Bir devlet muhalif gördüğü yurttaşlarını topluca katletmeye, kendi tankları ve toplarıyla kendi illerini ve ilçelerini bombalamaya, eline balyoz tutuşturduğu asker ve polisleri ile mezarlıkları yıkmaya başlamışsa, sonun başlangıcına gelinmiş demektir.
Türkiye’deki AKP iktidarının despotizm, Tayyip Erdoğan’ın diktatör olduğunu hala anlamayan, bu kadar yaşanmışlığa rağmen hala iktidarı makul davranmaya, vicdanlı ve ahlaklı olmaya davet eden geniş bir "tarafsızlar" cephesi var.
Oysa her şey çok açık.
Bütün iktidar gücünü ve karar mekanizmalarını tekeline alan Erdoğan, cumhurbaşkanlığı makamını, devletin pisliklerini içine akıttığı bir rögara dönüştürmüştür.
Tayyip Erdoğan yaptığı işlerin hukuka, yasalara uygun olmadığını çok iyi bilmekte, şimdilik cumhurbaşkanlığının yasalarla korunmuş hesap sorulmazlık zırhı ile korunmaktadır.
Bu korunma bittiği an işlediği suçların, yaptığı hırsızlık ve yolsuzlukların, faili olduğu katliamların yargılama konusu olacağını da çok iyi bilmektedir. Bu nedenle bütün gücünü ve motivasyonunu -mümkün olan en uzun süre neyse- tek kişilik iktidarını sürdürmeye harcamaktadır. İktidarı koruma ve sürdürme hırsı, bundan sonra da ona her türlü kötülüğü, vicdansızlığı ve zalimliği yaptıracaktır.
Tüm zorbaların ortak özelliğidir; öldürebileceği kadar öldürdükten ve kana doyduktan sonra kendisini öldürülmeye hazır hale getirmek.
Çünkü hırs, kendini ona kaptıran yöneticiyi potansiyel bir iblis haline getiren bir uyuşturucudur.
Bu uyuşturucu müptelası olmayan hiçbir diktatör yoktur.
Tarihteki örneklerine baktığımızda her diktatörlük, hırsının kurbanı olarak bir noktadan sonra haddini aşar ve kendi sonunu kendi elleriyle getirir.
Hitler, Mussoloni ve Franco’nun egoları ve hırsları onları evrensel bir imparatorluk yolculuğuna çıkarmış, fakat akibetleri kamyon kasalarında, samanlıklarda çaresizlik içinde geçen kanun kaçaklığı, yalnızlık içinde sonlanan ölüm ve intihar olmuştur.
Tayyip Erdoğan da görgüsüzlüğü, kibiri, Türk-islam megalomanisi ile iktidarının ilk yıllarında ciddi ciddi dünyayı dize getireceğine inanıyordu.
Yakın çevresi ve danışmanları da onu kah dünya lideri kah mesih ilan edince artık önü alınamaz bir hale geldi. Kendi çapında kendisine uygun bir diktatörlük inşa etmeye başladı.
Ortadoğu ve islam liderliği hayali Libya, Tunus, Mısır ve Suriye’deki halk ayaklanmaları ile tavan yapan Erdoğan; bu ülkelerdeki İhvan-ı Müslimin Hareketi eliyle sünni müslümanların liderliğine soyundu. İlişkide olduğu ve desteklediği kesimler kaybedince o da kaybetti.
Erdoğan’ın Ortadoğu ve dünya liderliği hayali, asıl sarsıcı ve ölümcül darbeyi Suriye’de yedi.
Erdoğan ve AKP Hükümetinin desteklediği El Kaide, El Nusra, DAİŞ gibi çeteler Kürt halkı karşısında bozguna uğradı.
Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olan Erdoğan’ın, Kürt halkına ve onun temsilcilerine bu kadar kini ve düşmanlığının altında bu gerçek yatıyor.
Tayyip Erdoğan’ın iktidar hırsı ve şişirilmiş egosunun hasılatı, Ortadoğu’da ve dünyada derin yalnızlığı, komşuları ile kötü ilişkiler ve pişmanlıkları ile tecrit edilmiş bir Türkiye’dir.
Her diktatör gibi Erdoğan da hikayeyi sürdürmek isteyecektir.
Saldırganlığı, acımasızlığı, vicdansızlığı, hukuk, yasa ve ahlak tanımazlığı hikayenin sonunu bilmesindendir.
Onun için Erdoğan ve diktatörlüğüne karşı çıkmak, siyasi bir tercih olarak HDP’yi desteklemekle sınırlı kalmamalıdır.
Önceki gün Ankara’da, Erdoğan’ın sarayının dibinde bu kuşatmanın ilk büyük adımı atıldı.
Ellerinde "savaş değil barış" yazılı pankart taşıyan insanlar, devletin burnunun dibinde bombalarla katledildiler.
Barış kuşatması diktatörlüğün yüzündeki maskeyi yırtıp alıyor; tedirgin ediyor, huzurunu bozuyor, uykularını kaçırıyor. Pervasızlıkları, panikleri ve saldırganlıkları bu korkunun dışa vurumundan başka bir şey değil.
AKP devletinin etrafındaki barış çemberi, kuyruğunu kaldırmış ve her an sokmaya hazır akrebin etrafındaki ateş çemberine dönüşüyor.
Onun için, Erdoğan ve AKP diktatörlüğünü oksijensiz bırakacak, nefes alamayacak duruma getirecek her türden kuşatmanın büyütülmesi gerekiyor.
Bu kuşatma ve barış ateşi biraz daha gürleşirse eğer akrep kendisini sokacak.