AKP yönetimindeki Türk devletinin Cizre’de gizlemeye çalıştığı savaş suçunun izleri Dicle Nehri kıyısında ortaya çıktı. Vahşet bodrumlarında katledilenlere ait olduğu değerlendirilen çok sayıda insan uzvu Dicle’nin kıyısındaki hafriyat alanına döküldü. 

Tüm dünyanın gözleri önünde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) onayıyla Cizre’de işlenen insanlık suçu toplu katliamların ayrıntılarının netleşmesiyle vahşetin boyutu da gözler önüne seriliyor. İnsani, ahlaki ve evrensel hukuk normlarının yanı sıra kendi kanunlarını dahi ayaklarına alıp DAİŞ’ten beter bir vahşete imza atan Türk devleti, bodrumlarda katlettiği yaralıları, bina enkazlarıyla birlikte Dicle Nehri kıyısındaki hafriyat alanına döktü.

Nehrin kıyısına giden Cizreli yurttaşlar gördükleri manzara karşısında şok geçirdi. Hafriyat alanına dağılmış haldeki insana ait kol, bacak ve farklı uzuvların toplanması için kimse harekete geçmezken, halk toplayabildiği uzuvları bezlere sararak, defnetmek üzere yanlarında götürdü. Yerel kaynaklar, katliamcı güçlerin bina enkazlarını kepçelerle kamyonlara yüklediğini, buradan da Dicle Nehri’nin kıyısına boşalttığını aktardı. Enkazın arasında kullanılan bombaların parçalarının da bulunduğu bildirildi. 

Hafriyatın altında daha birçok insana ait cenaze parçası olabileceği tahmin ediliyor.


Kürt’ün hafızasına yerleşti

Kuşatmanın başından beri Cizre’de olan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız da konuyla ilgili şunları söyledi:

* Cizre’de, devletin insanlığa karşı işlediği suçlar, verili hiç bir ölçüye gelmiyor. Şimdi de çöplerden insan bedenine ait uzuvlar çıkıyor!

* Vahşet bodrumlarından iş makinalarıyla taşınarak Dicle nehrine dökülen hafriyattan insan parçaları çıkıyor.

*  İnsanlık suçu vesikası olan fotoğrafların orijinallerini yayınlamaya insanlığımız elvermedi. SAVAŞ SUÇLARI MAHKEMELERİNDE YARGILANACAKSINIZ!

* İçinde 60’ın üzerinde insanımızın diri diri yakıldığı bu bina, bir dönüm noktası olarak toplumsal hafızamıza yerleşti.


Vahşet bodrumu enkaza çevrilmiş

Cudi Mahallesi’nde katliamın yaşandığı vahşet bodrumlarının görüntüleri ortaya çıktı. Tamamen insansızlaştırılan bölgeye giren AKP medyasından Cihan Haber Ajansı muhabiri tarafından çekilen görüntülerde, özellikle vahşet bodrumlarının bulunduğu Narin Sokak’ın tamamen harabeye döndüğü görülüyor. İkinci vahşet bodrumu olarak bilinen ve 41 cenazenin çıkarıldığı binanın tamamen yerle bir olduğu görüntülerle belgelendi. 

Buradaki yaralıların günlerce ambulansın gelmesi yönünde çağrı yaptığı, ancak devlet güçlerinin saldırı ve engellemeleri nedeniyle girilemeyen bölgedeki tüm binaların ağır silahlarla ve tank atışlarıyla enkaza döndüğü, vahşet bodrumunun karşısında bulunan bir binanın ise enkazının dahi kaldırıldığı görüldü. 


Kesintisiz abluka

68. gününe giren ve bugüne kadar en az 232 Kürt’ün katledildiği ilçedeki abluka kesintisiz devam ediyor. Her ne kadar İçişleri Bakanı Efkan Ala, 11 Şubat’ta ilçedeki operasyonların tamamlandığını açıklasa da ilçe halkı üzerindeki devlet terörü sürüyor. Hiç kimsenin evinin önüne dahi çıkmasına izin verilmeyen ilçede, polisler ablukaya aldıkları mahallelerde evlere girerek, terör estiriyor. Saldırıların ilk günlerinden bu yana kapalı tutulan marketler, sadece polislerin ihtiyaçlarını karşılaması için açılıyor. Abluka altındaki iki marketten istediklerini alan polisler, markete giden yurttaşları ise gözaltına alarak, para cezası kesiyor. 

Yasak öncesi gıda stoku yapan halk, ablukanın 2 ayı aşmasıyla birlikte erzak sıkıntısı çekmeye başladı. Yaklaşık 20 bin kişinin kaldığı ve elektriklerin çoğu zaman kesik olduğu ilçede halk sınırlı imkanlarla karnını doyurmaya çalışıyor. Tüp kalmadığı için taş ocaklarda yemek yapan halk, eksiklerini birbirleriye yardımlaşarak tamamlıyor. Saldırılarda ilçenin su hattı da hedeflendiği için musluklardan su akmıyor. Halk ihtiyaçlarını kuyudan çektiği sularla gideriyor. 


 ŞIRNAK





Kimyasal kullandılar, hastanede de katlettiler 


Cizre'de katledilen Barış Gasir'in cenazesini Urfa'da teşhis eden baba Mehmet Gasir, "Kimyasal kullanmışlar ve bütün cenazeleri yakmışlar" dedi. Yeğeni Fatma Demir'i teşhis eden amca Şaban Demir ise, "Cizre Devlet Hastanesi'ne de gittim. Oraya gelen bütün yaralıları infaz ediyorlar. Özel timler doktor önlüğü giyerek yaralıları infaz ediyor" diye konuştu. 

Vahşet bodrumunda katledilen Barış Gasir ve Fatma Demir'in aileleri, 10 gündür aradıkları çocuklarının cenazelerini son olarak geldikleri Urfa'da teşhis etti. Daha önce Silopi, Şırnak ve Mardin'de çocuklarının cenazelerini arayan aileler, Urfa Mehmet Akif İnan Devlet Hastanesi Morgu'nda çocuklarının cenazelerini teşhis etti. 


10 gündür arıyoruz

Cizre'nin Nur Mahallesi'nde yaşayan ve sokağa çıkma yasakları başladıktan sonra ailesi ile beraber devlet teröründen kaçtıklarını söyleyen Mehmet Gasir, "Oğlum Barış bizimle beraber kentten çıkmadı. Barış daha 16 yaşındaydı, yasak sürdüğü için ne onun bize gelmesine izin veriyorlardı ne de bizim girmemize izin verildi" dedi. Oğlu Barış'ın sivil ve çocuk olduğunu hatırlatan Baba Gasir, "Katliam yapıldıktan sonra 3 gün boyunca Silopi'de çocuklarımızın cenazesini almayı bekledik. Oradan Mardin'e geçtik. Katledildiği yetmiyormuş gibi 10 gündür de oğlumuzun cenazesini arıyoruz. Son olarak Urfa'ya geldik oğlumuzun cenazesini burada bulduk" diye konuştu. 


'Kimyasal ile yakmışlar'

Barış ve diğer sivillerin vahşet bodrumunda kimyasal gazla yakılarak katledildiğini söyleyen baba Gasir, devam eden yasaktan kaynaklı cenazeyi memleketi Cizre'de değil Çavuşköy köyünde defnedeceklerini söyledi. Gasir, "Allah katillerin ve hainlerin belini kırsın. Hepsinin sonu aynı olsun. Kimyasal kullanmışlar ve bütün cenazeleri yakmışlar. Tanınamayacak durumda" dedi.


Yaralıları katlettiler 

Cizre'de katledilen Muğla Üniversitesi öğrencisi Fatma Demir'in amcası Şaban Demir ise yeğeninin bir arkadaşı ile beraber Cizre halkına destek için gittiğini ama Türk devleti tarafından katledildiğini belirtti. Demir'den en son 9 Şubat'ta haber aldığını, sonrasında ise özel timler tarafından katledildiğini dile getiren amca Demir, "Onları evde mi yoksa hastanede mi öldürdüler, bilmiyoruz. Bildiğim tek şey onları canlıyken bulup infaz ettiler. Ben Cizre Devlet Hastanesi'ne de gittim. Oraya gelen bütün yaralıları infaz ediyorlar. Cizre Devlet Hastanesi'nde özel timler doktor önlüğü giyerek, hastaneye getirilen yaralıları infaz ediyorlar" diye ifade etti. 


'Onlarla başımız dik'

Sivil silahsız Kürtlerin vahşet bodrumlarında katledildiğini belirten Demir, Fatma ve arkadaşlarının sadece kendilerinin değil Kürdistan halkının şehidi olduğunu vurgulayıp ekledi: "Bizim onlarla başımız dik."


Ürek ailesine gösterilmedi

Antep’e getirilen 20 cenaze içinde kendi çocuklarının olabileceği ihtimali üzerine Antep Cumhuriyet Savcılığı‘na başvuran Ürek ailesinin talebi reddedildi. 

Tanınmayacak durumda olduğu belirtilen 16 cenazeyi göstermeyen savcılık, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboskî köyünden gelen Ürek ailesine, sadece 4 cenazenin fotoğraflarını göstermekle yetindi.

Urfa’daki cenazeler arasından Yunus Meral’ı teşhis eden ailesi, cenazeyi alarak defnetmek üzere Bingöl’ün Genç ilçesi Yayla köyüne götürdü.


20 aile daha Silopi’ye geldi

Silopi’deki geçici ATK’de bekletilen 55 cenazenin teşhis için 20 aile daha ilçeye geldi. 

Habur Sınır Kapısı’ndaki geçici Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) bekletilen cenazeleri teşhis işlemleri sürüyor. Habur’daki ATK önüne gelen 20 ailenin içinde Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un ailesi de bulunuyor.