
Özgürlük Kuşağı Rojava 8. BÖLÜM
Tarihi Kobanê Direnişi’yle büyük yenilgi alan DAİŞ çetelerine en büyük darbe ise Girê Sipî’de (Tel Abyad) indirilecekti. Direniş döneminde “Kobanê düştü, düşecek” ifadelerine karşı herkesin hayali olan Girê Sipî’nin özgürleştirilmesi aynı zamanda DAİŞ‘in nefes borusunun kesilmesi anlamını taşıyordu. Mayıs ayı içerisinde başlatılan hamleyle birlikte tarihi bir zaferin yaşandığı Girê Sipî, Cizîrê ve Kobanê kantonlarının buluştuğu bir nokta oldu. Girê Sipî hamlesinde yer alan Burkan El-Fırat Ortak Operasyon Odası Sözcüsü Şervan Dervîş, “Girê Sipî’de yenilen sadece DAİŞ değildi, onların siyasi kanatları da yenildi” dedi. Girê Sipî zaferini hazmedemeyenler ise sinsi bir şekilde DAİŞ‘in Kobanê’de 238 sivil Kobanêliyi katletmesine ortak oldu.
Tarihi Kobanê Direnişi’nin ardından Cizîrê bölgesinde DAİŞ’e karşı büyük bir operasyon başlatılmış ve YPG-YPJ güçleri birçok alanda başarılı eylemler gerçekleştirmişti. Bu operasyonların varacağı nokta ise Kobanê’ye dönük saldırılarda DAİŞ tarafından merkez olarak kullanılan Girê Sipî (Tel Abyad) hattıydı. YPG-YPJ’nin Girê Sipî’ye dönük özgürleştirme hamlesi başlatacağı, daha Kobanê Direnişi döneminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kobanê düştü, düşecek” söylemini kullanmasından birkaç gün sonra Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan’ın “Kobanê düşmeyecek, Tel Abyad düşecek” ifadesinde gizliydi. O dönem birçok kesim tarafından “hayali” olarak değerlendirilen Girê Sipî’yi özgürleştirme hamlesi, daha Kobanê zaferi bir yılını doldurmadan yaşanmış olacaktı ve Rojava topraklarında tarihi bir zafer daha yazılacaktı insanlık adına.
DAİŞ’e darbe üstüne darbe
Kobanê’de 134 gün süren kuşatmada bozguna uğrayan DAİŞ çetelerine karşı Kobanê’nin üç cephesinde operasyonların devam ettiği dönemde DAİŞ’in yenilgi üstüne yenilgi yaşadığı bölgelerden biri de Cizîrê ile Kobanê kantonları arasında kalan bölgelerdi. DAİŞ bu bölgedeki ilk yenilgiyi, Til Hemis’te yaşadı. Hesekê’nin 76 km kuzeydoğusunda, Qamişlo’nun da 41 km güneyinde bulunan Suriye-Rojava’ya geçişin ana merkezi durumundaki Til Hemis’i özgürleştirmek için ilk operasyon, 5 Ocak 2014’te yapılmıştı. Ancak operasyona çıkan 45 YPG savaşçısı, hava şartlarının hesaplanmaması, bazı yerel güçlerin karşıt pozisyonda olması ve yeterli hazırlıkların olmaması nedeniyle girdikleri çatışmada şehit düştüler. Bu büyük kayıptan sonra Til Hemis’in alınması YPG’nin temel hedeflerinden biri oldu. Yine Til Hemis’in DAİŞ’ten kurtarılması demek, Qamişlo’nun güney cephesine, Hesekê ile Qamişlo arasındaki yolların bir bölümüne, Hesekê’nin güneyindeki yerleşim bölgelerine, Irak-Suriye sınırındaki geçişlere, Şengal-Hesekê arasındaki trafiğe de hakim olmak demekti. Bu stratejik bölgenin alınması kaçınılmazdı ve 2015’in Şubat ayının sonlarına doğru buraya dönük kapsamlı bir operasyon başlatıldı. Operasyon yaklaşık bir hafta sürdü ve bir hafta sonrasında YPG-YPJ’nin direnişiyle bu bölge çetelerden temizledi. Bölge halklarının talebi üzerine gerçekleşen operasyonda Arap aşiret milisleri ve Süryani birlikleri de aktif yer almıştı. Operasyonla birlikte Cizîrê Kantonu’nun sınırları içerisinde DAİŞ çetelerinin üs olarak kullandığı Til Hemis, artık YPG’nin denetimine geçmişti.
Til Berak, Til Temir ve Kizwan zaferleri
Til Hemîs’in özgürleştirilmesinin ardından sırada Til Berak vardı. Til Hemis’teki çatışmaların başladığı dönemde DAİŞ çeteleri yoğunlukla Asuri, Süryani ve Keldani halklarının yaşadığı Xabûr suyunun kenarındaki Til Temir’e de saldırmış ancak burası da bir süre sonra YPG tarafından çetelerden temizlenmişti. Mayıs ayı geldiğinde artık DAİŞ’e karşı büyük ve kapsamlı bir hamlenin gerçekleştirilmesinin zemini de doğmuştu. 6 Mayıs günü başlatılan “Komutan Rûbar Qamişlo Hamlesi”, Rojava ve Suriye halkları için tarihi bir zaferin de ilk adımı oldu. Hamlenin 15. gününde çetelerin merkezi yerlerinden biri olan Alya bölgesindeki yüzlerce köy ve Kizwan (Ebdulezîz) Dağı da çetelerden özgürleştirilirken, DAİŞ çetelerine darbe üstüne darbe vuruluyordu. Bu bölge, çetelerin Suriye ve Irak arasındaki merkez üssü konumunda olmanın yanı sıra temel takviye yolu olma özelliğine de sahipti. Yine Girê Sipî ve Serêkaniyê arasındaki bölgeye, başka bir tanımla Kobanê ve Cizîrê arasındaki bölgeye konumlanan DAİŞ için en önemli alandı.
Halkların özgürlük operasyonu
Özgürlük operasyonuna YPG/YPJ güçlerinin yanı sıra Arap aşiret güçlerinden oluşturulan Senedit Güçleri, Süryani Askeri Meclisi (MSF), Süryani Asayiş Güçleri (Sutoro), Asuri asayiş güçleri (Natoro), Asuri ve Keldanilerin yerel gücü olan Zêrevanên Xabûr ile Burkan El Fırat Güçleri’nin bileşeni olan Liva Tevhid grubunun katılması, Cizîrê halklarının bu operasyona verdiği anlamı gösteriyordu. Halk bir bütün olarak bu hamlenin içerisinde yer alırken 7’den 70’e halktan insanlar hamleye katılarak desteğini sundu.
Girê Sipî’de Kürt göçü yaşanmıştı
Adım adım Girê Sipî hamlesine doğru yol alınıyordu. Suriye devrimi başladıktan sonra Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve YPG/YPJ güçlerinin denetim sağladığı Girê Sipî’ye BAAS’ın Sünni yüzü olan bazı ÖSO grupları daha sonra El Kaide bağlantılı, Türkiye destekli El Nusra Cephesi’ni “cihatçı kardeşlerimiz” diyerek davet etmişti. Yüzde 40’ı Kürtlerden oluşan Girê Sipî’ye giren El Nusra çeteleri, ÖSO gruplarıyla anlaşarak önce Kürtlerin örgütlenme yeri olan Mala Gel’i havaya uçurdu, ardından da ilçedeki Kürtleri göçe zorladı. Aynı El Nusra daha sonra kendilerini ilçeye davet eden ÖSO gruplarını da tasfiye etmişti. DAİŞ ile El Nusra arasındaki çelişkiler derinleştikten sonra da ilçe, DAİŞ’e bırakılmıştı.
DAİŞ’in şah damarı kesilecekti
Kizwan Dağı’nın özgürleştirilmesinden sonra “Komutan Rûbar Qamişlo Hamlesi”nin yönü Cizirê Kantonu’nun batısı ile güneybatısına dönmüştü. Sêrêkaniyê’nin batısında bulunan ve işgalci çetelerin askeri üs olarak kullandığı Mebruka’nın da alınmasından sonra artık Girê Sipî’nin kapısına dayanılmıştı. YPG/YPJ savaşçıları doğuda ilerlerken Kobanê tarafından ise Burkan El Fırat, Girê Sipî’ye bir operasyon başlatmıştı. Operasyona Kobanê’deki YPG/YPJ güçleri de “Şehit Gelhat Cûdî Operasyonu” ile destek veriyordu. “Kıskaç Operasyonu” ile ilerleyen her iki kantondaki güçlerin Girê Sipî’de buluşmasına ramak kalmıştı. Serêkaniyê’nin 30 kilometre batısından başlayan ve Girê Sipî ile Rakka arasındaki hat, DAİŞ’in başından beri en çok konumlandığı ve devrime saldırdığı alandı. Yine Akçakale Sınır Kapısı üzerine DAİŞ‘in lojistik ihtiyaçları başta olmak üzere her türlü eleman desteği, bu bölge üzerinden Rakka’ya ve diğer alanlara ulaştırılıyordu. YPG tarafından birçok alanda bozguna uğratılan çeteler için Girê Sipî, deyim yerindeyse şah damarı niteliğindeydi. Hamlenin batı kolu önce Mebrûka, sonra Siluk ve son olarak Girê Sipî’ye ulaşacaktı.
Zafer DAİŞ ve destekçilerini dumura uğrattı
Girê Sipî, ağırlıkta Arapların yaşadığı bir bölge olmasına rağmen Kürt, Türkmen ve Ermenilerin de yaşadığı bir merkezdi. Burası 2013 yılından itibaren DAİŞ’in işgalinde olan bir merkez olurken, kentin birçok noktası da DAİŞ tarafından işkencehaneye dönüştürülmüştü. YPG/YPJ ve Burkan El-Fırat Güçleri’nin Girê Sipî’ye dayanmasıyla birlikte Türkiye’de de kara propaganda süreci başlatılacaktı. Kobanê’nin düşüşünü hayal edenlerin Girê Sipî’nin düşüşüne tanık olmaları elbette bu kara propagandanın temel nedenleri arasındaydı. Ancak Rojava halkları açısından Girê Sipî’nin özgürleştirilmesi birçok tarihi sonucu da beraberinde getirecekti. Bunlardan en önemlisi de Kobanê ve Cizîrê kantonlarının birleşmesiydi. Yine yıllarca “Arap Kemeri” politikasıyla ötekileştirilen halkların “özgürlük kuşağında” eşit temellerde bir araya gelmesi de bunun bir sonucu olacaktı. DAİŞ ve onun destekçileri için ise baş aşağı gidişin başlangıcı olacaktı.
Komutan Rûbar’ın hayalleri gerçekle buluştu
Tarih 15 Haziran’ı gösterdiğinde artık YPG/YPJ’nin de içerisinde yer aldığı Burkan El-Fırat Güçleri, Girê Sipî’nin dört bir yanını kuşatmış, kentin önemli noktalarında çatışmalar başlamıştı. Akşam saatlerine doğru ise hamleye ismini veren komutan Rûbar’ın hayalleri gerçekleşiyordu ve aylarca DAİŞ zulmünün estiği kent artık bu çetelerden arındırılmıştı. İkinci Kobanê Zaferi olarak da adlandıran bu zafer, Kürt halkının Rojava’daki en büyük kazanımlarından birisi olurken, 16 Haziran’da Kobanê ve Cizîrê’den gelen savaşçılar, kent merkezinde düzenlenen askeri törenle buluşmuş, Kobanê ve Cizîre kantonları birleşmiş, Dicle’den başlayan özgürlük yürüyüşü Fırat’la buluşmuştu.
‘Girê Sipî’de DAİŞ’in siyasi kanatları da yenildi’
Girê Sipî zaferini değerlendiren ve hamlede de yer alan Burkan El Fırat Ortak Operasyon Odası Sözcüsü Şervan Dervîş, “Girê Sipî’de yenilen sadece DAİŞ değildi, onların siyasi kanatları da yenildi” dedi. Dervîş, Girê Sipî’yi özgürleştirmelerinin birinci anlamı ve öneminin DAİŞ’in beslendiği kanalı kesmek olduğuna dikkat çekerek, “Bu Cizîrê ile Kobanê kantonlarındaki güçlerimizi birleştirmekten önce geliyordu. Hepimiz biliyoruz ki DAİŞ’e dışarıdan gelen destek Türkiye üzerinden buradan geliyordu. Yine petrol sevkiyatı da buradan yapılıyordu. Girê Sipî’nin özgürleşmesiyle DAİŞ’in yaşam damarlarından biri kesildi, orada beli kırıldı, diyebiliriz. Oradan DAİŞ’e gelen sevkiyata dair elimizde yeterince somut veri vardı” ifadelerini kullandı.
Hayıflananların başını Türkiye çekiyor
Dervîş, “Görüntüde DAİŞ olmayan ama perde gerisinde DAİŞ ile aynı zihniyeti paylaşanlar da yenildi. ‘DAİŞ niye yenildi?’ diye hayıflananların başında Türkiye ve Suriye muhalefeti geldi’ diyerek cephe gerisindeki güçlere işaret etti.
Hamlede Araplar da vardı
Girê Sipî’nin özgürleştirilmesinin ardından bu zaferin kimi çevreler tarafından karalanmak istendiğini de anımsatan Dervîş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Girê Sipî’nin özgürleşmesinden sonra oraya çok sayıda gazeteci ve insan hakları savunucusu geldi. Bunların hiçbiri öyle bir iddiayı ortaya atmadı. Eğer ki söylendiği gibi bir ‘etnik temizlik’ yapılmışsa bu gelenler de bunu görmeyerek ortak mı oldular? Varsa ispatları ortaya koysunlar. Mesela şimdi Kobanê’nin yüzlerce köyü hala boş. Savaşın bir sonucu da göçtür. Göç edenler de bundan dolayı göç etti. Biz kimseyi çıkarmadık. Savaş bitince çoğu da geri döndü. Örneğin şimdi Suriye’de 13 milyon insan yerini yurdunu terk etmiş. Bunların hepsini Burkan El Fırat mı göçertti? Bölgede inceleme yapmaları için Birleşmiş Milletler, UNICEF, insan hakları örgütleri ve herkese kapıları açtık. Ama Suriye muhalefetinin oluşturduğu heyete izin vermediğimiz doğru. Çünkü o heyette yer alanlar bundan bir sene önce bizzat Girê Sipî’nin çocuklarını yakalayıp DAİŞ‘e teslim etti. Girê Sipî halkına bu ihaneti yapanlar neyi ortaya çıkaracaklar? Bunu Kürt-Arap savaşı olarak gösterme çabasından olanlara diyoruz ki, Girê Sipî’yi özgürleştirme operasyonunda yer alan Burkan El Fırat gücünün yarısı zaten Arap’tır. Bunlar gidip ailelerini mi öldürdüler? DAİŞ eskiden vahşetini Müslümanlar ile kafirlerin savaşı olarak gösteriyordu. Şimdi de Kürt-Arap savaşı olarak göstermeye çalışıyor.”
Hazmedemeyenler katliamı devreye koydu
Girê Sipî zaferi dünyada geniş yankı uyandırırken DAİŞ çetelerinin destekçisi “etnik temizlik” safsataları ile bunu karalamanın peşine düşerken, Türk yetkililer 400 kilometreye ulaşan “özgürlük kuşağı”nı hazmedemiyor, PYD ve YPG’yi hedef gösteren açıklamalar yapmaya başladı. “PYD DAİŞ’ten daha tehlikeli” manşetleri atan yandaş yayın organları, DAİŞ’in insanlığa karşı işlediği suçları görmezden gelerek çeteleri bozguna uğratanları “terörist” ilan ediyordu. Zaferin ardından geliştirilen bu söylemlerin vardığı nokta ise Kobanê’deki katliam oldu. Girê Sipî’de yenilen DAİŞ ve destekçileri, bunun “intikamını” almak için 25 Haziran günü Türkiye sınırını da kullanarak Kobanê’ye sızdı. Kente giren yaklaşık 80-90 kişilik çete grubu, çoluk çocuk demeden önüne gelen tüm sivilleri katlederek Kürt halkının tarih boyunca yaşadığı katliamlara bir yenisini ekledi. YPG kıyafetleri giyerek kente sızan çeteler, çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 238 kişiyi vahşice katletti. Katliamın ardından açıklamada bulunan Kobanê Kantonu Yürütme Meclisi Başkan Yardımcısı Xalid Berkel’in “Katliam, Girê Sipî zaferini hazmedemeyenlerin planıdır” açıklaması, katliamın kimler tarafından desteklendiğini de ortaya koyuyordu.
Berkel, “Girê Sipî’nin alınmasıyla, Kobanê ile Cizîrê Kantonu arasında açılan koridor ile çılgına dönmüşlerdi. Kobanê’nin düşmemesi, halkın geri dönmesi ve hayatın normale dönmesi, tüm planlarını alt üst etmişti. Özellikle Kobanê’de büyük bir hezimete uğrayan çetelere ardından da Girê Sipî’de yaşatılan yenilgiyle her seferinde intikam nutukları atmaya başladılar. Fakat bu intikamları YPG/YPJ savaşçılarına yönelik değil, sivil halka yönelik oldu” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin bu katliamda payının olmadığını kanıtlaması gerektiğini söyleyen Berkel, “Aksi taktirde çetecilerin lojistik destekçisi konumunda var olmaya devam edecekler. Komşuluk ilişkisi bu değildir. Komşuluk ahlakına uygun değildir. Daha bu terör saldırısını kınamış değiller. Türk devletinden istediğimiz tek şey, komşuluk görevlerini yerine getirmesidir” ifadelerini kullandı.
YARIN: Rojava Devrimi, kadın emeğiyle yaratıldı
HAYRİ DEMİR/ERSİN ÇAKSU / DİHA/KOBANÊ