
Nemir’in hazırladığı ‘Dünyaya Mektuplarım’ adlı 134 sayfalık kitapta, Dickinson’ın 109 şiiri yer alıyor.
Ölene dek yazar
Emily Elizabeth Dickinson (10 Aralık 1830-15 Mayıs 1886), Amerikalı kadın şair. Yaşadığı süre boyunca yaklaşık 1800 şiir yazar. 1862’de tümüyle evine kapanır ve kendisini yazmaya verir. Yaşadığı zaman sadece yedi şiiri yayınlanır. 1886’deki ölümünden sonra odasına giren kızkardeşi, ondan kalan yüzlerce şiiri bulur. Ölümünden sonraki dört yılda, yani 1890’e kadar şiirlerinin hepsi yayınlanır. 1920’lerde ABD’de en çok sevilen şairlerden olur ve ünü bugüne dek gelir.
İnzivadan hayata bakış
Evine kapandığı için o sıralarda ülkede sürmekte olan iç savaştan pek etkilenmez. İnzivadayken yazdığı şiirlerin bir kısmını, dönemin önde gelen eleştirmen ve yazarlarından Thomas Higginson’a gönderir. Higginson, şiirleri beğendiğini söyler, serbest biçim yerine daha geleneksel bir şiir anlayışına yönelmesini önerir. Ancak Dickinson, bu öneriyi dikkate almaz ve daha da içine kapanır. Arkadaşlarıyla olan ilişkilerini dahi onlara mektuplar ve küçük hediyeler gönderme yoluyla sürdürür. Yine de mektuplarında o dönemin edebiyatından kopmadığını görmek mümkün. Mektupları kişiliği hakkında da fikir sunar; canlı, mizah dolu, biraz çekingen bir kadın.
Felsefi derinlik ve şiir
Dickinson, şiirlerinde aşk ve ölüm temaları etrafında dolanır. Şiirlerinin konularını savaşta değil iç dünyasında arar. Kimi eleştirmenler, savaş yıllarının gergin havasının, onu yazmaya iten bir baskı yarattığını söyler. Çoğunlukla tek imgeye dayalı kısa şiirler yazmıştır. Asla yaşayamadığı aşkı ve kavuşamadığı sevgiliyi anlatır; ulaşamadığı başarı ve başarısızlıktan söz eder. Doğa üzerine de şiirleri vardır. Yaşamdaki öğeleri, küçük ayrıntıları, etkileyici bir dille yansıtır şiirlerinde. Kimilerine göre Yunan şairi Sappho’nun dışında hiçbir kadın onun kadar güzel şiir yazmamıştır.
Dickinson, geleneksel olandan sıyrılarak, kendi özgün tarzını yaratır. Bunu da hayatı sorgulama yoluyla ulaştığı felsefi derinlikle başarır. Uyaksızlığı, basmakalıp olmayan imgeleri ile 19. yüzyıl edebiyatının en önemli yenilikçi şairlerinden olur.
1764
En çılgın ses büyüyen,-
Kuşların sesidir baharda,
Gece hoş bir tat bırakıp giderken.
Mart'la Nisan arasındaki çizgi-
O büyük sihirli sınır
Ötesinde Yaz, nefes alsa duyulur
Yakınlıkta, kararsızlıklar
yaşamaktadır.
Bir zamanlar bizimle eyleşen
Dostları hatırlatır bir bir,
Ki ayrılığın kara büyüsüyle büyüyen
Hasretleri artık insafsızca derindir.
Yasını tuttuğumuz ne varsa
Hatıra gelir yeniden,
Ötmesin isteriz kuşlar
Sussun isteriz bu siren.
Bir kulak deşebilir bir kalbi
Bir mızrak kadar kıvrak,
Keşke kalbe bu kadar tehlikeli
Bir şekilde yakın olmasaydı kulak.
ben duramadığımdan çünkü-ölüm için-
o-benim için durdu-kibarca-
bir bizi aldı araba-
ve bir de ölümsüzlüğü...
KÜLTÜR SERVİSİ