizm’i ve Kürdistan’daki barış talebini anlatan broşür dağıttık. Bütün bu çalışmalarımızın ardından buradaki kurumların bize karşı algıları değişti. Strasbourg halkı da bize çok saygı duymaya başladı. Birçok imajı değiştirdik.”
Emekçi, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın elinin güçlendirilmesi açısından bu Özgürlük Nöbeti eyleminin çok önemli olduğunu vurguluyor ve Kürdistanlıların daha etkili bir şekilde eyleme sahip çıkması yönünde çağrı yapıyor.  

Öcalan’a Özgürlük Otobüsü

8 Eylül 2012’de Almanya’nın Mannheim kentinde düzenlenen 20. Uluslararası Kürt Kültür Festivali’nde start alan ‘Öcalan’a Özgürlük Otobüs Turu’nun finali, 24 Kasım’da Almanya’nın Düsseldorf kentinde binlerin katıldığı yürüyüş ve mitingle gerçekleşti.  
Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi, 8 ülke ve 69 şehir olarak planlanan eylemin gelen talepler üzerine 10 ülkede 92 şehri ziyaret ettiğini açıkladı. Otobüs, 78 günlük bir sürede, 20 bin kilometrelik yol kat ederek İsveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Avusturya, İsviçre, İtalya, Fransa ve Almanya’da toplam 92 şehirde durakladı ve çeşitli etkinlikler gerçekleşti. KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal, gazetemize yaptığı açıklamada, 78 gün boyunca gittiği kentlerde büyük bir hareketlilik yaratan Öcalan’a Özgürlük Otobüsü eyleminde yeterince dış kamuoyu çalışmasının yapılmamasını ise önemli bir eksiklik olarak değerlendiriyordu.

İmza seferberliği devam ediyor

“Öcalan’a ve bütün siyasi tutsaklara özgürlük” sloganıyla yapılan imza kampanyası doğrultusunda yapılan çalışmalar da gerek Avrupa’daki Kürdistanlılar gerekse de Kürdistani kurumlar açısından önemli bir kampanya durumundaydı. Uluslararası alanda tanınmış bazı şahsiyetlerin öncülüğünde ve ‘Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’nin desteğiyle Eylül 2012’nin başında start alan imza kampanyası halen devam ediyor. Bu etkinlik çerçevesinde örnek çalışmalar da ortaya çıktı. Kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk demeden Kürdistanlılar, farklı halkların etkinliklerine katılarak imza topladı. Her fırsatta imza toplamayı esas alan bazı Kürdistanlıların ortaya koyduğu performans, Kürdistani kurumlar tarafından takdirle karşılandı.
Şehirlerin değişik alanlarında farklı halklara mensup insanlardan bir imza almak için kurulan standlarda, Kürdistanlılar belki de saatlerce önderlerinin durumunu ve Kürt halkının haklı taleplerini anlattı; halk diplomasisinin seçkin örneklerini sergiledi.
En son geçtiğimiz Kasım ayında verilen bilgilere göre, bir milyon iki yüz bin imzanın kampanya merkezine ulaştırıldığı belirtildi. İmza vermeyenler de düşünüldüğünde, kampanya aktivisteleri Avrupa ülkelerinde neredeyse 5 milyon insanla yüz yüze görüşme ve diyalog fırsatı buldu.
Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi ve Kürdistani kurumların mevcut imza miktarını üç veya dört katına çıkarma yönündeki hedefi ve çağrısı da halen geçerli.

DİZİ ARAŞTIRMA SERVİSİ