ALMANYA SEÇİYOR BÖLÜM - 1


Hazırlayan: NİHAL BAYRAM


Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak seçimler için son haftaya girildi. Federal Parlamento’da 64 milletvekili bulunan Sol Parti de 193 milletvekili adayı ile seçimlere giriyor. Adayları arasında 13 Türkiye ve Kürdistanlı’nın yer aldığı Sol Parti’nin Baden-Württemberg’de 3. sıra adayı olarak gösterdiği isim ise Gökay Akbulut. 34 yaşındaki siyasetçi uzun yıllardır Mannheim’da hem parti hem de belediye meclisi bünyesinde hizmet veriyor. 

Seçim bölgesindeki tek kadın ve tek göçmen aday olan Kayseri Kürtlerinden Akbulut’un seçilme ihtimali yüksek görülüyor. “Özellikle ikinci oy Zweitstimme’ sonuçları önemli” diyen Akbulut ekliyor: “Türkiye’de ve Kürdistan’daki gelişmelerden dolayı Sol ile dayanışma çok önemli. Seçimlerde ne kadar iyi bir sonuç alırsak dayanışmayı o kadar güçlendirebiliriz. Seçim hakkı olan herkes oyunu kullanmalı. Verilen her bir oy bizim için önemli.”

Sol Parti’nin 35 kadın milletvekili ile Federal Parlamento’da Yeşiller Partisi’nden sonra en fazla kadın milletvekili olan parti olduğu, bunun da toplam sayının yüzde 55’e tekabül ettiğini hatırlatan Akbulut, Kürdistanlı ve Türkiyeli seçmenleri de “Sosyal, Eşitlik, Barış, Herkes için” sloganıyla yürüttükleri seçim kampanyasına destek için sandık başına gitmeye davet etti.

Kürt, Alevi ve sosyalist siyasetçi Gökay Akbulut ile 24 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek Almanya genel seçimleri, göçmenler ve Kürtlerin siyasetteki yeri, hükümetin göçmen politikası, Kürtlere yönelik yasaklar, Türkiye-Almanya ilişkileri, Sol Parti ve milletvekilliği adaylığına ilişkin konuştuk. 


Almanya’da göçmenlerin siyasi partilere ilgisi nasıl?

Almanya’da 18,6 milyon göçmen yaşıyor. Bunların yarısı Alman vatandaşı. Siyasi partilere yönelik ilgileri ise farklı. Almanya’da Emnid Kamuoyu Araştırma Ensitüsü’nün güncel bir araştırmasına göre Alman Sosyal Demokrat Parisi (SPD) yüzde 40,1; Yeşiller Partisi (Die Grünen) yüzde 13.2; Alman Sol Partisi (Die Linke) yüzde 11,3 oranda göçmenlerin oylarını alıyor. Hıristiyan Demokrat Birliği (CDU) ve Hıristiyan Sosyal Birliği (CSU) yüzde 27,6 oranda daha çok Alman göçmenler (Almanya’dan savaş döneminde göç etmiş ve geri dönmüş kesim) ve Güneydoğu Avrupalılardan oy almakta.

Göçmenlerin çoğunluğu kendi kurumlarında örgütlü ve aktifler. Toplumsal alanlarını, kendi kültürünü ve dilini koruma birçok göçmen örgütü için en önemli hedef. Tek taraflı uyum politikasına (ki bu politika genelde asimilasyon ile sonuçlanıyor) karşı kurum içerisindeki çalışmalar çok önemli. Alman partilerine katılım geçmişten günümüze oransal olarak yükselmiş, ama yetersiz. 

 Birçok uluslararası etkinlik -1 Mayış İşçi Bayramı veya Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi- gün geçtikçe daha çok ortak eylemler ve aktivitelerle kutlanıyor. Birçok göçmen kurumu, Göç Meclisleri üzerinden siyasetin şekillenmesinde yer almaya çalışıyor. Göçmen kurumları ayrıca kültürel ve spor alanları ile mülteci çalışmalarında da yer alıyorlar. Fakat Almanya’da doğrudan partilere üye olma, yer alma veya partilerin etkinliklerine katılma konusunda zayıflar. 


Göçmenlerin özellikle de Kürtlerin siyaset içindeki temsil düzeyinin zayıf olmasının nedenleri nedir?

Almanya’da onlarca yıl boyunca göçmenleri dışlayarak yürütülen yanlış göç ve uyum politikası da elbette oluşan bu tabloda etkili. 2000’li yıllarında itibaren uyum bakanlıkları kuruldu ve göç toplumu konu edilmeye başlandı. Günümüzde metropollerin işçi semtlerinde yüzde 40-70 oranda göçmenlerin yaşadıkları kent mahalleleri oluştu. Yoksulluk, işsizlik ve perspektifsizlik bu mahallelerde günlük yaşamı belirliyor. Bu da başarısızlığa uğrayan göç politikasının sonucudur.

Bu tabloda göçmenlerden kaynaklı yönler de var kuşkusuz. Çeşitli araştırmalara göre göçmenler hem Federal Mecliste, hem de eyalet ve yerel meclislerde azınlıkta kalıyor. Almanya’da farklı ülkelerden gelen yaklaşık 1 milyon Kürt yaşıyor. Alman partilerinde ve sendikalarında katılım ve temsiliyeti zayıf. 

Bunun çeşitli nedenleri var. Yetişkinlerdeki Almanca eksikliği, genç nesilde pasiflik temel sorun. Dışa açılmakta zorlanan bir siyasal kültür de var. Alman siyasetindeki ve toplumundaki sorunlara ve gelişmelere ilgi de çok zayıf. Yaşadığımız kentin sorunlarıyla ilgilenmiyoruz. Yükselen kiralar, çocukların eğitim sorunları, işsizlik ve dıştalanma ikinci sırada yer alıyor. Sendikalar, sosyal kuruluşlar veya partiler ile ilişki ve ortak çalışma çok zayıf. Bu durum bir izolasyona götürüyor. 

Diğer bir faktör ise PKK yasağının Kürtler ve Kürt kurumları üzerindeki etkileri/yarattığı sonuçlar. Basın ve siyasette krimanilize edilen Kürtler bir güvenlik sorunu olarak lanse ediliyor. Kürt siyasetçiler farklı partilerde yer alıyor. Sol Parti içerisinde geçmişte birçok Kürt siyasetçi farklı parlamentolarda aktiflerdi. Gelecekte kesinlikle başkaları da yer alacaktır.


Almanya’nın temel sorunlarına yönelik halihazırda parlamentoda olan partilerin politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Temel eleştirileriniz nelerdir?

Federal Parlamento’daki partiler acil olan toplumsal sorunlara çözümler sunmuyorlar ve hatalı siyasetlerini devam ettiriyorlar. Bu da toplumun giderek ayrışmasına yol açıyor. Almanya ekonomik açıdan çok güçlü bir ülke olsa da, 13 milyon insan yoksulluk içinde yaşıyor. Bir çok işçinin maaşı düşük, emekli maaşları yaşlılıkta yoksulluktan korumuyor, kiralar yükseliyor ve yaşam standardı düşüyor. Alt yapı yatırımları eksik. İnsanlarda her gün daha çok gelecek kaygısı gelişiyor. Sağ partililerin güçlenmeleri artan belirsizliklere bağlıdır. Almanya’da ve Avrupa’daki neoliberal siyaset son 20 yılda toplumun orta kesiminin zayıflamasına yol açtı.

Yoksulluk ve zenginlik arasındaki uçurum daha da büyüyor. Gençler arasında işsizlik birçok Avrupa ülkesinde yükseliyor ve Avrupa Birliği düşüncesi zayıflıyor. Avrupa Birliği çok yönlü bir kriz içerisinde. Yunanistan krizi, Brexit, sağın ilerlemesi vb. sistem krizinin sonucudur. Rekabete dayalı kapitalist düzen bir krizden diğer krize sokuyor. Federal hükümetin hegemonyal siyaseti bu krizlerin sorumlularından biridir. Pazarlanabilir, pazarlığa açık demokrasi giderek banka ve ekonomiden etkileniyor. Almanya, dış siyasetinde kendini yeni askeri güç olarak öne çıkmak istiyor. 

Federal Almanya Silahlı Kuvvetler (Bundeswehr) modernize edilip, genişletilmesi gerekiyormuş. Devamlı olarak silahlar tüm dünyaya ihraç edilecek. Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi otoriter rejimler ile ortak çalışma devam edecek.

 

Merkel hükümetin Kürt sorununa yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sol Parti gibi ben de, Federal Hükümetin Kürt siyasetini eleştiriyoruz. Kürt sorununda bir değişim/dönüşüm talep ediyoruz. Federal Hükümetin AKP rejimi ile olan askeri ve güvenlik politikasındaki ortaklığı sonlandırılmalı. Tutuklu olan HDP milletvekillerinin, belediye başkanlarının, gazetecilerin ve diğer siyasi tutsakların derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. Türk ordusunun Kürdistan’daki askeri operasyonlarının sonlandırılmasını talep ediyoruz. Federal Hükümetin kriminalizasyon politikaları sonlandırılmalı. Kürt kurumların ve örgütlerin sembollerinin yasaklanmaları anti-demokratiktir ve AKP rejimine destektir.


Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’daki seçimlere ilişkin yaptığı çağrı seçmenleri etkiler mi?

 Erdoğan’ın Almanya’daki etkisini göstermek için Federal Hükümet’e yönelik yeni bir provokasyonu olduğunu düşünüyorum. Onu destekleyenlerden seçimleri boykot etmeleri ve ‘önderlerine’ uymaları isteniyor. Bu, AKP rejiminin anti-demokratik zihniyetini gözler önüne seriyor. Seçim çalışmalarımızda sürekli AKP yanlılarına rastladık. Kısa görüşmeler ardından onlar ile konuşmaktan vazgeçtik, çünkü objektif bir tartışma mümkün olmuyor.


Peki Sol Parti’yi farklı yapan nedir? Sizin, bahsettiğiniz sorunlara ilişkin çözüm projeleriniz neler?

Sol Parti enternasyonalist ve anti-kapitalist bir partidir. Kararlı bir şekilde adil bir sosyal düzen için mücadele ediyor. Tüm insanların katılım sağladıkları dayanışma, çok kültürlü toplum, Almanya’da ve Avrupa’da demokrasi ve barışın gelişmesi için yaşamsaldır. Sol Parti tüm bu sorunlara sol alternatifler ve cevaplar sunmaktadır. “Sosyal, adil, barış herkes için!” seçim sloganı ile 87 sayfalık seçim programı üzerinden konseptler ve cevaplar sunuluyor. Sosyal ayrışmaya, sağın büyümesine, militarizme  karşı güçlü bir çizgi günümüzde çok önemlidir.


Seçmenlerden gerekli desteği gördüğünüze inanıyor musunuz? Bu seçimlerde geçmiş seçimlere göre bir oy artışı söz konusu olabilecek mi?

Güncel olarak Sol Parti anketlerde yükselmiş; yüzde 9 ile 10 arasıdır. Hedefimiz yüzde 10’a ulaşmak. Genç insanlar tarafından, çoğunluğu üniversite öğrencileri, akademisyenler ve yoksullukla, işsizlik ile karşı karşıya kalan insanlardan çok destek alıyoruz. Son seçimler ile karşılaştırdığımızda Sol Parti daha çok ilgi kazanmakta. Doğuda partimiz geleneksel olarak daha güçlü. Batıda ise parti yapısının inşası ve daha fazla üyelik gerekiyor. Kendi seçim bölgemde tek kadın ve tek göçmen olarak aday olduğumdan dolayı bana ulaşan çok sayıda olumlu yorum var; iyi bir sonuç çıkmasını umut ediyorum.

 

 Göçmenler, kadınlar, gençler, özellikle de Kürtler Sol Parti’ye neden oy vermeli?

Sol Parti daha çok sosyal eşitlilik talep eden ve göçmenlerin hakları için mücadele eden tek parti. Seçim programımızda tüm göçmenler için seçim hakkı ve mültecilerin oturum hakkını talep ediyoruz. Göçmen kadın ve gençlerin yaşadıkları dezavantajlar çok fazla. Bizler insanların iyi bir geleceklerinin olması için iyi meslek ve iş şartları talep ediyoruz. “Almanya için Alternatif” (Alternative für Deutschland – AFD) partisine karşı ve günümüzde çoğalan ırkçılığa karşı aktif olarak sokaklarda ve birleşimlerde yer alıyoruz.

Sol Partisi Federal Parlamento’da en yüksek kadın milletvekili sayısına sahip olan partilerdendir. Kararlı bir eşitlik politikası bizim için çok önemli. Siyaset artık erkek egemen bir alan olmamalı.

Devamlı olarak Federal Parlamentoda ve diğer alanlarda PKK yasağının kaldırılmasını, Türkiye’deki HDP ve diğer muhalif güçler ile dayanışmayı talep ediyoruz. Sol Parti, Rojava’daki devrimi destekliyor. Geçmişte Sol Parti çok sayıda delegasyon oluşturdu ve dayanışma eylemleri gerçekleşti. En son Sol Parti HDP milletvekilleri ile kardeş-vekillik kampanyası gerçekleştirdi. Bu kampanyaya başka partilerin milletvekilleri de katıldı.


‘Zweitstimme’ oyları önemli

Neden milletvekilliğine aday oldunuz?

Yıllardır siyasetin içerisinde yer alıyorum. Türkiye’de ve Kürdistan’daki siyasi gelişmelere karşı da ilgim büyüktü. Kapitalizm eleştirisi ve Sol’un Kürdistan ile dayanışmasından dolayı, 2007 yılında bir üniversite öğrencisi olarak Sol Parti’ye üye oldum. Eyalet yönetiminde yer aldım ve 2014 yılından bu yana Belediye Meclisi’ndeyim. Parti içindeki ve yereldeki siyasi çalışmalarımdan dolayı destek aldım. Birçok alanda kendimi geliştirebildim.

 

Sol Parti’nin Baden-Württemberg eyaletinden 3. sıra adayısınız. Seçilme ihtimaliniz nedir?

Sol Parti’nin Baden-Württemberg eyaletinde şu an 5 milletvekili var. Ben aday listesinin üçüncü sırasında yer aldığım için seçimlerde iyi bir yerde olduğumu söyleyebilirim. Bizler için özellikle ikinci oy ‘Zweitstimme’ (ikinci oy) sonuçları önemli.


 Seçildiğiniz taktirde öncelikle yapmayı planladığınız çalışmalar nelerdir?

Bu, Federal Parlamento’da hangi komisyona gireceğime bağlı. Benim ağırlık verdiğim alanlar eğitim, göç ve kadın siyaseti. Komisyonlardan bağımsız kendi seçim bölgemde ve Baden-Württemberg eyaletinde parti yapılarını güçlendirmek için çalışacağım, göçmen kurumlar ile ortak çalışmaları güçlendireceğim. Seçim bölgemde yaşayan insanların sorunları benim için çok önemli. Bunun yanında Kürdistan dayanışması siyasi çalışmalarım içerisinde yer almaya devam edecek.

 

Seçimde son haftaya girildi. Çalışmalarınız nasıl gidiyor, ne tür tepkiler alıyorsunuz? 

Şu an seçimin en hareketli bölümündeyiz. Zaman hızlı geçiyor. Mannheim merkezinde ve semtlerinde çok sayıda bilgilendirme stantımız var. Birçok seçim afişleri asıldı ve seçim materyalleri dağıtıldı. Ev ziyaretleriyle seçim çalışmasını da yürütüyoruz, birçok parkta ve kamuoyuna açık alanlarda da çalışma yürütüyoruz. 24 Eylül’e kadar elimizden geldiği kadar çok sayıda insana ulaşmaya çalışıyoruz. Ayrıca Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin Mannheim’de Sahra Wagenknecht ile gerçekleştirdiğimiz etkinliğimize güçlü katılımlar oldu.

 

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz? Sandığa gitmek, oy kullanmak ve Sol Partiye destek vermek neden önemli?

Türkiye’de ve Kürdistan’daki gelişmelerden dolayı Sol ile dayanışma çok önemli. Seçimlerde ne kadar iyi bir sonuç alırsak dayanışmayı o kadar güçlendirebiliriz. Seçim hakkı olan herkes oyunu kullanmalı. Verilen her bir oy bizim için önemli.


SEÇİMLERE DOÐRU

42 parti 4 bin 828 aday

* Almanya’da toplam 61,5 milyon seçmenden 31,7 milyonunu kadın, 29,8 milyonunu erkek seçmenler oluşturuyor. Üç milyon seçmenin ilk kez oy kullanacağı 24 Eylül genel seçiminde 42 siyasi parti 4 bin 828 aday ile seçmenin karşısına çıkıyor. 

* Parlamento seçiminde oy kullanma hakkına sahip yaklaşık 720 bin Türkiyeli Alman vatandaşı bulunuyor. Almanya’daki toplam seçmenin yüzde birinden biraz fazlasını Türkiye kökenliler oluşturuyor.

* Alman seçim sistemine göre 598 parlamenterin seçilmesi gerekiyor ve seçmenlerin iki oyu bulunuyor. Birinci oyla, parlamenterlerin yarısı, yani 299 seçim bölgesindeki direkt vekiller belirleniyor. İkinci oy (Zweitstimme) ile ise, geri kalan 299 milletvekili eyaletlerdeki listelerden partilerin oy oranlarına göre seçiliyor.

* Partilerin birinci ve ikinci oyları arasında ciddi bir fark olması durumunda ise ek milletvekilliği kazanma hakkı ortaya çıkıyor. 2013’te seçimlerinde bundan ötürü Federal Meclis’e toplam 631 milletvekili seçilmişti.

* Bir partinin milletvekili çıkarabilmesi için yüzde 5 barajını geçmesi gerekiyor. Ancak bir seçim bölgesinde birinci oylarda önde gelen aday, partisi ikinci oylarda yüzde 5 barajını geçemese de Federal Meclis’e girme hakkını kazanıyor.


Die Linke yüzde 10 bandında

24 Eylül’de yapılacak federal genel seçimlere dair en son INSA ajansı tarafından yapılan ankete göre, Hıristiyan Birlik partileri CDU ve CSU, yüzde 36,5’le birinci sırada. Martin Schulz’un başbakan adayı olduğu Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) ise oy oranı yüzde 23,5 olarak tespit edildi. Aynı ankette yabancı karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) adlı parti yüzde 11’le üçüncü sırada gelirken, Sol Parti (Die Linke) yüzde 10,5’le dördüncü parti görülüyor. Hür Demokrat Parti’nin (FDP) yüzde 9, Yeşiller’in ise yüzde 6 oyla Federal Meclis’e girecek diğer partiler olacağı öngörülüyor.

2013 seçimlerinde oy oranları ise şöyleydi: 

CDU/CSU: yüzde 41,5

SPD: yüzde 25,7

Die Linke: yüzde 8,6

Yeşiller: yüzde 8,4

FDP: yüzde 4,8

AfD: yüzde 4,7



YARIN:

* Sol Parti Berlin Eyaleti milletvekili adayı HAKAN TAŞ

* Hessen Eyaleti milletvekili adayı ACHİM KESSLER