16 Nisan’da yapılacak referandum mitinglerine katılmak için Almanya’ya geleceği söylenen Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kamuoyunda çok büyük tepki var. 

Ancak Kürdistanlılar ve Türkiyelilerin Almanya’da insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işleyen Erdoğan’a suç duyurularında bulunması olayı farklı bir boyuta taşıyacak.

Kürdistanlıların suç duyurusunda bulunma ve bireysel başvuru yapma durumda hem Erdoğan’ın hareket alanı daralacak ve hem daha önce savaş suçlarına karşı yapılan hukuki girişimler güncellenmiş olacak.  

Cizre için cevap bekleniyor


Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) öncülüğünde geçtiğimiz yılın Haziran ayında Almanya’nın Karlsruhe kentinde Federal Savcılığa, Cizre’deki katliam için başta Erdoğan olmak üzere Türk devlet yetkileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. MAF-DAD’ın öncülük ettiği 208 sayfalık suç duyurusunda çok sayıda Alman akademisyen, milletvekili ve gazetecinin de imzaları var. 

Gazetemize demeç veren MAF-DAD Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Mahmut Şakar, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına karşı Almanya’da bireylerin suç duyurusunda bulunabilecekleri ve hukuki girişimler başlatabileceğini söyledi. 

Şakar şunları söyledi: "Karlsruhe’deki Federal Savcılığa yapılan suç duyurusuna şimdiye kadar cevap alınmadı. Başvuru güncelliğini koruyor. Nasıl bir sonuç çıkacak bilmiyorum ama sonuçta bu mekanizma herkese açık. Dava açma teknik olarak mümkün. Biz o zaman Cizre’de vahşete karşı suç duyurusunda bulunmuştuk. Daha sonra da Kürdistan’ın bir çok kentinde katliamlar ve hak ihlalleri oldu. Buna karşı mağdurlar, yakınları ve halk bir şey yapabilir tabii. Benzer şekilde Federal Başsavcılığa suç duyurusunda bulunabilirler. Teknik olarak Almanya’daki mekanizma çok geniştir. Akrabası olmak gerekmiyor ama biz o zaman iki kişinin akrabası burada olduğu için onlarla birlikte suç duyurusunda bulunduk. Kaldı ki suç duyurusunda bulunanların bir kısmı Almandır. Almanlar da imza atmıştı. Olayların hakkında bilgi vermek yetiyordu. Biz o zaman yoğun bir ön hazırlık yaptık. Çok sayıda belge topladık ondan sonra suç duyurusunda bulunduk." 

Zamanaşımına tabi değil

Bu gibi suç duyuruları ve hukuki girişimlerden "Nasıl olsa bir şey çıkmaz" dememek geriyor. İnsanlığa karşı suçlar ve savaş suçları uluslararası alanda da cezası olan suçlar. Bu suçlar, zamanaşımına tabi değil aynı zamanda diktatörlüğünü 16 Nisan’da ilan etmek isteyen Erdoğan’ın manevra alanı da açılan davalarla sınırlanmış olacak. Bugün büyük vahşetin altına imza atan Türk devlet yetkililerinin  çekindiği noktalar da bunlar.  

Mutlaka karşılarına çıkacak

Suç duyurusunda bulunmak isteyenlerin sabırlı olması gerektiğini de sözlerine ekleşen Şakar şöyle konuştu: "Bugün sonuç  almıyor gibi görünse de yarın veya gelecek bir zamanda bu davalar karşılarına çıkabilir. İnsanlığa karşı suçlar ve savaş suçları Kürdistan’da işlenen suçlardan iktidardaki kadrolar sorumludur.  Öyle bir noktaya gelecekler ki, bulundukları yerden çıkamayacaklar. Bu kesin. Nusaybin Korköy’de (Xerabê Bava) olduğu gibi vahşet devam ediyor. Kürdistan’daki katliamlar sürüyor. Referandumun tarihi yaklaştıkça katliamların artacağına dair kaygılarımız var. Bundan dolayı Kürdistanlıları, Erdoğan’ın Almanya’ya gelme ihtimalini gözönüne alması ve buna karşı hukuki girişimlerde bulunması gerekiyor."

Almanlar da suç duyurusunda bulundu

Cizre katliamıyla ilgili Erdoğan’a suç duyurusunda bulunan bazı Almanların adları ve meslekleri: MAF-DAD Yönetim Kurulu Başkanı hukukçu Heike Geisweid, gazeteci ve tarihçi Dierk- Eckhard Becker, Aalborg Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Susi Meret, Gothenburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Cordelia Hess, Sol Partili Avrupa Parlamento Milletvekili Andrej Hunko, Federal Milletvekili Harald Weinberg, Federal Milletvekili Ulla Jelpke, Hamburg Eyalet Milletvekili MartinDolzer, Federal Milletvekili İnge Höger, Hamburg Eyaleti Milletvekili İnge Hannemann, Nürnberg Eyaleti Pükümeti Müsteşarı Maria Padua, Hukukçu ve sosyolog Dejan Lazie, Sanatçı Esther Bejarano, Sanatçı Konstantin Wecker, Avukat Sigrid Töpfer, Avukat Ralph Monnek, Avukat Petra İsabel Schlagenhauf, Avukat Martin Lemke, Avukat Lisa Lührs. 


Bir şey çıkmaz dememeli 


Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi (KCDK-E) Eşbaşkanı Yüksel Koç, Kürdistan’daki savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan bizzat sorumlu olan Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’a karşı Avrupa’daki Kürdistanlıları bireysel davalar açması gerektiğini söyledi. 

Gazetemize konuşan Koç, açılan bireysel davalar ve bunların yaratacağı etkiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Tayyip Erdoğan’ın buraya gelmesinden bağımsız olarak da Türkiyeli, Kürdistanlı bütün demokratları, mağdurları kendisine karşı bireysel dava açma hakları var. Kendisine karşı daha önce açılmış davalar vardır ancak yetersizdir. Kürdistan’da yakınları katliama uğrayan, ya da Avrupa’da olup Türkiye veya Kürdistan’dayken işkence gören, işlerinden atılan binlerce ve yüzbinlerce insandan bahsediyoruz.  Öz yönetim direnişinde çocukları, eşleri katledilen, işlerinde atılan onbinlerce insan, barış akademisyenleri, sendikacılar, gazeteciler, iş hakkı feshedilen farklı mesleklerdeki insanlar, işkence tezgahlarında geçirilenler, ötelenen Aleviler, bütün bunların hepsi. Yine her ağzını açtığında mezhepleri inançları aşağılayan bir üslup kullanıyor, işkence ediyor. Bütün bunlar suç duyurusunda bulunmak için yeterli. Bu insanlarımızın mağduriyetini uluslararası mahkemelere taşıma hakları var. Bu haklarını mutlaka kullanmalılar."

Rahat hareket etmesin

"Bu davalardan bir şey çıkmaz" denmemesi gerektiğini önemle vurgulayan Koç, davalar ve suç duyuruları ile ortaya çıkabilecek gelişmeleri şu şekilde sıraladı: "İlk olarak bu zaten Erdoğan’ın  maskesi düşmüş, gerçek yüzü ortaya çıkmış hukuki girişimler, bu durumu daha da su yüzüne çıkartacak. İkinci olarak bunlar şimdi iktidarda bulundukları için devlet gücünü elinde bulunduruyor. Ancak iktidarda düşeceğiz zaman yaptıklarının hepsi karşısına çıkacak. İşte yoğun davalar açılırsa, hukukçular bu konuda gerekli girişimler başlatırlar o rahat hareket edemez, hatta yurtdışı çıkışları olmaz." 

Koç, Almanya Federal Hükümeti’nden farklı olarak Alman kamuoyu ve basınının Erdoğan’a karşı büyük bir tepki duyduğunu ve Almanya’ya gelmesini istemediğini söyledi. 

Koç Alman basını ve kamuoyunun Erdoğan’ın faşist uygulamalarını, Kürdistan’daki katliamları ve DAİŞ ile yaptığı ortaklıkla Paris, Brüksel ve Berlin’de katliam yapıldığını bildiğini ancak Federal Hükümet’in tüm bunların üstünü kapatmak istediğini söyledi. 


Binali’ye suç duyurusu

Almanya Parlamentosu Yeşiller Milletvekili Volker Beck, 

Türk Başbakan Binali Yıldırım hakkında Almanya'da ajanlık yaptığı öne sürülen DİTİB imamlarıyla ilişkili olduğu gerekçesiyle geçtiğimiz hafta suç duyurusunda bulunulmuştu.  Beck, merkezi Karlsruhe’de bulunan Federal Başsavcılık, Duisburg Savcılığı ile Binali Yıldırım’ın 18 Şubat’ta miting yaptığı Obernhausen polisine yazılı suç duyurusunda bulunmuştu. 


 Almanya’ya gelme zehirliyorsun

16 Nisan’da yapılacak referandumda tek adam diktatörlüğünü ilan etmek isteyen Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın Almanya’ya gelmemesi talebi her geçen gün büyüyor.

Nordrhein Westfalen Eyaleti Uyum Bakanı Rainer Schmeltzer,  aynı eyaletin İçişleri Bakanı Ralf Jäger’in de içinde olduğu çok siyasetçinin Erdoğan karşıtı kampanyaya Sosyal Demokratlar’ın (SPD) Başbakan Adayı Martin Schulz da katıldı. 

Böylece SPD, Almanya Sol Partisi ve Yeşiller Partisi’nden çok geniş bir kesim Erdoğan’ın referandum mitinglerine katılmak için Almanya’ya gelmesini istemiyor. 

30’dan fazla günlük gazetenin bağlı olduğu Yazı İşleri Ağı’na (RND) konuşan Schulz "Bütün komşu ve dost ülkelerin temsilcileri gibi Erdoğan’ın da Almanya’ya gelmesinin istendiğin" söylese de, "Ancak bunun koşulu, bir demokratik hukuk devletinde, bir hukuk devletiyle dostça ilişkiler içinde, kayıtsız şartsız demokratik kurallara riayet edilmesidir" diye konuştu. İlk cümlede diplomatik bir dili tercih eden Schulz, ikinci cümle ile Erdoğan’ın Almanya’ya gelme şartlarına sahip olmadığını da beyan etmiş oldu. 

Bir arada yaşamaya zarar veriyor 

Milletvekili ve eyalet hükümetlerinde yer alan bakanlar, Almanya Federal Hükümeti’nden Erdoğan’a bu ülkede istenmediğini bildirmesini istiyor. 

Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, Alman Haber Ajansı dpa’ya verdiği demeçte Federal Hükümetin Erdoğan’a 'Referandumdan önce Almanya'da istenmediğini açıkça bildirmesi' gerektiğini söyledi. 

Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Aydan Özoğuz Ruhr Nachrichten gazetesine yaptığı açıklamada, "Bu tür toplantılar Almanya’daki havayı zehirleyerek, barışçıl bir şekilde bir arada yaşamamıza zarar veriyor" derken, Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen de Alman hükümetinden Erdoğan’ın Almanya’da miting düzenlemesini engellemesini istedi. 

İmza kampanyası 

Öte yandan Alman ve Türk siyasetçiler, Erdoğan’a karşı imza kampanyası başlattı. Kampanya'nın adı Erdogan Non Grata  (İstenmeyen adam Erdoğan). Erdoğan’ın Almanya'da miting düzenlemesine karşı çıkan siyasiler tarafından başlatıldı. Kampanyanın "ErdoganNonGrata" isimli bir Facebook hesabı ve @ErdoganNonGrata isimli Twitter hesabı mevcut. Twitter'da da ayrıca #ErdoganNonGrata etiketiyle Erdoğan'a olan tepkilerini dile getiriliyor.


 HABER MERKEZİ